logo yeni

KAMU GÖREVLİLERİNİN UĞRADIKLARI GÖREVDEN KAYNAKLI ZARARLARIN TAZMİNİ

Aktif . Yayınlanma Mali ve Sosyal Konular

Özeti : Kamu görevlilerinin, görevin neden ve etkisinden kaynaklanan maddi zararlarının hesaplanmasında; Sosyal Güvenlik Kurumunca, kamu görevlisine prim karşılığı bağlanacak aylık ve yapılacak ödemelerin aktif ve pasif dönemde yarar olarak kabul edilip indirime tabi tutulmayacağı, sadece prim karşılığını aşan aylık ve ödemelerin yarar olarak kabul edileceği, aktif dönemde kamu görevlisinin zararının görev aylığı ile bağlanan vazife malullüğü aylığının peşin sermaye değeri arasındaki fark kadar, pasif dönem zararının ise kamu görevlisine yasal emeklilik yaşında bağlanacak aylık ile bağlanan vazife malullüğü aylığının peşin sermaye değeri arasındaki fark kadar olduğu hakkında.

Danıştay 10. Dairesinin 11.4.2012 tarihli ve E:2008/2240, K:2012/1406 sayılı Kararı.

Temyiz Eden (Davalı) : İçişleri Bakanlığı

Temyiz Eden (Davacı) : …

Vekili : Av. …

İstemin Özeti : Erzurum 2. İdare Mahkemesince, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen 7.11.2007 tarih ve E:2006/2671, K:2007/1284 sayılı kararın, taraflarca, aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Davalı idarece temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş, davacı tarafından savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : Erkan Yılmaz

Düşüncesi : Tarafların maddi tazminata ilişkin temyiz istemleri ile davacının manevi tazminatın reddedilen kısmına ve hükmedilen manevi tazminat tutarına dava açma tarihinden itibaren yasal fazi yürütülmesine ilişkin temyiz istemlerinin kabulü ile Erzurum 2. İdare Mahkemesinin 7.11.2007 tarih ve E:2006/2671, K:2007/1284 sayılı kararının bu kısımlarının bozulmasına, davalı idareninin temyiz isteminin kısmen reddi ile mahkeme kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin bölümünün onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı : Hüseyin Ünal Kara

Düşüncesi : Mahkeme kararının, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmında, 2577 sayılı Yasanın 49.maddesinde sayılan bozma nedenleri bulunmadığından, bu kısma yönelik temyiz istemleri yerinde görülmemektedir.

Mahkeme kararının, manevi tazminata yönelik hüküm fıkrasına gelince;

Maddi ve manevi zararın giderilmesi için takdiren hükmedilecek miktara, idareye başvuru tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca faiz yürütülmesi gerekmekte olup mahkeme tarafından, manevi tazminat hakkında hüküm tesis edilirken saptanan tutara idareye başvuru tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken dava açma tarihinden itibaren faiz uygulanmasında isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne, kararın maddi tazminat ve uygulanan faiz ile manevi tazminata ilişkin kısmının onanmasına, manevi tazminata dava tarihinden itibaren faiz uygulanması hükmünün bozulmasına, davalı idarenin temyiz isteminin ise reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince işin gereği görüşüldü;

Dava, davacının Ağrı İli, Patnos İlçe Emniyet Müdürlüğü emrinde görev yaptığı sırada 4.8.2004 tarihinde teröristlerin açtığı ateş sonucu yaralanması nedeniyle aktif polislik yapamayacağı yolunda verilen 4.9.2006 tarihli sağlık kurulu raporuna dayanılarak uğranıldığı ileri sürülen 380.00,00 TL maddi, 20.00,00 TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.

Erzurum 2. İdare Mahkemesince, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda, 2005 Yılı Temmuz ayı itibarıyla davacının günlük net kazancının 31.56 TL olduğu, 24.4.2007 tarihli rapora göre işgücü kaybının %34 olarak belirlendiği, rapor tarihi itibarıyla 33 yaşında olan davacının yasal emeklilik yaşı olan 52 yaşına kadar toplam 19 yıl faal ömrünün olduğu, görev aylığına göre davacının faal dönem zararının 235.839,56 TL olduğu, %34 oranındaki işgücü kaybı dikkate alındığında davacının zararının 80.185,45 TL olduğu, bu tutardan ödenen nakdi tazminat indirildiğinde davacının maddi zararının 72.281,45 TL olarak hesaplandığı, kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca 72.281,45 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden ve takdiren belirlenen 6.000,00 TL manevi tazminatın ise dava açma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.

Taraflarca anılan idare mahkemesi kararının, aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyize konu mahkeme kararının gerekçesi, olayın oluş biçimi ve niteliği dikkate alındığında, davalı idarece ileri sürülen temyiz nedenleri, mahkeme kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin bölümünün bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemektedir.

