logo yeni siyah

MÜDÜR VEKİLİ OLAN VHKİ’YE VEKALET ÜCRETİ NEDEN ÖDENMEDİ?

Aktif . Yayınlanma Ücret

vhki-müdürMüdür kadrosunda vekaleten görevlendirilen Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeninin, vekâlet ücretinden yararlanmak amacıyla yaptığı başvurunun reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadı.

Kastamonu İli Abana Tapu Sicil Müdür Vekilliği görevini yürütmek üzere görevlendirilen Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni, söz konusu göreve ait vekâlet ücretinden yararlanmak amacıyla yaptığı başvurusunun reddedilmesi üzerine konuyu idari yargıya taşımıştı.

Davaya bakan Kastamonu İdare Mahkemesi, “Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinin 6/a maddesine göre, Tapu Sicil Müdürü kadrosuna atanabilmek için en az dört yıllık yüksekokul mezunu olmak gerektiği, davacının ise iki yıllık ön lisans mezunu olduğu, dolayısıyla, anılan göreve asaleten atanma şartlarını taşımadığı, bu durumda, söz konusu göreve ilişkin vekalet ücreti ve tazminatlardan yararlandırılmasına olanak bulunmadığı” değerlendirmesinden hareketle, ilgiliye vekalet ücreti ödenmemesinde hukuka aykırılık görülmediğine karar vererek davayı reddetmişti.

Davacının; vekalet görevine ait ücret ve tazminattan yararlanabilmesi için iki yıllık ön lisans mezunu olmasının yeterli olduğunu öne sürerek Mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemesi üzerine konuyu temyiz aşamasında görüşen Danıştay 2. Dairesi, davacı tarafından ileri sürülen hususların, İdare Mahkemesi kararının davanın esastan reddine ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğine ve temyiz talebinin reddine Karar verdi.

Vekalet ücreti ödenmesi konusunda; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda, 666 sayılı KHK ile belirlenen ek ödeme düzenlemesinde, Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan yan ödeme(zam ve yazminat) kararnamelerinde, asilde aranan şartlara sahip olmadan bir görevi yürüten personele ödeme yapılmasına ilişkin herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Konuya ilişkin haberimiz için tıklayınız...

Söz konusu Karar:

T.C.

DANIŞTAY

İKİNCİ DAİRE

ESAS NO     : 2009/1830

KARAR NO: 2013/2301

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN ( DAVACI):

KARŞI TARAF (DAVALI): TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ  - ANKARA

İSTEĞİN ÖZETİ : Kastamonu İdare Mahkemesi'nce verilen 15.12.2008 günlü, E.2008/434,  K.2008/642 sayılı kararın; dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

CEVABIN ÖZETİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ DÜŞÜNCESİ: İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmüştür.

DANIŞTAY SAVCISI DÜŞÜNCESİ: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay ikinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:

Dava, Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni olan ve Kastamonu İli, Abana Tapu Sicil Müdür Vekilliği görevini yürütmek üzere görevlendirilen davacının, söz konusu göreve ait vekâlet ücretinden yararlanmak amacıyla yaptığı başvuranını reddine ilişkin işlemin iptali ile belirtilen görev nedeniyle ödenmesi gereken tazminatların hak ettiği günden itibaren ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

Kastamonu İdare Mahkemesi'nin 15.12.2008 günlü, E:2008/434, K:2008/642 sayılı kararıyla; süregelen etkiler doğuran bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararların tazmini istemiyle açılan davalarda; hesaplanacak zararın başlangıç tarihinin, işlemin ilk tesis edildiği yâda ilk uygulandığı tarihten itibaren süresi içinde dava açılmayan hallerde, ilgililerin bu zararlarının ödenmesi istemiyle idareye başvurdukları tarih olduğu konusunda kuşku bulunmadığı, buna göre, davacının, 21.11.2007 tarihinde Müdürlük görevine vekâleten görevlendirildiği ve bu göreve ilişkin vekalet ücretinin ödenmesi amacıyla 23.6.2008 tarihinde davalı idareye başvurduğu dikkate alındığında, bu tarihten önceki kısma ilişkin talebinin 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. ve 10. maddeleri uyarınca süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı, davanın, 23.6.2008 tarihinden sonraki kısmına gelince, 16.7.2003 günlü, 25170 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinin 6/a maddesine göre, Tapu Sicil Müdürü kadrosuna atanabilmek için en az dört yıllık yüksekokul mezunu olma şartının yer aldığı, davacının iki yıllık ön lisans mezunu olduğu, dolayısıyla, anılan göreve asaleten atanma şartlarını taşımadığı, bu durumda, söz konusu göreve ilişkin vekalet ücreti ve tazminatlardan yararlandırılmasına olanak bulunmadığından davalı idarece tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen süre aşımı nedeniyle, kısmen de esastan reddine karar karar verilmiştir.

