logo yeni

calisanlar2 copy

BAŞVURU TARİHİNDE SAHİP OLUNAN DİL ŞARTI SÜRESİNİN ATAMA SIRASINDA DOLMUŞ OLMASI

Aktif . Yayınlanma KPSS, Sınav ve Nitelikler

Özeti : Atama işlemlerinin başlatıldığı tarih de dahil olmak üzere başvuru tarihindeki tüm şartları taşıyan davacının sonradan yabancı dil belgesinin süresinin dolduğundan bahisle başvurusunun reddedilemeyeceği hakkında.

Danıştay 2.Dairesinin 06/04/2017 tarihli ve E: 2016/13213, K: 2017/2813 sayılı Kararı.

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...

Vekili     :

Karşı Taraf : Kültür ve Turizm Bakanlığı

Vekili     :

 İsteğin Özeti : Ankara 9. İdare Mahkemesince verilen 22/03/2016 günlü, E:2015/1249, K:2016/698 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Cevabın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

Danıştay Tetkik Hâkimi :

Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesince, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması isteği hakkında bir karar verilmeksizin işin gereği düşünüldü:

Dava; davalı idare bünyesinde kültür ve turizm uzmanı olarak görev yapan davacının, kültür ve tanıtma ataşesi olarak atanma istemiyle yaptığı başvurunun, yabancı dil belgesinin süresinin dolduğu gerekçesiyle reddine ilişkin 07/04/2015 günlü, 67103 sayılı işlemin iptali ve yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

Ankara 9. İdare Mahkemesince verilen 22/03/2016 günlü, E:2015/1249, K:2016/698 sayılı kararla; idarelerin, memurları belli bir kadroya atama konusunda takdir yetkisine sahip oldukları, bu yetkinin kullanılmasında kamu yararı ve hizmetin yürütülmesine ilişkin ihtiyacın dikkate alınacağı, yurtdışı sürekli göreve atanacak personelin yazılı ve sözlü sınava tabi tutulduğu, her ne kadar davacının yabancı dil seviyesini koruduğuna ilişkin belgeyi idareye sunduğu ve başvuru tarihinde mesleki yeterlilik için öngörülen 3 yıllık geçerlilik süresinin henüz dolmadığı görülmüş ise de, seçme sınavında başarılı olmanın personelin atanmasını zorunlu kılmadığı, idarenin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda atama yapıp yapmama hususunda takdir yetkisinin bulunduğu, bu sebeple, davacının atanma isteminin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.

Davacı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

657 sayılı Kanunun değişik 76. maddesinin birinci fıkrasında; "Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68'inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler." hükmü yer almaktadır.

13/01/2007 günlü, 26402 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yurtdışında Sürekli Görevlendirilecek Personel Hakkında Yönetmeliğin "Genel Şartlar" başlıklı 6. maddesinde; "Personelde aşağıdaki genel şartlar aranır:

a)657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48’inci maddesinde öngörülen genel şartları taşımak.

b)Kurumların teşkilat kanunlarında ve bu Yönetmelikte belirtilen istisnai hükümler hariç en az dört yıllık yükseköğretim mezunu olmak.

c)Yabancı dil bilmek ve mesleki yeterlilik sınavında başarılı olmak.

ç)Çalışmakta olduğu kurum bünyesinde en az üç yıl çalışmış veya kendi mesleki alanında doktor unvanını almış olmak.

d)Son üç yılda olumlu sicil almış olmak. aylıktan kesme ve daha ağır bir disiplin cezası almamış olmak.

