logo yeni

EMNİYET PERSONELİNİN BİR KISMI BUGÜNDEN İTİBAREN SENDİKAL FAALİYETTE BULUNABİLECEK

Aktif . Yayınlanma Sendika

sendika2Emniyet teşkilatında çalışan personelin sendika kurmasını ve kurulmuş sendikalara üye olmasını yasaklayan Kanun düzenlemesini kısmen iptal eden Anayasa Mahkemesi  Kararı Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Bugün itibariyle, emniyet teşkilatında polislik mesleğinden sayılmayan (sivil) personelin sendikal faaliyetlerinin önündeki engel kalkmış oldu.

Anayasa Mahkemesi, 29.1.2014 tarihli oturumundan, Emniyet Teşkilatı mensuplarının sendika üyesi olmasını ve sendika kurmasını yasaklayan düzenlemenin Anayasaya aykırılığı konusunu görüşmüş ve;

**Emniyet Hizmetleri Sınıfına dahil personelin sendika kurma ve sendika üyesi olmasını yasaklayan düzenlemeyi Anayasaya aykırı bulmamıştı.

**Diğer hizmet sınıflarına dahil personelin sendika kurmasını ve sendika üyesi olmasını yasaklayan düzenlemeyi Anayasaya aykırı bularak,  emniyet teşkilatındaki sivil personelin sendika kurabilmesinin ve kurulmuş sendikalara üye olabilmesinin önünü açmıştı.

İptal edilen hüküm

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Sendika üyesi olamayacaklar” başlıklı 15 inci maddesinde, kimlerin sendika kuramayacağı ve kurulmuş sendikalara kimlerin üye olamayacağı sayılmış  ve bunlar arasında (j) bendinde “Emniyet hizmetleri sınıfı ve emniyet teşkilâtında çalışan diğer hizmet sınıflarına dahil personel”e de yer verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, 4688 sayılı Kanun’un 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde yer alan;

-“Emniyet hizmetleri sınıfı…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına Karar vermişti.

-“…ve emniyet teşkilâtında çalışan diğer hizmet sınıflarına dahil personel…”  ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna Karar vererek İPTAL etmişti.

Bugün yürürlüğe giren iptal hükmü 

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı : 2013/130 Karar Sayısı: 2014/18 Karar Günü: 29.1.2014

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara 9. İş Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU : 25.6.2001 günlü, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 15. maddesinin, 4.4.2012 günlü, 6289 sayılı Kanun'un 31. maddesinin (b) bendiyle değiştirilen birinci fıkrasının (j) bendinin Anayasa'nın 5., 11., 13. ve 51. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

Emniyet Genel Müdürlüğü merkez ve taşra teşkilatında çalışan tüm emniyet hizmetleri sınıfı mensupları ile emniyet teşkilatındaki diğer tüm hizmet sınıflarında çalışan personelin ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak üzere kurulan sendikanın yok hükmünde olduğunun tespiti istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

II- İTİRAZIN GEREKÇESİ

Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:

"Sendika kurma hakkını düzenleyen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 'nın 51. maddesi 'Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden tin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına

sahiptir.............. ' esası ile sendika kurma hakkını temel bir hak olarak kabul etmiştir.

Sınırlandırmayı ise istisnai bir düzenleme olarak;

'Sendika kurma hakkı ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.

Sendika kurma hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir...' esası ile kabul etmiştir. Kamu görevlileri için de;

'İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir.' düzenlemesi getirilmiş, bu hükme dayalı olarak da, 12.7.2001 tarih, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu yürürlüğe konulmuştur. Bu Kanunun 15. maddesi sendika kuramayacak meslek guruplarını belirlemiştir. Davacı tarafın dayanağı olan bu düzenleme, bazı meslek guruplarına hiçbir şart altında sendika üyesi olamayacakları esasım getirmiştir. Nitekim Kanunun 15/j maddesi emniyet hizmetleri sınıfı ve emniyet teşkilatında çalışan diğer hizmet sınıflarına dahil personelin de sendika üyesi olamayacağını kabul etmiştir.