Davacı; davanın süresinde açıldığını öte yandan vekalet görevine ait ücret ve tazminattan yararlanabilmesi için iki yıllık ön lisans mezunu olmasının yeterli olduğunu öne sürmekte ve Mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Dava dosyasının incelenmesinden, Veri Hazırlama ve Kontrol İmletmeni olan davacının, Tapu ve Kadastro XIX. Bölge Müdürlüğünün 28.11.2007 günlü Olura ile, 21.11.2007 tarihinden itibaren Kastamonu ili, Abana Tapu Sicil Müdür Vekilliği görevini yürütmek üzere görevlendirildiği, söz konusu göreve ait vekalet ücretinden yararlanmak amacıyla 23.6.2008 tarihli dilekçe ile yaptığı başvurunun dava konusu işlemle reddi üzerine de görülmekte olan davayı açtığı anlaşılmıştır.

2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesinde idari işlemlerden doğan zararların karşılanması amacıyla açılacak tam yargı davalarının açılma yöntem ve süresi gösterilmiştir.

"İptal ve Tam Yargı Davaları" başlığını taşıyan 12. maddede; "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay’a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." hükmü yer almakta olup, anılan maddenin yollamada bulunduğu ve "Üst makamlara başvurmayı düzenleyen 11. maddede; "İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda yer alan hükümlerle, bir idari işlemin uygulanmasından dolayı ortaya çıkan zararın tazmini istemiyle, zararın doğduğu tarihten itibaren altmış gün içinde doğrudan ya da 11. madde gereğince idareye başvurularak, verilecek cevap üzerine tam yargı davası açılabilmesine olanak tanınmıştır.

Uyuşmazlık konusu olayda olduğu üzere, vekalet ücreti ödemesinden kaynaklanan ve süreklilik arz eden parasal ödemeler ile ilgili olarak belli bir uygulama tarihi esas alınarak istekte bulunulan davalarda, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesine göre uygulama tarihinden itibaren 60 gün içinde; uygulama üzerine davacı idareye başvurmuş ise 12. maddenin göndermede bulunduğu 11. maddeye göre idarenin bu başvuruya cevap vermemiş olduğu hallerde uygulama tarihinden itibaren en geç 120 gün, idarenin cevap verdiği durumlarda ise uygulama tarihinden başvuru tarihine kadar geçen süre de hesaba katılmak koşuluyla cevabın davacıya tebliğ tarihinden itibaren toplam 60 gün içinde idari davanın açılmış olması gerekir.

Başka bir anlatımla dava, başvuruya cevap verilmeyen hallerde davacının idareye başvurduğu tarihten önceki son uygulama tarihinden itibaren 120 gün geçirilmeden açılmış ise, davanın açıldığı tarihten geriye doğru 120 günü geçmemek koşuluyla, başvuru tarihinden geriye doğru 60 günlük süre içindeki "ilk uygulama" esas alınarak davacı isteminin esasının incelenmesi gerekecek; davacının idareye başvurduğu tarihten önceki son uygulama tarihinden itibaren 120 günlük, ya da idarenin cevabının tebliğ tarihinden itibaren, başvuru tarihine kadar işlemiş süreyle birlikte 60 günlük süreler geçtikten sonra açılmış olan davalarda ise ancak, dava tarihinden geriye doğru 60 günlük süre içinde kalan ilk uygulamadan başlayan zararın tazminine ilişkin istek incelenebilecektir.

Bu durumda, davacının vekâlet ücretinde yararlandırılmaması halinin her ay itibariyle devam ettiği, anılan ücretin ödenmesi istemiyle 23.06.2008 tarihinde yaptığı başvurunun 9.7.2008 tarihli işlemle reddi üzerine de 21.7.2008 tarihinde kayda giren dilekçe ile iş bu davayı açtığı dikkate alındığında, yukarıda yapılan açıklamalara göre başvuru tarihinden geriye doğru 60 günlük süre içindeki ilk uygulama tarihinden öncesine ilişkin olarak davanın süresinde olmadığı, bu tarihten sonrasına yönelik olarak ise süresinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Bununla birlikte, idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığına bağlı olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar, İdare Mahkemesi kararının davanın esastan reddine ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Kastamonu İdare Mahkemesi'nce verilen 15.12.2008 günlü, E:2008/434, K:2008/642 sayılı kararın, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin hüküm fıkrasının yukarıda yer alan gerekçeyle, esastan reddine dair kısmının ise aynen onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına, tebliğ tarihini izleyen on beş gün içinde Danıştay'a kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 16.4.2013 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi.

Sitemizden yapılan alıntılara "memurunyeri.com" şeklinde link verilmesi gereklidir.

memurunyeri

 

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.