logo yeni

TAHLİYE EDİLEN MEMURUN MAHKÛMİYET DÖNEMİNE İLİŞKİN AYLIKLARI

Aktif . Yayınlanma Mali ve Sosyal Konular

Özeti: Davacının, tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucunda ölüme sebebiyet ve yaralama suçundan dolayı almış olduğu beş yıl hapis cezasının infazına başlanıldığı tarih ile şartlı tahliye edildiği tarih arasında aylık ve diğer özlük haklarından yararlandırılmamasına ilişkin dava konusu işlemde, hukuka aykırılık bulunmadığı hakkında.

Danıştay 2. Dairesinin  16.10.2012 tarihli ve E:2008/2973, K:2012/622 sayılı Kararı.

Temyiz İsteminde Bulunan ( Davalı ) : Milli Eğitim Bakanlığı

Vekili : Hukuk Müşaviri

Diğer Davalı : Balıkesir Valiliği

Karşı Taraf : …

Vekili : Av. … - Av. …

İsteğin Özeti : Bursa 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 13.03.2007 günlü, E:2005/1958, K:2007/379 sayılı kararın; dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

Cevabın Özeti : Cevap verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : Mehmet Özyiğit

Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı : Mehmet Ali Samur

Düşüncesi: Öğretmen olarak görev yapmakta iken, meydana gelen trafik kazasında bir kişinin ölümüne bir kişinin de yaralanmasına sebebiyet vermesi nedeniyle yapılan yargılama sonucu beş yıl hapis ve ağır para cezası ile cezalandırılması üzerine tahliye oluncaya kadar geçici olarak memuriyetle ilişiği kesilen davacı hakkında cezanın infazı süresince aylık ve diğer özlük haklarından yararlandırılmaması konusunda tesis edilen işlemi iptal eden İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinde, Devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak genel ve özel şartlar belirlenmiş, 98. maddesinde ise, Devlet memurluğunu sona erdiren haller sayılmış, 125. maddesinde de diğer cezaların yanı sıra disiplin yoluyla Devlet memurluğundan çıkarma cezasının verilmesini gerektiren eylemler ayrıca gösterilmiş olup, davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının anılan madde hükümleri kapsamında değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.

Ancak, davacının aldığı mahkumiyet kararı Devlet memurluğundan çıkarmayı gerektiren haller arasında bulunmamakla beraber, hürriyeti bağlayıcı söz konusu cezanın infazı süresince Devlet memurluğu statüsünün hukuken ve fiilen sona erdiğini kabul etmek gerekir.

Dolayısıyla, tahliye oluncaya kadar geçici olarak memuriyetle ilişiği kesilen davacının, Devlet memurlarına kadro ve kanunla öngörülen istisnai haller dışında fiilen çalışma karşılığı ödenen aylık ve diğer özlük haklarından yararlandırılmasına yasal yönden olanak bulunmadığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Belirtilen nedenlerden dolayı, temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:

Dava; Balıkesir Merkez Ticaret Odası Lisesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken, 30.03.2001 tarihinde meydana gelen trafik kazasında bir kişinin ölümüne bir kişinin de yaralanmasına sebebiyet vermesi nedeniyle yapılan yargılaması sonucunda beş yıl hapis ve ağır para cezası ile cezalandırılması üzerine tahliye oluncaya kadar geçici olarak memuriyetle ilişiği kesilen davacının, cezasının infazı süresince aylık ve diğer özlük haklarından yararlandırılmamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Bursa 2. İdare Mahkemesi'nin 13.03.2007 günlü, E:2005/1958, K:2007/379 sayılı kararıyla; 657 sayılı Yasa'da görevden uzaklaştırılan,  tutuklanan veya gözaltına alınan memurların parasal haklarına ilişkin düzenleme getirildiği, fakat memurluğa engel olmayan hükümlülük haline ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği anlaşılmakla birlikte, aynı Yasa'nın 18. maddesi uyarınca güvenceye sahip olan davacının memurlukla ilişiği devam ettiği sürece aylık ve diğer özlük haklarından mahrum bırakılmasına olanak bulunmadığından, davalı idarece tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.

