logo yeni

SENDİKA ŞUBESİNİN ÜYELERİ ADINA DAVA AÇMASI

Aktif . Yayınlanma Sendika

Daniştay 11. Dairesi Başkanlığının 22.09.2008 tarihli ve E:2008/3705, K:2008/7974 sayılı Kararı.

Özeti : Sendika tüzüğünde üyeleri adına dava açma yetkisi sendika şubesine değil, sendika yönetim kuruluna verildiğinden, dava açma yetkisi bulunmayan sendika şubesi tarafından açılan davanın, ehliyet yönünden reddi gerektiği hakkında. 

            Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Çorum Valiliği

            Karşı Taraf (Davacı) : Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası

                                            Çorum Şubesi …'i temsilen)

            Vekili                : Av. …

            İsteğin Özeti    : Dava, 5283 sayılı Kanunla Sağlık Bakanlığına devredilmeden önce Sosyal Sigortalar Kurumuna bağlı hastanede görev yapan davacı tarafından, Sosyal Sigortalar Kurumu  Ek Ödeme Yönergesinin 5. maddesinin 11. bendinde yer alan "aylık 80 saatin üzerinde" ile "80 saate kadar tutulan nöbetler için ek ödeme yapılmaz." ibarelerinin yargı kararı ile iptali üzerine, anılan yönergenin yürürlüğe girdiği 15.9.2003 ila SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığına devredildiği 19.2.2005 tarihleri arasındaki dönemde, 80 saate kadar tutulan nöbetler nedeniyle verilmeyen ek ödeme tutarının  ödenmesi yolunda yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile ek ödeme tutarının yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Çorum İdare Mahkemesi 27.09.2007 gün ve E:2006/2179, K:2007/870 sayılı kararıyla; dava konusu işlemin iptaline, 15.9.2003 ila 19.2.2005 tarihleri arasında 80 saate kadar tutulan nöbetler nedeniyle ödenmeyen ek ödeme tutarının idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar vermiştir. Davalı idare tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

            Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

            Danıştay Tetkik Hakimi : Veli Yılmaz

            Düşüncesi         : 25.6.2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu'nun 7. maddesinin (j) bendinde; sendika ve konfederasyonların tüzüklerinde, sendika şubelerinin nasıl kurulacağı, görev ve yetkileri, genel kurulların toplantılarına ve kararlarına ilişkin usul ve esaslar ile sendika genel kurulunda şubelerin temsil şeklinin belirtilmesinin zorunlu olduğu, 13. maddesinin son fıkrasında; yönetim, denetim ve disiplin kurulları ile kurulması uygun görülen diger organların oluşumu, görev ve yetkileri ile toplanma ve karar alma usullerinin Sendikalar Kanununun 16,17,18 ve 19. maddelerinde belirtilen esaslara uygun olarak sendika ve konfederasyonların tüzüklerinde düzenleneceği öngörülmüş, 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 16/1. maddesinde ise, konfederasyon, sendika veya sendika şubesinin temsil edilmesi veya gerekli görüldüğü hal ve konularda üyelerinden bir veya bir kaçına yetki verilmesi veya ilgililerin görevlendirilmesi yönetim kurullarının görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.

            Bu durumda, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu hükümlerine göre, sendika şubelerinin üyelerini temsilen dava açabilmesi için, sendika tüzüğünde, sendika şubesine dava açma yetkisi tanınması gerekmekte olup, olayda, Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası şubelerine, Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası Tüzüğü ile üyelerini temsilen dava açma yetkisi tanınmadığından, Halil Dönmez'i temsilen anılan sendikanın Çorum Şubesi tarafından açılan davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken, işin esasına girilerek verilen mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

            Danıştay Savcısı : Mehmet Ali Gümüş

            Düşüncesi         : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

            Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.  

TÜRK MİLLETİ ADINA

            Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

            25.6.2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun 19. maddesinin (f) bendinde, konfederasyonların kuruluş amaçları doğrultusunda, üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil edeceği veya ettirebileceği, dava açabileceği ve bu nedenle açılan davalarda taraf olabileceği hükme bağlanmıştır.

            Yine, aynı Kanunun 7. maddesinin (j) bendinde; sendika ve konfederasyonların tüzüklerinde, sendika şubelerinin nasıl kurulacağı, görev ve yetkileri, genel kurulların toplantılarına ve kararlarına ilişkin usul ve esaslar ile sendika genel kurulunda şubelerin temsil şeklinin belirtilmesinin zorunlu olduğu, 8. maddesinde; sendika şubesi, sendika ve konfederasyonların zorunlu organlarının genel kurul, yönetim kurulu, denetleme ve disiplin kurulu olduğu, 12. maddesinin (e) bendinde; sendika ve konfederasyonların tüzüklerinde belirtilen konularda yönetim kuruluna yetki verilmesinin genel kurulların görev ve yetkileri arasında olduğu, 13. maddesinin son fıkrasında; yönetim, denetim ve disiplin kurulları ile kurulması uygun görülen diger organların oluşumu, görev ve yetkileri ile toplanma ve karar alma usullerinin Sendikalar Kanununun 16,17,18 ve 19. maddelerinde belirtilen esaslara uygun olarak sendika ve konfederasyonların tüzüklerinde düzenleneceği öngörülmüş, 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 16/1. maddesinde ise, konfederasyon, sendika veya sendika şubesinin temsil edilmesi veya gerekli görüldüğü hal ve konularda üyelerinden bir veya bir kaçına yetki verilmesi veya ilgililerin görevlendirilmesi yönetim kurullarının görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.