Oysa gerek Anayasa'nın 51. maddesi gerek iç hukuk kuralı haline gelen 25.11.1992 tarihli 87 sayılı İLO sözleşmesi ile aynı tarihli 151 sayılı İLO sözleşmesi de sendika kurma hakkını temel bir hak olarak kabul ederken, 87 nolu sözleşmenin 9. maddesi 'Bu sözleşmede öngörülen güvencelerin silahlı kuvvetlere ve polis mensuplarına ne ölçüde uygulanacağı ulusal mevzuatla belirlenir' esasını kabul etmiş, 151 sayılı sözleşmenin 1. maddesi de aynı şekilde 'Bu Sözleşme öngörülen güvencelerin silahlı kuvvetlere ve polise ne ölçüde uygulanacağı ulusal yasalarla belirlenecektir.' Demekle, devletlere 'sınırlandırma' yetkisi vermiştirler.

Yani hem Anayasa'nın 51. maddesindeki düzenleme, hem de 87 ve 151 sayılı İLO sözleşmelerindeki düzenlemeler birebir aynı olup, sendika kurma ve üye olma hakkını temel bir hak olarak kabul edilip, iç hukuka göre sınırlandırma esası getirilmiştir. Anayasaya göre ise, bu hakkı milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesini önlemesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebebine dayalı olarak sınırlandırılabileceği, bu sınırlandırma yapılırken de Anayasa 'nın 13. maddesinde belirtildiği gibi hakkın özüne dokunmaksızın yapılması gerektiği açıktır.

Oysa davanın dayanağı olan 4688 sayılı Kanunun 15/j maddesi bir sınırlandırma yapmayıp, hakkın özünü tamamen ortadan kaldırır şekilde emniyet teşkilatında çalışanlara sendika kurma hakkı vermemiştir. Bu düzenleme Anayasa'nın 11., 13 ve 51. maddelerine aykırı olduğu gibi, devletin amaç ve görevlerini düzenleyen 5. maddesine de aykırılık teşkil etmektedir. Zira Türkiye Cumhuriyeti devletinin amacı; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır. En basit hali ile, devletin amacı temel hak ve hürriyetleri geliştirmek, önündeki engelleri ortadan kaldırmakken, bir temel hakkı, Emniyet mensupları için tamamen ortadan kaldırmanın Anayasaya aykırı olduğu sabittir.

Sadece emniyet teşkilatında çalıştığı ya da silah taşıdığı için bireylere sendika kurma hakkının hiç tanınmaması çağdaş demokrasiler bakımından izah edilebilecek bir durum değildir. Çağdaş demokrasilerde, emniyet mensupları da, temel hak hürriyetlerinin geldiği düzey itibari ile ekonomik, sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için sendika kurabilmektedirler. Nitekim, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere, pek çok ülkede polislere sendika hakkı tanındığı sabittir. Bunun ülke savunması ve güvenliğini aksatmadığı gibi, mesleğin disiplin ve emir-komuta zincirini bozmadığı da ortadır.

Kaldı ki, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası da evrensel bir ilkeyle aynı doğrultuda olarak, Anayasa'nın 51. maddesi ile Türk emniyet çalışanlarına da sendika kurma hakkı tanınmış olmasına rağmen, 4688 sayılı Kanunun 15/j maddesi bu hakkı ortadan kaldırmıştır. Oysa, tüm temel haklar için olduğu gibi, sendika kurma hakkı bakımından da, yasaklamak bir yana, sınırlandırırken dahi özgürlükler yönünde tercihte bulunulması asıl olmalıdır. Aksi halin kabulü, bu hakkın niteliği gereği, genelde yasaklanan meslek gurubunu, özel de ise emniyet mensuplarını, meslekleri bakımından "modern köle" haline getirecektir ki, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın lafzı ve ruhuna uymayan bir durum ortaya çıktığı sabittir. Buna göre kanun koyucu, emniyet mensupları için, sendika kurma hakkını tamamen ortadan kaldıramayacak, ancak Anayasa'nın çizmiş olduğu sınırları dikkate alarak, yaptıkları görev ile bağdaşmayan haklar bakımından sınırlandırma getirebilecektir. Yine Anayasadaki "istisna " düzenlemesi de aynı kapsamda kalıp, istisna bir meslek gurubu içindeki çok özel bir takım birimleri kapsam dışında bırakmak gibi değerlendirilmelidir. Ör. MİT mensupları.

