logo yeni siyah

ÖĞRETMENLERİN NÖBET TUTMAMA EYLEMİNE ILO SÖZLEŞMELERİ AÇISINDAN BAKIŞ

Aktif . Yayınlanma Sizden Gelenler

ogretmen 4Öğretmenlerin nöbet tutmama eylemine ILO sözleşmeleri açısından bakış:

Sendikalar arka arkasına nöbet tutmama eylem kararı alıyor. Yüz binlerce öğretmen nöbet tutmuyor. Bakanlık köşeye sıkışıyor. Her nöbet hizmetine ek-ders vermek zorunda kalacaklar ancak nöbet eyleminin öğretmenin cebine kazanım olarak yansımasına kadar geçecek süreçte çok fazla bilgi kirliliği yaşandı ve yaşanıyor. Eylem üzerine fikri olan olmayan herkes konuşuyor. Ömründe iki satır yönetmelik açıp okumamış çoğu kişi, bilmiş bilmiş ahkâm kesiyor. Sanki tüm eylem kendini bilmez üç beş kişinin dediklerine göre şekillenecek. Hangi pozisyonda kamu görevi yürüttüğünüzün önemi yok; ortada kanun, kural var; ne diyorsa herkes uymak zorunda! Sorunlar işkembeden konuşarak çözülmez!

Uluslararası antlaşmaların hükmü nedir, eğitim koluyla ne bağlantısı var mıdır; diye merak edebilirsiniz. Neticede ülkemiz çok sayıda uluslararası örgüte üye… ILO diğer adıyla Uluslararası Çalışma Örgütü de bunlardan biri… Türkiye’ nin imza koyduğu ILO sözleşmeleri veya diğer uluslararası sözleşmeler 1982 Anayasası’ nın ‘‘Milletlerarası Antlaşmaları Uygun Bulma’’ başlıklı 90. maddesine göre değerlendirilmelidir. Mezkûr maddede uluslararası antlaşmaları 1 yıl içinde TBMM’ nin onaylaması gerektiği belirtiliyor. Maddenin devam eden fıkrasında ‘‘Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi’ ne başvurulamaz. Usûlüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.’’ denilmektedir. Görüldüğü üzere uluslararası antlaşmalar, iç hukukumuzun bir kanunu olup ihtilâflı durumlarda daha eftâldirler. (Ek bilgi olarak belirtmek istiyorum: Ülkemiz ILO’ nun 189 sözleşmesinin 53’ ünü imzalayarak yürürlüğe koydu.)

Öğretmenlere revâ görülen nöbet, hizmet veya görevden ziyade angaryadır; fazladan çalıştırmadır. Nöbet günümüz insanına dayatılan çağdaş bir köleliktir. ILO sözleşmelerinde angarya ve ücrete tabi olmadan fazladan çalıştırmayla ilgili birçok hüküm bulunuyor. Kanunlarımıza göre yasal çerçevede devam eden nöbet ve eylemini ILO sözleşmelerine göre masaya yatıracağım. Bakalım ortaya neler çıkacak:

1930 tarihli, 29 Nolu Cebrî ve Mecburî Çalıştırmaya İlişkin Sözleşme’ nin daha ilk maddesinde ‘‘Örgütün sözleşmeyi onaylayan her üyesi, mümkün olduğu kadar kısa sürede her ne şekil altında olursa olsun cebrî veya mecburî çalıştırmanın kaldırılmasını taahhüt eder.’’ hükmü bulunuyor! 5. maddesinde ‘‘Cebrî veya mecburî çalıştırma imkânı veren hükümler ihtiva eden imtiyazlar, mevcut olduğu takdirde söz konusu mümkün olan süratle feshedilecektir.’’ deniliyor. 1982 Anayasası’ nın zorla çalıştırma yasağına değinilen 18. maddesine karşın 657 sayılı DMK, bu sözleşme yürürlüğe girmesinden 33 sene önce yayınlanmasına rağmen sözleşme hükümleri dikkate alınmayarak öğretmene nöbet angaryası revâ görülüyor!