            4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun yukarı sözü edilen hükümlerinin değerlendirilmesinden, kamu görevlileri sendikalarının, üyelerinin idare ile doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda, üyelerini temsilen dava açma yetkileri bulunmakla birlikte, bu yetkinin sendika şubeleri tarafından kullanılabilmesi için, sendikanın tüzüğünde, şubelerin görev ve yetkileri arasında bu hususun açıkça düzenlenmesi, başka bir ifadeyle, sendika şubelerinin sorumluluk bölgeleri içerisinde yer alan üyelerini temsilen dava açabilmeleri için sendikanın tüzüğünde, sendika şubelerine üyelerini temsilen dava açma yetkisinin tanınması gerektiği anlaşılmıştır.

            Dosyanın incelenmesinden, Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası Ana Tüzüğünün 22. maddesinin (t) bendinde; üyelerini temsilen mahkemelerde dava açmak, sulh ve ibra etmek konularında Genel Yönetim Kurulu üyelerinden birini görevlendirmek, hukukçularına vekalet vermek, sendika yönetim kurulunun görev ve yetkileri arasında sayılmış, aynı tüzüğün, Şube Genel Kurulunun görev ve yetkilerinin düzenlendiği 37. maddesi ile Şube Yönetim Kurulunun görev ve yetkilerinin düzenlendiği 38. maddesinde de bu konuda sendika şubesine yetki verilmemesine karşın, Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası üyesi olan …'in 4688 sayılı Kanunun 19/f maddesi uyarınca kendisini yargı organları önünde temsil ettirmek için yetkili kıldığı Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası Çorum Şubesi tarafından temyize konu davanın açıldığı anlaşılmıştır.

            Bu durumda, Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası şubelerine, Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası Tüzüğü ile sendika üyelerini temsilen dava açma yetkisi tanınmadığından, başka bir ifadeyle anılan sendikanın Çorum Şubesinin üyelerini temsilen dava açma yetkisi bulunmadığından, davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken, işin esasına girilerek verilen idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

            Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile Çorum İdare Mahkemesinin 27.09.2007 gün ve E:2006/2179, K:2007/870 sayılı kararının, yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere bozulmasına, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 22.09.2008 tarihinde esasta oybirliği,  gerekçede oyçokluğu ile karar verildi. 

KARŞI OY

            4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun 19. maddesinin 2. fıkrasının (f) bendinde; sendika ve konfederasyonların kuruluş amaçları doğrultusunda, üyelerinin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirascılarını, her düzeydeki ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil edeceği veya ettireceği, dava açabileceği ve bu nedenle açılan davalarda taraf olabileceği düzenlemesine yer verilmiş, aynı Kanunun 7. maddesinin (j) bendinde; sendika ve konfederasyonların tüzüklerinde, sendika şubelerinin nasıl kurulacağı, görev ve yetkileri, genel kurulların toplantılarına ve kararlarına ilişkin usul ve esaslar ile sendika genel kurulunda şubelerin temsil şeklinin belirtilmesinin zorunlu olduğu, 8. maddesinde; sendika şubesi, sendika ve konfederasyonların zorunlu organlarının genel kurul, yönetim kurulu, denetleme ve disiplin kurulu olduğu, 12. maddesinin (e) bendinde sendika ve konfederasyonların tüzüklerinde belirtilen konularda yönetim kuruluna yetki verilmesinin genel kurulların görev ve yetkileri arasında olduğu, 13. maddenin son fıkrasında ise, yönetim, denetim ve disiplin kurulları ile kurulması uygun görülen diğer organların oluşumu, görev ve yetkileri ile toplanma ve karar alma usullerinin Sendikalar Kanununun 16,17,18 ve 19. maddelerinde belirtilen esaslara uygun olarak sendika ve konfederasyonların tüzüklerinde düzenleneceği hükümleri yer almıştır.

            Anılan kanun maddelerinde, sendika şubelerinin, sendika üyelerini yargı ve yönetim organları önünde temsil edebileceğine ilişkin bir hüküm yer almamaktadır.

            Bu durumda, kamu görevlilerince kurulan sendikaların, üyelerini temsilen dava açma yetkileri bulunmakla birlikte, bu yetkinin sendikayı temsile yetkili olan merkez yönetim kurulu aracılığıyla kullanılabileceği açıktır.

            Bu nedenle, Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası üyesi olan davacıyı temsilen dava açan Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası Çorum Şubesinin üyeleri adına dava açma ehliyeti bulunmadığından, karara gerekçe yönünden karşıyım.

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.