Nitekim Habersen-Türkiye arasındaki 28602/95 sayı, 21.5.2006 tarihli kararında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, sendika hakkının bir meslek gurubu için tamamen ortadan kaldırılmasını haksız bularak, Türkiye aleyhine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde de; müdahalenin 'demokratik bir toplum için' gerekli olup olmadığının belirlenmesinin asıl olduğunu belirtmiştir. AİHM, ordu ve polis mensupları ile Devlet idaresinde görevli olanların sendikal haklarını kullanmalarına, hukuken öngörülen sınırlamalar konulabileceğini, ancak 11. maddede belirlenen istisnaların dar bir çerçevede yorumlanması gerektiğini, yalnız ikna edici ve zorlayıcı nedenlerin, sendikalaşma özgürlüğünü sınırlamayı haklı kılabileceğini, böyle bir gereklilik olup olmadığını belirlerken de, devletin sınırlı bir takdir hakkı olduğunu, bu takdir hakkını taraf olduğu sözleşmelere uygun olması gerektiğini belirtmiştir. Böylece AİHM de, sendikalaşmanın tamamen yasaklanamayacağını, sadece demokratik toplum gerekleri dikkate alınarak, zorunluluklara bağlı sınırlandırma yapılabileceği esasını kabul etmiştir.

AİHM'in Belçika Polis Sendikası-Belçika arasındaki 27.10.1975 tarih, 4464/70 sayılı davada da, aynı şekilde polisler tarafından sendika kurulmasının mümkün olduğu esasını kabul ettiği de sabittir.

Netice olarak, sendika kurma hakkı yönünden, kanun koyucuya Anayasa ile 'sınırlandırma' yapması yönünde verilen yetkinin, 4688 sayılı Kanunun 15/j maddesi ile tamamen yasaklama şeklinde kullanılması Anayasa nın 5., 11., 13 ve 51. maddelerine aykırı olduğu kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

4688 sayılı Kanunun 15. maddesinin j fıkrasının Anayasa'nın 5., 11., 13 ve 51. maddelerine aykırılık iddiası ile iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına, 6216 sayılı Yasanın 40. ve Anayasa'nın 152/3. maddesi gereği Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda vereceği karara kadar (5 ay) davanın geri bırakılmasına, dosyanın onaylı bir örneğinin Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildi."

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren 15. maddesi şöyledir: "Sendika üyesi olamayacaklar

Madde 15- Bu Kanuna göre kurulan sendikalara;

a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ile Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinde çalışan kamu görevlileri,

b) Yüksek yargı organlarının başkan ve üyeleri, hakimler, savcılar ve bu meslekten sayılanlar,

c) Bu Kanun kapsamında bulunan kurum ve kuruluşların müsteşarları, başkanları, genel müdürleri, daire başkanları ve bunların yardımcıları, yönetim kurulu üyeleri, merkez teşkilatlarının denetim birimleri yöneticileri ve kurul başkanları, hukuk müşavirleri, bölge, il ve ilçe teşkilatlarının en üst amirleri ile bunlara eşit veya daha üst düzeyde olan kamu görevlileri, (...) belediye başkanları ve yardımcıları,

d) Yükseköğretim Kurulu Başkan ve üyeleri ile Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri, üniversite ve yüksek teknoloji enstitüsü rektörleri, fakülte dekanları, enstitü ve yüksek okulların müdürleri ile bunların yardımcıları,

e) Mülki idare amirleri,

f) Silahlı Kuvvetler mensupları,

g) (İptal: Anayasa Mahkemesi'nin 10/4/2013 tarihli ve E.: 2013/21, K: 2013/57 sayılı Kararı ile.)