Davalı idare; fiilen görev yapmadığı dönem için davacıya mahrum kaldığı iddia edilen maddi kayıpların ödenmesine olanak bulunmadığını öne sürmekte ve Mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Dava dosyasının incelenmesinden, davacının, … Lisesinde, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni ve Müdür Yardımcısı olarak görev yapmakta iken, 30.03.2001 tarihinde aracıyla karıştığı trafik kazası sonucunda, bir kişinin ölümü ile bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermesi nedeniyle Balıkesir 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 12.11.2001 günlü, E:2001/373, K:2001/1161 sayılı kararıyla beş yıl hapis ve 142,36 TL Ağır Para Cezası ile cezalandırıldığı, bunun üzerine, 26.08.2004 günlü, 8369 sayılı işlem ile memuriyet görevine son verildiği, söz konusu işlemin Bursa 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 12.09.2005 günlü, E:2005/708, K:2005/901 sayılı karar ile iptal edilmesinden sonra, Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 17.06.2005 günlü Oluru ile tekrar eski görevine atandığı, Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 26.09.2005 günlü, 58208 sayılı yazısında, davacının cezasının infazı süresince aylık ve diğer özlük haklarından herhangi bir şekilde yararlandırılmamak kaydı ile kadrosunun saklı tutulacağına ilişkin Valilikçe alınacak Onay ile geçici olarak memuriyetten ilişiğinin kesilmesine karar verilmesinin istenilmesi nedeniyle dava konusu işlemin tesis edilmesi üzerine de görülmekte olan davanın açıldığı, öte yandan, Bursa 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 12.09.2005 günlü, E:2005/708, K:2005/901 sayılı kararın Danıştay Onikinci Dairesi'nin 25.03.2008 günlü, E:2006/306, K:2008/183 sayılı kararıyla onandığı, davalı idarenin karar düzeltme isteminin de aynı Daire'nin 14.09.2009 günlü, E:2008/5480, K:2009/4376 sayılı kararıyla reddedilerek kesinleştiği anlaşılmıştır.

Uyuşmazlık; öğretmen olan davacının, tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucunda ölüme sebebiyet ve yaralama suçundan dolayı almış olduğu beş yıl hapis cezasının infazına başlanıldığı 28.06.2004 tarihi ile şartlı tahliye edildiği 24.03.2006 tarihleri arasında aylık ve diğer özlük haklarından yararlanıp yararlanamayacağı hususundan kaynaklanmaktadır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 18. maddesinde, kanunlarda yazılı haller dışında Devlet memurlarının memurluğuna son verilemeyeceği, aylık ve başka haklarının elinden alınamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Yukarıda yer alan madde hükmü, Devlet memuru statüsünde olan memurların söz konusu statüleri devam ettiği sürece aylık ve diğer haklarının elinden alınamayacağını düzenlemektedir. Olayda, davacının, görevine son verilmesine dair işlemin İdare Mahkemesi'nce iptal edilmesi üzerine tekrar görevine atandığı, dava konusu işlemle ise, kadrosu saklı kalmak kaydıyla memuriyetle ilişiğinin geçici olarak kesildiği ve cezasının infazı süresince de aylık ve diğer özlük haklarından yararlandırılmamasına karar verildiği görülmüştür. Hürriyeti bağlayıcı bir cezanın infazı nedeniyle cezaevinde bulunan kişinin, infaz süresince kamu hizmetlerinden de yasaklı bulunduğu göz önüne alındığında bu durumdaki kişilerin infaz süresince Devlet memuru olmalarına veya Devlet memurluğu statüsünü sürdürebilmelerine hukuken olanak bulunmamaktadır.