Tarafların, anılan İdare Mahkemesinin maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmına, manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmına ve hükmedilen manevi tazminat tutarına dava açma tarihi itibarıyla yasal faiz yürütülmesine ilişkin kısmına yönelik temyiz istemlerine gelince; İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin malvarlığında meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.

Kamu görevlisi olan davacının, görevini yaparken yaralanması nedeniyle uğramış olduğu zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekeceği tartışmasızdır.

Olayda, polis memuru iken 4.8.2004 tarihinde teröristlerce gerçekleştirilen silahlı saldırıda yaralanan davacının 21.3.2008 tarihli olurla vazife malulü olarak emekliye sevkedildiği, 15.5.2008 tarihinden itibaren 13 yıl, 9 ay, 15 gün hizmeti üzerinden 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21. maddesine göre aylık bağlanan davacının uğradığını ileri sürdüğü maddi zararın efor (iş gücü) kaybından değil, meydana gelen olay nedeniyle halen görevde bulunan emsali polis memurunun yasal emeklilik yaşından önce, bir başka ifade ile erken emekli olmuş olmasından kaynaklanmaktadır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 1.10.2008 tarihinden önce, görevin neden ve etkisiyle malul olan ve bu nedenle vazife malullüğü aylığı bağlanan ilgililerin erken emekli olmuş olmasından kaynaklanan maddi zararı, aşağıda belirtilen hususlar dikkate alınmak suretiyle hesaplanmalıdır.

1- Mülga 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 53. maddesinde; en az 10 yıl fiili hizmet süresini tamamlamış iştirakçilere "adi malullük aylığı", 55. maddesinde; görevin neden ve etkisiyle yaralanan iştirakçilere 53. maddeye göre hesaplanacak adi malullük aylıklarına, malullük derecelerine göre %15 ila 60 oranında zam yapılmak suretiyle "vazife malullüğü aylığı" bağlanacağı kuralına yer verilmiştir.

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun ''Malul olanlarla aylığa müstehak dul ve yetimlere yardım'' başlıklı 21. maddesinde, ''Kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, sakatlanan, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Ayrıca; Malul olanlarla, ölenlerin aylığa müstehak dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarı, bunların görevde olan emsallerinin almakta oldukları aylıklardan; emekli olanların öldürülmeleri halinde ise, dul ve yetimlerine bağlanacak aylığın toplam tutarı ve Kanuna göre kendisine bağlanabilecek emekli aylığından az olamaz. Yaşamak için gereken hareketleri yapamayacak ve başkasının yardım ve desteğine muhtaç olacak derecede malül olanlar ile ölenlerin dul ve yetimlerine en yüksek devlet memuru aylığı üzerinden, diğerlerine mevcut aylıkları üzerinden, 30 yıl hizmet yapmış gibi emekli ikramiyesi ödenir. Bu bent hükümlerine göre ilgililere fazla olarak yapılan ödemeler, faturası karşılığı ilgili sosyal güvenlik kuruluşlarınca Hazineden tahsil edilir.'' kuralı yer almıştır.

Prim ödemek suretiyle kapsamında bulunulan sosyal güvenlik sisteminin doğal sonucu olarak ilgililere bağlanan aylıklar ve yapılan ödemeler, idarenin tazmin sorumluluğunu doğuran olay nedeniyle sağlanan yarar niteliğinde bulunmamaktadır. Bu nedenle, prim karşılığında ilgililere bağlanan aylıklar ile yapılan her türlü ödemenin, aktif ve pasif dönemde hesaplanacak maddi tazminat tutarından hiçbir şekilde yarar olarak indirilmemesi gerekmektedir. Bir başka ifade ile vazife malullüğü aylığının içinde adi malullük aylığının da bulunduğu gözetilerek aktif ve pasif dönemde adi malullük aylığının yarar olarak kabul edilip hesaplamaya dahil edilmesine olanak bulunmamaktadır.

Görevin neden ve etkisinden doğan olaylarda, prim karşılığında ilgililere bağlanacak adi malullük aylığını aşan vazife maluliyetine ilişkin tutarların, olay nedeniyle sağlanan yarar olduğu kabul edilmelidir. Bir başka ifade ile prim karşılığı olmayan her türlü ödemenin, adi malullük aylığına yapılan zammın, ilgiliye 3713 sayılı Yasaya göre vazife malullüğü aylığı bağlanmış ise, bu aylığın adi malullük aylığını aşan kısmının yarar olduğu gözetilerek hesaplanacak maddi zarar tutarından indirilmesi gerekmektedir.

Aktif dönemde, vazife malullüğü aylığının bağlandığı tarih itibarıyla, 5434 sayılı Yasa hükümlerine göre ilgiliye adi malullük aylığı bağlanması mümkün ise, ilgilinin yasal emeklilik yaşına kadar aylar itibarıyla alacağı adi malullük aylığının toplam tutarı ile aynı şekilde aylar itibarıyla alacağı vazife malullüğü aylığının toplam tutarı hesaplanıp, her iki aylık arasında aylar itibarıyla ortaya çıkacak farkın hesap tarihi itibarıyla peşin sermaye değeri, ilgilinin olaydan kaynaklanan yararı olduğu kabul edilecektir. Prim karşılığında bağlanacak adi malullük aylığı veya yapılacak diğer ödemeler ise, yukarıda belirtildiği üzere hesaplamaya dahil edilmeyecektir.