h) Milli İstihbarat Teşkilatı mensupları,

ı) Bu Kanun kapsamında bulunan kurum ve kuruluşların merkezi denetim

elemanları,

j) Emniyet hizmetleri sınıfı ve emniyet teşkilatında çalışan diğer hizmet sınıflarına dahil personel,

k) Ceza infaz kurumlarında çalışan kamu görevlileri,

Üye olamazlar ve sendika kuramazlar. " B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 5., 11., 13. ve 51. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ'un katılımlarıyla 28.11.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ayhan KILIÇ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, gerek Anayasa'da gerekse 87 ve 151 sayılı ILO sözleşmelerinde tüm çalışanların sendika kurma hakkının güvenceye bağlandığı, Anayasa ve anılan uluslararası sözleşmelerde polise yönelik istisnai hükümler getirilmesine imkan sağlanmış ise de bu durumun, emniyet teşkilatında görev yapan polis ve diğer memurların sendika kurmalarının tamamen yasaklanabileceği anlamına gelmediği, bunların sendika kurmasının yasaklanmasının hakkın özünü ortadan kaldırdığı ve demokratik toplum düzeni yönünden zorunluluk taşımadığı, ayrıca bir çok ülkede polislere sendika kurma hakkının tanındığı ve bu durumun güvenliğin aksamasına ve meslek disiplininin bozulmasına yol açmadığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 5., 11., 13. ve 51. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

A- Bentte Yer Alan "Emniyet hizmetleri sınıfı..." İbaresinin

İncelenmesi

İtiraz konusu kuralda yer alan ibareyle, emniyet hizmetleri sınıfı mensuplarının sendika kurması ve sendikalara üye olması yasaklanmaktadır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 36. maddesine göre, emniyet hizmetleri sınıfı, özel kanunlarına göre çarşı ve mahalle bekçisi, polis, komiser muavini, komiser, başkomiser, emniyet müfettişi, polis müfettişi, emniyet amiri, emniyet müdürü ve emniyet müdürü sıfatını kazanmış emniyet mensubu memurları kapsamaktadır.

Anayasa'nın 51. maddesinin birinci fıkrasında, "Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz." denilmek suretiyle işçi ve memur ayrımı yapılmaksızın tüm çalışanların sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkı anayasal güvenceye bağlanmıştır.

Sendika hakkı, demokratik toplumun temeli olan örgütlenme özgürlüğünün bir parçasıdır. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kollektif oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğüdür. Bu özgürlük, bireylere topluluk halinde siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkanı sağlar. Sendika hakkı da çalışanların, bireysel ve ortak çıkarlarını korumak amacıyla bir araya gelerek örgütlenebilme serbestisini gerektirmekte ve bu niteliğiyle örgütlenme özgürlüğünün bir parçası olarak görülmektedir.

Sendika kurma hakkı mutlak olmayıp Anayasa'nın 51. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerine dayanılarak kanunla sınırlanabilir. Öte yandan, anılan maddenin beşinci fıkrasında, "İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilerek ikinci fıkradaki genel sınırlama sebepleri dışında da bazı kamu görevlileri yönünden bu hakkın kapsamının daraltılması veya sınırlandırılması ya da hakkın kullanımının yasaklanması mümkün kılınmıştır.

Ancak, Anayasa'nın 51. maddesinin ikinci ve beşinci fıkralarında belirtilen sebeplerle sendika kurma ve sendikalara üye olma hakkına yönelik sınırlamalar, Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğini ifade eder. Ölçülülük, aynı zamanda yasal önlemin sınırlama amacına ulaşmaya elverişli olmasını, amaç ve aracın ölçülü bir oranı kapsamasını ve sınırlayıcı önlemin demokratik toplum düzeni bakımından zorunluluk taşımasını da içeren bir ilkedir.

Emniyet hizmetleri sınıfına mensup olanların sendika kurmasını ve sendikalara üye olmasını yasaklayan itiraz konusu kuralın, sendika kurma hakkına sınırlama getirdiği açıktır. İtiraz konusu kuralda, emniyet hizmetleri sınıfı mensuplarının sendika kurmasının yasaklanmasının, iç güvenlik hizmetlerine hakim olması gereken disiplin ve hiyerarşik düzenin korunması amacına dayandığı anlaşılmaktadır. Disiplin ve hiyerarşinin korunması ve dolayısıyla kamu düzeninin sağlanması amacıyla emniyet hizmetleri sınıfı mensuplarının sendika kurma hakkının sınırlandırılmasında, Anayasa'nın 51. maddesinde belirtilen özel sınırlama sebeplerine bağlı kalındığı ve sınırlandırmanın meşru bir amaca dayandığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

