logo yeni

calisanlar2 copy

HAPİS CEZASININ HAKİM ADAYLIĞINA ETKİSİ

Aktif . Yayınlanma Aday Memur

Özeti : Kanun koyucunun asıl amacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 8/h maddesinde belirtilen suçlardan mahkum olanların veya anılan suçlar nedeniyle haklarında soruşturma veya kovuşturma bulunanların hakimlik mesleğine alınmasını engellemek olduğu göz önüne alındığında, hakkındaki soruşturma veya kovuşturma nedeniyle adaylığa baştan itibaren atanmayanların, soruşturma veya kovuşturmanın lehlerine veya maddede yer alan mahkumiyet sürelerinden daha kısa süreli bir hapis cezasıyla ya da hapis cezasından başka bir ceza ile sonuçlanması halinde, kanun koyucunun, aynı Kanunun 12. maddenin son fıkrasındaki açık iradesi doğrultusunda adaylığa atanmalarına hukuki bir engel bulunmadığı hakkında.

Danıştay 5. Dairesinin 28.11.2017 tarihli ve E: 2016/18781, K: 2017/23471 sayılı Kararı.

Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): Adalet Bakanlığı

Karşı Taraf (Davacı) : ...

İstemin Özeti : Ankara 18. İdare Mahkemesinin 23.6.2014 tarih ve E:2014/162, K:2014/950 sayılı kararının, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti             : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi       : .....

Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

Dava, Avukatlık mesleğinden adli yargı hakim ve savcı adaylığına geçmek için açılan sınavın 5.10.2013 tarihinde yapılan yazılı kısmı ile 9.12.2013-  20.12.2013 tarihleri arasında yapılan sözlü kısmını geçerek hakim adaylığına atanmaya hak kazanan davacının, 31.1.2014 tarihli "Ankara Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığında Göreve Başlayacaklar" listesinde ismine yer verilmemesi suretiyle hakim adaylığına atanmamasına ilişkin davalı İdare işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

Ankara 18. İdare Mahkemesinin 23.6.2014 tarih ve E:2014/162, K:2014/950 sayılı kararıyla; dava konusu işleme dayanak olarak gösterilen soruşturma sonucunda, İstanbul Anadolu 7.Sulh Ceza Mahkemesinin 21.2.2014 tarih ve E:2012/1048, K:2014/192 sayılı kararı ile davacının "hakaret" fiili nedeniyle 7.080,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sonuç olarak davacının üç aydan fazla hapis cezası ile cezalandırılmadığı ve 21.2.2014 tarihi itibarıyla davacı hakkında devam eden bir kovuşturma bulunmadığından anılan soruşturma gerekçe gösterilerek davacının hakim adaylığına atanmamasına ilişkin dava konusu işlemde, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşmeler ile Anayasada yer alan masumiyet karinesine uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle işlem iptal edilmiştir.

Davalı idare, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun "Adayların nitelikleri" başlıklı 8.maddesinin (h) bendinde; "Taksirli suçlar hariç olmak üzere, üç aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı bir suçtan veya kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak veya bu suçlardan veya taksirli suçlar hariç olmak üzere üç aydan fazla hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir fiilden dolayı soruşturma veya kovuşturma altında olmamak." adaylığa atanmak için gerekli şartlar arasında sayılmıştır.