e)Hizmetin gerektirdiği temsil yeteneğine sahip olmak." hükmüne yer verilmiş, aynı yönetmeliğin "Personel Seçimi" başlıklı 8. maddesinde; "Personel, kurumlar bünyesinde oluşturulan sınav komisyonları tarafından seçilir." hükmü, "Sınavların Geçerlilik Süresi" başlıklı 11. maddesinde ise; "Yabancı dil yeterlilik belgesi ve mesleki yeterlilik sınavı sonuçları üç yıl geçerlidir. " hükmü düzenlenmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğünde kültür ve turizm uzmanı olarak görev yapan davacının, 2012 yılında yapılan Yurtdışı Mesleki Yeterlilik Sınavının yazılı kısmında 86 puan alarak 1. olduğu, ardından katıldığı sözlü sınavda da başarılı olması üzerine hizmet içi eğitime alındığı, sonrasında, davalı idarece, davacının da içinde bulunduğu 17 kişilik atama kararnamesi düzenlendiği, davacının Tokyo Büyükelçiliği nezdinde çalışmak üzere kültür ve tanıtım ateşe yardımcılığı kadrosuna atanmasını öngören kararnamenin 18/07/2012 tarihinde Başbakanlığa gönderildiği, atama kararnamesinde adı bulunan bir kişinin atanma isteğinden feragati üzerine, 17/08/2012 tarihinde kararnamenin Bakanlığa iade edildiği, yeniden düzenlenen kararnamenin 04/09/2012 tarihinde yeniden Başbakanlığa gönderildiği, Başbakanlık tarafından, kararnamenin uygun görülmediği gerekçesiyle 07/02/2013 tarihinde Bakanlığa iade edildiği, bu arada, davacının Kasım 2012'de yabancı dil belgesinin süresinin dolduğu, ancak, 2013 ve 2014 yıllarında yeniden yabancı dil sınavına katılarak, aranan yabancı dil yeterlik kriterlerini sağladığı, diğer taraftan, davalı idarece 2013-2014 yılları içinde davacı ile aynı sınavda başarılı olan toplam 17 kişiden 12 kişinin atamasının yapıldığı, 3 kişinin atama isteğinden feragat ettiği, yalnızca davacı ve ... isimli kişinin atamasının yapılmadığı, davacının, sınav sonuçlarının üç yıl geçerli olması nedeniyle 2012 yılında kazanmış olduğu Yurtdışı Mesleki Yeterlilik Sınavının sonuçlarının geçerlik süresi dolmadan 27/03/2015 tarihinde davalı idareye başvurarak, kültür ve tanıtma ataşesi kadrosuna atanma talebinde bulunduğu, 07/04/2015 günlü, 67103 sayılı işlemle, atanma tarihinde yabancı dil belgesinin süresinin dolduğu gerekçesiyle başvurusunun reddedildiği anlaşılmaktadır.

Her ne kadar davalı idarece; davacının 2012 yılında kazandığı sınavda başarılı olması üzerine atama işlemleri başlatılmışsa da, henüz atama işlemleri tamamlanmadan Kasım 2012'de davacının yabancı dil belgesinin süresi dolduğu, öte yandan, sınavda başarılı olmanın tek başına atanmayı zorunlu kılmayacağı, bu konuda takdir yetkilerinin bulunduğu ileri sürülmekte ise de; başarı sıralaması itibariyle atanmaya hak kazanan davacının, atanma başvurusunda bulunduğu tarihte yabancı dil belgesini haiz olduğu, kaldı ki, 2013 ve 2014 yıllarında da yabancı dil sınavlarına katılarak atanmak için yeterli dil puanını aldığı, diğer taraftan, davalı idarece, davacının atanmasında kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık teşkil eden hususların varlığından bahsedilmediği gibi buna ilişkin bilgi ve belge de sunulmadığı görülmektedir.

Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri ''belirliliktir"tir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler, hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik, kişilerin hukuk güvenliğini korumakla birlikte idarede istikrarı da sağlar.

Bu kapsamda, belirlilik ilkesinin sonuçlarından biri olan haklı beklenti; idarenin, ister bir taahhüdü, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleridir.

Somut olayda, davacının atanmak istediği kadro için açılan yazılı ve sözlü sınavlardan başarılı olarak atanmaya hak kazandığı ve hatta atama işlemleri başlatılarak davacıya ilişkin atama kararnamesi düzenlendiği, ancak, sonrasında atamanın gerçekleşmediği göz önüne alındığında, davacının haklı beklenti içinde bulunduğu yadsınamayacaktır.

Bu durumda, kültür ve tanıtma ataşesi olarak atanma şartlarının tamamını sağlayan davacının atanma talebinin, hukuken kabul edilebilir bir nedene dayanmaksızın reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık; anılan işlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı mali ve özlük hakların ödenmesi istemiyle açtığı davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında ise hukuki isabeti görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile Ankara 9. İdare Mahkemesince verilen 22/03/2016 günlü, E:2015/1249, K:2016/698 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun temyize konu kararın verildiği tarih itibariyle yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, kullanılmayan 48,10 TL yürütmeyi durdurma harcının davacıya iadesine, tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde Danıştaya kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 06/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.