Sendikalar, mensuplarının (çalışanların) hak ve menfaatlerini korumak amacıyla, yine bunların üretimden gelen güçlerine dayanarak faaliyet gösteren örgütlü yapılardır. Bireysel olarak zayıf durumda bulunan çalışanlar, örgütlenmek ve sendikalaşmak suretiyle girişimci karşısındaki pazarlık güçlerini artırmakta, gerek hak ve menfaatlerinin korunmasında gerekse sorunlarının çözümünde etkin bir konum elde etmektedirler. Bu bakımdan, sendikalaşmanın sosyal adaletin tesisine hizmet eden önemli bir demokratik araç olduğu söylenebilir.

Bununla beraber, sosyal adaletin tesisi bakımından gerekli görülen sendikalaşma olgusunun, kamu kesiminde var olması gereken disiplin ve hiyerarşik düzeni etkileme potansiyeline sahip olduğu da aşikardır. Sendikalaşmanın disiplini etkileme potansiyelinin bulunması, işin doğasından kaynaklanmakta olup kural olarak sırf bu gerekçeyle örgütlenme özgürlüğünün bir parçası olan sendika kurma hakkının ortadan kaldırılması, demokratik toplum gerekleriyle örtüşmez. Bunun yanında, sıkı bir disiplin ve hiyerarşik düzen gerektiren kimi mesleklerde disiplinin bozulması, kamu düzenini tehdit edici boyutlara ulaşabileceğinden bu gibi durumlarda, kamusal yarara üstünlük tanınarak ilgili meslekle sınırlı olarak sendikalaşmanın yasaklanması gerekli hale gelebilir. Diğer bir ifadeyle, demokratik toplum düzeninin sürdürülmesindeki üstün kamusal yarar, sendikacılığın disiplini etkileme potansiyelini, disiplin esasına dayanan meslekler yönünden ihmal edilebilir olmaktan çıkarmakta ve bu mesleklerde sendikacılığın yasaklanmasına haklı bir temel oluşturabilmektedir.

İç güvenlik, sıkı bir hiyerarşik disiplin gerektiren ve icabında şiddet kullanma yetkisi veren, kamu düzeninin tesisi bakımından hayati öneme sahip bir kamu hizmetidir. Bu hizmetin aksaması, kamu düzeni yönünden telafisi güç ve imkansız zararların doğmasına yol açabilir. Toplumun huzur ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olan emniyet hizmetleri sınıfı mensupları arasındaki hiyerarşi ve disiplinin aşınması, iç güvenlik hizmetinin aksamasına neden olabilecek temel etkenlerden biridir. Demokratik toplum düzeninin varlığını sürdürebilmesinin önkoşulu olan iç güvenlik hizmetlerinin aksamadan ve sağlıklı bir şekilde yerine getirilmesinin temini bakımından bu hizmetin asli unsuru olan emniyet hizmetleri sınıfı mensuplarının sendika kurmasının yasaklanması, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında başvurabileceği tedbirler arasındadır.

Nitekim, 25.11.1992 günlü, 3847 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ve ilke olarak tüm çalışanların sendika kurma ve sendikaya üye olma özgürlüklerini güvenceye bağlayan Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin 87 sayılı ILO Sözleşmesi'nin 9. maddesiyle, Sözleşme'de öngörülen güvencelerin silahlı kuvvetler ve polis mensuplarına ne ölçüde uygulanacağının ulusal mevzuatla belirleneceği ifade edilerek silahlı kuvvetler ve kolluk mensuplarının sendika kurma haklarıyla ilgili olarak taraf devletlere takdir yetkisi tanınmıştır.

Bu itibarla, kanun koyucunun, emniyet hizmetleri sınıfı mensuplarının sendika kurmalarının yasaklanmasının gerekli olduğunu değerlendirerek takdirini bu yönde kullanmasında Anayasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralda yer alan "Emniyet hizmetleri sınıfı..." ibaresi, Anayasa'mn 13. ve 51. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Engin YILDIRIM ve Zühtü ARSLAN bu görüşe katılmamışlardır.