(Not olarak belirtmekte fayda görüyorum: 29 nolu metin, ILO’ nun temel sözleşmelerindedir. Örgütün toplam 189 sözleşmesinin sadece 8 tanesi temel sözleşme statüsüne yükseltilmiştir.)

Normalde ILO sözleşmelerinde memur kelimesi çok geçmez, 155 sayılı sözleşmede bu duruma şöyle açıklık getirilmiştir: ‘‘Bu sözleşmede geçen işçiler terimi, kamu çalışanları dâhil olmak üzere istihdam edilen bütün kişileri kapsar.’’ şeklinde tanımlanmıştır ki sözleşmelerde işçi kelimesinden hem işçileri hem de memurları anlamalıyız. Bunu neden belirttiğimi merak etmiş olabilirsiniz. Cebrî ve Mecburî Çalıştırmaya İlişkin Sözleşme’ nin 11. maddesinde çok ilginç bir kavrama yer verilmiş: İşçi kelimesini kullanmadan öğretmen ve öğrenciden bizzat bahsediliyor ve sanki tam da nöbet angaryasına atıfta bulunuluyor. Madde şöyle: ‘‘Öğretmenler, öğrenciler ve genel olarak idarî personel cebrî veya mecburî çalıştırmadan muaf tutulmalıdır.’’ Herhalde bir madde daha net ve daha sert olamazdı!

Mezkûr sözleşmenin bir sonraki yani 12. maddesinde ILO, işçinin cebrî ve mecburî çalıştırmaya maruz kalabileceği en fazla sürenini 60 gün olabileceğini belirtiyor. 13. madde ise yine nöbet eylemi için biçilmiş kaftan, şöyle deniyor: ‘‘Mecburî çalıştırılma, normal çalışma saatleriyle aynı ölçüde ücretlendirilmelidir.’’ Yani ILO diyor ki ‘‘Ey MEB, öğretmenlerin nöbet görevi angaryadır; normal ek-ders saati kaç paraysa nöbet için de o kadar para ödemelisin!’’ ILO bu hükme 1930 yılında varmış ama bizimkiler 2015 olmuş daha anlamamışlar.

14. maddede ‘‘Cebrî veya mecburî çalıştırmanın ücreti nakit olarak ödenmeli.’’ şeklinde ücretlendirme açılımı yapılıyor.

Belki aklınızdan 85 sene önceki sözleşmeyi kim bilecek, sorusu geçmiş olabilir. ILO zorla çalıştırmaya dair 1957 tarihli, 105 Nolu Zorla Çalıştırmanın Kaldırılması Sözleşmesi’ ni yayınlıyor. Bu sözleşme de ILO’ nun temel 8 sözleşmesinden biridir. İlk maddede ‘‘Örgütün bu sözleşmeyi onayan her üyesi, cebrî veya mecburî çalıştırmayı men etmeyi ve hiçbir şekilde cebrî veya mecburî çalıştırmaya başvurmamayı taahhüt eder.’’ denilmektedir. İkinci maddede de aynı hüküm bulunuyor: ‘‘Üye devletler zorla çalıştırmanın derhal ve tamamen kaldırılmasını taahhüt eder.’’

Temel sözleşmelerden olan 1949 tarihli, 95 Nolu Ücretin Korunması Hakkındaki Sözleşme’ de ücret üzerine açıklamalar yer alıyor. İşçinin yaptığı çalışmanın kesinlikle ücretlendirilmesi gerektiği belirtilerek 5. maddede ‘‘Ücret doğrudan doğruya ilgili işçiye ödenecektir.’’ hükmü yer alıyor. Şu demek oluyor ki nöbetin ücreti olmalı ve ücret nöbet tutan öğretmene ödenmelidir.

Aynı hüküm temel sözleşmelerden olan 1951 tarihli, 100 Nolu Eşit Ücrete İlişkin Sözleşme’ nin tanımlamaların yapıldığı ilk maddesinde geçiyor: ‘‘Ücret ifadesi, işçinin çalıştırılması nedeniyle işveren tarafından kendisine nakdi olarak doğrudan doğruya ödenen bütün menfaatleri içine alır.’’

