logo yeni

ÖNCE AKADEMİSYENLERİN ZARARLARINI KARŞILAYIN TEKLİFİ

Aktif . Yayınlanma Akademik Personel

maas18

Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan yaptığı yazılı açıklama ile 12 yıldır maaş konusunda akademik personelin yaşadığı mağduriyet nedeniyle, yapılacak zamdan önce akademik personelin zararlarının karşılanmasını istedi.

Eşit işe eşit ücret fiyaskosu

Bostan, üniversite hocalarının yüzde 80'inin yeni mezun ettikleri öğrencilerinden daha az bir ücrete layık görüldüklerini belirterek, “Bu vahim durum, 'eşit işe eşit ücret' politikalarının fiyaskodan ibaret olduğunu göstermektedir" dedi.

666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen ek ödemelere değinen Bostan, “bu ülkenin itici gücü olan, bilimsel çalışma üreten, sürekli bilimsel yayınları takip ederek kendisini geliştirmesi gereken, gençlerimizi bilimin ışığında yetiştiren profesörlerin, doçentlerin, yardımcı doçentlerin, öğretim görevlilerinin, okutmanların, araştırma görevlilerinin tamamının görmezden gelinmesi, onların geçim derdiyle baş başa bırakılmaları ülkemiz için utanılacak bir durumdur" dedi.

Seyyanen zam doğru değil

Zammın seyyanen yapılmasının doğru olmadığını belirten Hanefi Bostan, "Araştırma görevlilerine yapılacak ücret artış oranının yüzde 35'e tekabül etmesini olumlu bulmakla birlikte taban aylığa yansıtılmadan seyyanen yapılmasını doğru bulmak mümkün değildir. Gazetede yer alan haber doğru ise araştırma görevlileri dışındaki öğretim görevlileri, okutman, yardımcı doçent, doçent ve profesörlere sınırlı ve performansa dayalı ücret artışı öngörülmesi adil bir uygulama değildir. 2002-2013 döneminde öğretim üyelerinin ortalama maaşı reel olarak yüzde 6 artarken, diğer kamu çalışanlarının ortalama maaşı yüzde 61 artış göstermiştir. Yani bu dönemde öğretim üyelerinin ortalama yüzde 55'lik kayıpları bulunmaktadır.

Hakim ve savcılara bin 155 lira ücret artışı öngören kanun teklifi 15 Ekim'den itibaren TBMM'de görüşüleceği duyurulurken, öğretim görevlileri, okutman, yardımcı doçent, doçent ve profesörlere sınırlı ücret artışı öngörülmesi ve bununla ilgili düzenlemenin henüz meclise getirilmemesi hangi adalet anlayışı ile bağdaşmaktadır? Performansa dayalı teşvik primi ile yardımcı doçent, doçent ve profesörlere maaş artışı öngörülmesi hükümetin üniversitelerden çok uzak olduğunu açıkça göstermektedir. Hükümetin, sosyal, fen ve sağlık bilim dallarının birbirinden çok farklı olduğunu, bu nedenle performans uygulamasının mümkün olamayacağını ve büyük haksızlıklara neden olacağını bilmesi gerekmektedir" diye konuştu.

Sosyal bilimler dezavantajlı

Performansa dayalı teşvik primini de eleştiren Bostan, "Teşvik priminin uluslararası proje, uluslararası yayın vs. temelinde şekilleneceği için bunun sosyal bilimler açısından önemli bir dezavantaj oluşturacağı ve dolayısıyla sosyal bilimler alanında bu teşvikten yararlanmanın neredeyse imkansız olacağını bilmek için kahin olmaya gerek yoktur. Birer sosyal bilimci olan Sayın Başbakan'ın, YÖK Başkanının ve bazı YÖK üyelerinin bu durumdan habersiz olduklarını düşünmek bile doğru olmasa gerektir" dedi.

Bostan son olarak öncelikle akademisyenlerin 12 yıllık reel kayıplarının karşılanmasını isterken, “temel maaşa yansıyacak şekilde öğretim üyelerine uygun gördüğünüz ücret artışını gerçekleştirin. Yoksulluk sınırının 4 bin 100 TL'ye dayandığı günümüzde, öğretim üyelerinin yüzde 95'i bu sınırın altında bir ücrete mahkum edilmişken, siz hala performansa dayalı ücretten dem vuruyorsanız söylenecek fazla söz kalmamış demektir. Anlaşılan kamuoyu ile paylaştığınız 'akademisyene bin lira zam' sözünüzü yerine getirmeden sıfırlamak istiyorsunuz" ifadelerini kullandı.

 

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.