Kuralın, Anayasa'mn 5. ve 11. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

B- Bentte Yer Alan "...ve emniyet teşkilatında çalışan diğer hizmet sınıflarına dahilpersoneF İbaresinin İncelenmesi

İtiraz konusu kuralda yer alan ibareyle, emniyet teşkilatında çalışan emniyet hizmetleri sınıfı mensupları dışındaki personelin sendika kurması ve sendikalara üye olması yasaklanmaktadır.

İtiraz konusu kuralda, emniyet teşkilatında çalışan polis dışındaki personelin sendika kurmasının yasaklanması da, iç güvenlik hizmetlerine hakim olması gereken disiplin ve hiyerarşik düzenin korunması amacına dayanmaktadır. Emniyet teşkilatında çalışan sivil personelin ifa ettiği görevler, silah kullanımını gerektirmeyen kimi teknik ve lojistik hizmetlerden ibarettir. Kamu düzeninin sağlanması bakımından düzenli bir şekilde yerine getirilmesi zaruret taşıyan iç güvenlik hizmetleri, bu hizmetin asli unsuru olan emniyet hizmetleri sınıfı mensuplarının katı bir disiplin ve hiyerarşik düzene bağlı olarak çalışmalarını gerekli kılmaktadır. Bu nedenle emniyet hizmetleri sınıfı mensupları arasındaki disiplinin aşınmasını engellemek amacıyla, bunların sendika kurmasının yasaklanması demokratik toplum düzeni açısından meşru ve gerekli bir tedbir olarak görülebilir.

Buna karşılık, sendikalaşmanın, iç güvenlik hizmetlerinin asli unsuru olmayan ve kimi teknik ve lojistik hizmetleri yürütmekle sınırlı görev icra eden sivil personelin çalışma disiplini üzerinde yaratacağı etki, bunların sendika kurma hakkından yoksun bırakılmalarını gerekli kılmamaktadır. Zira bu hizmetlerde disiplin zafiyeti nedeniyle meydana gelebilecek aksamalar, telafisi güç ve imkansız zararların oluşmasına yol açmamaktadır. Öte yandan, iç güvenlik hizmetlerinde doğrudan görev alan emniyet hizmetleri sınıfı mensupları için geçerli olan polis disiplini gerekçesiyle sivil personelin sendika kurma hakkından yoksun bırakılması, demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaşmadığı gibi bunlara yönelik sendika kurma yasağının kamu düzeninin sağlanması amacına ulaşmada elverişli bir araç olduğu da söylenemez.

Bu durumda, emniyet teşkilatı kadrolarında görev yapan sivil personelin sendika kurmalarının yasaklanması, demokratik toplum düzeni açısından meşru ve ölçülü bir müdahale niteliği taşımamaktadır.

Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihadı da bu yönde olup Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin "Örgütlenme Hakkı"nı düzenleyen 11. maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, ancak ikna edici ve zorlayıcı gerekçelerin bulunması halinde, devletin idare mekanizmasında görev yapan kamu görevlilerinin sendika kurma hakkına meşru kısıtlamaların getirilebileceği belirtilmektedir [Demir ve Baykara/Türkiye (BD) kararı, Başvuru No:34503/97, par.l 19].

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kuralda yer alan "...ve emniyet teşkilatında çalışan diğer hizmet sınıflarına dahil personel" ibaresi, Anayasa'mn 13. ve 51. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

M. Emin KUZ bu görüşe katılmamıştır.

Kuralın, Anayasa'nın 5. ve 11. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

VI- SONUÇ

25.6.2001 günlü, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 15. maddesinin, 4.4.2012 günlü, 6289 sayılı Kanun'un 31. maddesinin (b) bendiyle değiştirilen birinci fıkrasının (j) bendinde yer alan;

A- "Emniyet hizmetleri sınıfı... " ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Engin YILDIRIM ile Zühtü ARSLAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

B- "...ve emniyet teşkilatında çalışan diğer hizmet sınıflarına dahil personel..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, M. Emin KUZ'un karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

29.1.2014 gününde karar verildi.

Sitemizden yapılan alıntılara "memurunyeri.com" şeklinde link verilmesi gereklidir.

memurunyeri

 

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.