Bu durumda, Devlet memurunun hizmet ilişkisinin, cezasının infazı süresince askıda olduğunun kabul edilmesi ve hükümlülük süresinin sona ermesinden sonra da göreve iade edilmek suretiyle memuriyet statüsünü yeniden kazanması gerekmektedir ki bu da, memur hukukunun sonucu olan memur güvenliği ilkesinin bir gereğidir. Hürriyeti bağlayıcı bir cezanın infazı süresi içinde memur statüsünü taşımayan bir kişinin, yasalarla memurlara tanınan haklardan yararlanabilmesine imkan olmadığından, söz konusu kişinin, belirtilen süre zarfında aylık ve diğer özlük haklarından faydalanmasına da olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Öte yandan, 657 sayılı Yasa'nın "Hizmet Şartları ve Şekilleri" başlıklı IV. Kısmının "Görevden Uzaklaştırma" adı altında düzenlenen 8. Bölümünün 137. maddesinde, görevden uzaklaştırmanın, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbir olduğu, görevden uzaklaştırma tedbirinin, soruşturmanın herhangi bir safhasında da alınabileceği; 140. maddesinde, haklarında mahkemelerce cezai kovuşturma yapılan Devlet memurlarının da 138. maddedeki yetkililer tarafından görevden uzaklaştırılabilecekleri; 141. maddesinde, görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisinin ödeneceği, bu gibilerin bu Kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam edecekleri, 143. maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, bunların aylıklarının kesilmiş olan üçte birinin kendilerine ödeneceği ve görevden uzakta geçirdikleri sürenin, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmının, üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirileceği; 143. maddesinde de, soruşturma veya yargılama sonunda yetkili mercilerce; a) haklarında memurluktan çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilenlerin; b) yargılamanın men'ine veya beraatine karar verilenlerin; c) hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ile kaldırılanların; ç) görevlerine ve memurluklarına ilişkin olsun veya olmasın memurluğa engel olmayacak bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenenlerin bu kararların kesinleşmesi üzerine haklarındaki görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılacağı hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, yasa koyucu tarafından, ihtiyati bir tedbir kararı niteliğinde olan idari işlemlerle görevinden uzaklaştırılan ya da adli yargı makamlarınca göz altına alınan memurlara bu süre içerisinde aylıklarının üçte ikisinin ödeneceği, 143. maddede tadadi olarak sayılan şartların gerçekleşmesi halinde de aylıklarının kesilmiş olan üçte birinin iade edilerek kademe ilerlemelerinin ve derece yükselmelerinin yapılacağı hususlarının hüküm altına alındığı, memuriyete engel olmayacak bir ceza ile hükümlü olup cezası infaz edilenlerin, cezalarının infazı süresince aylık ve diğer özlük haklarından yararlandırılacaklarına dair her hangi bir düzenlemeye yer verilmediği görülmektedir.

Bu durumda, davacının, hakkında verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın infazı süresince memuriyet statüsünün geçici olarak askıda olduğu, 657 sayılı Yasa'da memuriyete engel olmayacak bir ceza ile hükümlü olup da cezası infaz edilenlere maaş ve özlük haklarının ödeneceği hususunda her hangi bir düzenlemeye yer verilmediği hususları dikkate alındığında; tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucunda ölüme sebebiyet ve yaralama suçundan dolayı almış olduğu beş yıl hapis cezasının infazına başlanıldığı 28.06.2004 tarihi ile şartlı tahliye edildiği 24.03.2006 tarihleri arasında aylık ve diğer özlük haklarından yararlandırılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olup; aksi yönde verilen Mahkeme kararında yasal isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle, Bursa 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 13.03.2007 günlü, E:2005/1958, K:2007/379 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanun'la değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkeme'ye gönderilmesine, tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde Danıştay'a kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 16.10.2012 tarihinde, oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olduğundan anılan kararın aynen onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.