1964 tarihli, 122 Nolu İstihdam Politikası Sözleşmesi’ nde de aynı minvâlde cümlelere yer verilmiş. Dikkat edilmesi gereken şu ki çalışmanın karşılığı olmalı, çalışana nakit olarak ödenmeli. Ülkemizin bu sözleşmeleri imzaladığını hatırlatmaya gerek duymuyorum.

Temel sözleşmelerden olan 1948 tarihli, 87 Nolu Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkınız Korunmasına İlişkin Sözleşme’ nin 4. maddesi nöbet kırıcılığa soyunmuş müdürlere ithâf edilmiş: ‘‘Çalışanların örgütleri veya faaliyetleri men edilmeye tabi tutulamazlar.’’

1971 tarihli, 135 Nolu İşçi Temsilcileri Sözleşmesi de aynı doğrultuda hükümlerden oluşuyor.

1978 tarihli, 151 Nolu Kamu Hizmeti Sözleşmesi’ nin 4/b maddesinde ‘‘Bir kamu görevlisine sendikasının faaliyetlerine katılması nedeniyle zarar verilemez.’’ deniliyor.

1982 tarihli, 158 Nolu Hizmet İlişkine Son Verilmesine Dair Sözleşme’ nin 5/a maddesinde ‘‘Sendikal faaliyetlere katılma, hizmet ilişkisine son vermek için geçerli bir neden teşkil etmez.’’ hükmüne varılmıştır. Daha Türkçesi, sendikal eylemlerin önüne geçmek yasal suçtur!

1958 tarihli, 111 Nolu İş ve Meslek Sözleşmesi’ nin ilk maddesi, 1982 Anayasası’ nın ‘‘Kanun Önünde Eşitlik’’ başlığını taşıyan 10. maddesine benziyor. Temel sözleşmelerden olan bu metinde ‘‘ayrım’’ kavramı tanımlanırken öyle bir ifade kullanılıyor ki aynı işi yapanların aynı muameleye tabi tutulması gerektiği belirtiliyor. Tam hüküm şu: ‘‘Ayrım; meslekte tabî olunacak muamelede eşitliği yok edici, bozucu etkisi olan her türlü ayrılık gözetme, ayrı tutma veya üstün tutmayı ifade eder.’’ Kamuda görev yapan tüm devlet memurları ek işleri ve nöbetleri sebebiyle ücret alırken öğretmenlere nöbetleri için ücret verilmemesi, mezkûr ILO sözleşmesiyle çelişiyor.

(Sözleşmelerde zorla çalışmalar, ücret, eşitlik, angarya hakkında özlük ve ekonomik hakların iyileştirilmesi yönünde çok sayıda hüküm bulunuyor. Diğer sözleşmelerden örnekler vermek ve sizleri sıkmamak adına hepsini teker teker alıntılamadım.)

Şimdi gelelim değerlendirmeye: Ey nöbet eylemi yapan öğretmen arkadaşlarımıza soruşturma açabilecekmişçesine yazılar tebliğ ederek eylemi kırmaya çalışan idareciler; gördüğünüz üzere ILO sözleşmelerinde nöbet eyleminin yasallığı, fazladan ücretsiz çalıştırmanın doğru olmadığı, ek çalışmalar için ücretlendirmenin gerektiği açıkça belirtiliyor. Hadi tut ki yine de anlamadın, olur kimi insan biraz kalın kafalıdır haa deyince anlamaz, nöbet eylemindeki öğretmen arkadaşıma disiplin yaptırımı uyguladın. İdare, Bölge İdare Mahkemeleri ile Danıştay’ ın böyle durumlarda önceliğinin uluslararası antlaşmalar yani ILO sözleşmeleri olduğunu bil de havanda su dövme, sonra çok rezil rüsvâ olursun!

Yücel ÖNDER

Türk Eğitim-Sen

Esenler İlçe Başkanı

 

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.