Aynı Kanunun "Adaylık süresi içinde göreve son verme" başlıklı 12. maddesinin son fıkrasında ise, "Haklarındaki soruşturma veya kovuşturma nedeniyle adaylıklarına son verilenlerden takipsizlik kararı veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair karar veya beraat hükmü verilenler, Kanunda belirtilen niteliklere sahip olmaları koşuluyla yeniden adaylığa alınabilirler" hükmü yer almaktadır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Hakaret" başlıklı 125. maddesinin 1. fıkrasında, "Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.", 3. fıkrasının (a) bendinde, hakaret suçunun; "kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi hâlinde" cezanın alt sınırının bir yıldan az olamayacağı, 4. fıkrasında, "hakaretin alenen işlenmesi halinde" cezanın altıda biri oranında artırılacağı hükmü düzenlenmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, Avukatlık mesleğinden adli yargı hakim ve savcı adaylığına geçmek için açılan sınavın 5.10.2013 tarihinde yapılan yazılı kısmı ile 9-20.12.2013 tarihleri arasında yapılan sözlü kısmını geçerek atanmaya hak kazanan davacının, adayların 31.1.2014 tarihinde Ankara Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığında göreve başlaması gerektiğine ilişkin 21.1.2014 tarihli davalı idarenin duyurusu üzerine yaptığı göreve başlama talebine rağmen, hakkında "hakaret" eylemi nedeniyle ceza yargılaması bulunduğu ve ceza yargılamasına konu eyleminin2802 sayılı Kanunun 8/h maddesi kapsamında bulunduğundan bahisle Ankara Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığında bulunan göreve başlayacak adaylar listesinde ismine yer verilmemek suretiyle göreve başlatılmamasına ilişkin 31.01.2014 tarihli davalı idare işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle temyize konu davayı açtığı, dava devam etmekte iken yargılandığı ceza davasının sonuçlandığı ve davacının 7.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, dolayısıyla davacının sonuç olarak 2802 sayılı Kanunun 8/h maddesi anlamında hakim adaylığına atanmaya engel hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılmadığı anlaşılmaktadır.

2802 sayılı Kanunun adaylığa ilişkin hükümleri incelendiğinde, anılan Kanunun "adayların nitelikleri" başlıklı 8. maddesinin (h) bendinde, taksirli suçlar hariç olmak üzere 3 aydan fazla hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektirecek bir eylem nedeniyle soruşturma veya kovuşturma altında olmamayı hakim adaylığına atanabilme şartları arasında düzenlemiş, "Adaylık süresi içinde göreve son verme" başlıklı 12. maddesinin son fıkrasında ise, haklarındaki soruşturma veya kovuşturma nedeniyle adaylıklarına son verilenlerden takipsizlik kararı veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair karar veya beraat hükmü verilenlerin Kanunda belirtilen niteliklere sahip olmaları koşuluyla yeniden adaylığa alınabilecekleri hüküm altına alınmıştır.

Her iki madde birlikte değerlendirildiğinde, 12. maddenin son fıkrasında, adaylığa atandıktan sonra herhangi bir soruşturma veya kovuşturma nedeniyle adaylığına son verilenlerin, anılan soruşturma veya kovuşturmanın lehlerine sonuçlanması halinde yeniden adaylığa alınabileceği açıkça düzenlendiği halde, 8/h maddesi kapsamında adaylığa atanmaya engel soruşturma veya kovuşturmanın ilgililerin lehine veya maddede yer alan mahkumiyet sürelerinden daha kısa süreli bir hapis cezasıyla ya da hapis cezasından başka bir ceza ile sonuçlanması halinde, ilgililerin adaylığa atanıp atanmayacağı hususunda açık bir hüküm bulunmadığı görülmektedir.

Bununla birlikte, kanun koyucunun asıl amacının 8/h maddesinde belirtilen suçlardan mahkum olanların veya anılan suçlar nedeniyle haklarında soruşturma veya kovuşturma bulunanların hakimlik mesleğine alınmasını engellemek olduğu göz önüne alındığında, hakkındaki soruşturma veya kovuşturma nedeniyle adaylığa baştan itibaren atanmayanların, soruşturma veya kovuşturmanın lehlerine veya maddede yer alan mahkumiyet sürelerinden daha kısa süreli bir hapis cezasıyla ya da hapis cezasından başka bir ceza ile sonuçlanması halinde, kanun koyucunun 12. maddenin son fıkrasındaki açık iradesi doğrultusunda adaylığa atanmalarına hukuki bir engel bulunmamaktadır.

Bu durumda, hukuki dayanaktan yoksun olan dava konusu işlemde hukuka uyarlık, anılan işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise belirtilen gerekçe ile hukuka aykırılık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddiyle Ankara 18. İdare Mahkemesinin 23.6.2014 tarih ve E:2014/162, K:2014/950 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerine bırakılmasına, kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.