Vazife malullüğü aylığı bağlanmasını gerektiren olay gerçekleşmemiş olsaydı, ilgilinin yasal emeklilik yaşına kadar alabileceği görev aylıklarının peşin sermaye değerinden, yukarıda belirtilen biçimde hesaplanacak vazife maluliyet farkının peşin sermeye değeri düşülerek ilgilinin olay nedeniyle uğramış olduğu maddi zararı hesaplanmalıdır.

Ancak, vazife malullüğü aylığının bağlandığı tarih itibarıyla adi malullük aylığı bağlanması koşullarına sahip olmayan ilgililer bakımından vazife malullüğü aylığının tamamının, aktif ve pasif dönemi de kapsayacak şekilde yarar olduğu kabul edilecektir.

Aktif dönemde işlemiş dönem zararı, hesap tarihi itibarıyla ilgilinin görev aylığı veya emsali polis memurunun görev aylığı dikkate alınarak aylar itibariyle alacağı görev aylığı ile vazife malullüğü aylığı karşılaştırılarak, aradaki farkın zarar olduğu kabul edilmelidir. Yine bu dönemde vazife malullüğü aylığı ile adi malullük aylığı aylar itibarıyla karşılaştırılarak aradaki farkın yarar olduğu kabul edilmelidir. Bu şekilde yapılacak hesaplamada yarar ve zarar tutarları denkleştirme yapılarak işlemiş dönem zararı hesaplanmalıdır. Bu dönemdeki yarar ve zarar kalemlerinin peşin sermaye değerinin hesaplanmayacağı da dikkate alınmalıdır.

2- İlgilinin yasal emeklilik yaşını tamamladığı tarih ile muhtemel ömrünün sonuna kadar olan pasif dönemdeki zararı ise, ilgilinin yasal emeklilik yaşını doldurduğu tarihte alacağı emekli aylığı ile bu dönemde de almaya devam edeceği vazife malullüğü aylığı arasında aylar itibarıyla oluşan farkın peşin sermaye değeri kadar olmaktadır. Bu fark hesaplanırken, yukarıda belirtildiği üzere, adi malullük aylığı bağlanması koşullarına sahip olan ilgililer yönünden vazife malullüğü aylığının tamamının değil, vazife malullüğü aylığının, adi malullük aylığını aşan kısmının yarar olduğu yapılacak hesaplamada dikkate alınmalıdır.

3- Yukarıda belirtilen şekilde raporun düzenlendiği tarih itibarıyla yapılacak hesaplamada, olay nedeniyle uğranılan zarar ile sağlanan yarar arasındaki pozitif fark, davacının uğramış olduğu maddi zararı göstermektedir.

2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun'un 6. maddesinde, bu Yasa hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminatın, uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığı olduğu; yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı idarelerin ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu Yasa hükümleri uyarınca ödenen nakdi tazminatın göz önünde tutulacağı hükme bağlanmış olup; davacıya ödenen nakdi tazminatın da olay nedeniyle sağlanan yarar niteliğinde olduğu, dolayısıyla hesaplanacak maddi zarar tutarından düşülmesi gerektiği hususunda kuşku bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, bilirkişi raporunda, davacının 52 yaşına kadar fiilen çalışacağı dikkate alınarak hesaplama yapılmış ise de; 5434 sayılı Yasanın 40. maddesinde 19.6.2010 tarihinde yapılan değişiklik ile, polis memurlarının 55 yaşında emekli olacakları hükme bağlandığından; davacının aktif dönemde elde edeceği gelir hesabında bu hususun ve ayrıca davacının öğrenim durumu itibarıyla görevde yükselme olanağının olup olmadığı, yükselme olanağı var ise yükselebileceği rütbeye ilişkin 5434 sayılı Yasanın 40. maddesinde düzenlenen emeklilik yaşının da dikkate alınması gerekmektedir.

Ayrıca, davacı kamu görevlisi olup, geliri maaş katsayısına bağlı olarak belirli dönemlerde artmaktadır. Zararının tespitinde, hesap tarihine kadar, gelirinde meydana gelen artışların zarara yansıtılması gerekir. Başka bir ifadeyle, davanın görülmesi sırasında maaşında bir artış meydana gelmiş ise, bu yeni maaşa göre hesaplama yapılmalıdır.

İdare mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle 3713 ve 5434 sayılı Yasa hükümlerine göre vazife malulü olarak emekliye ayrılan davacının uğramış olduğu maddi zararın hesaplanması; hükmedilen manevi tazminat miktarının, duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa giderecek tutarda olmaması nedeniyle manevi tazminatın reddedilen kısmı ile ilgili olarak da yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca yürütülmesi gereken faizin başlangıcının, idareye yapılan başvuru tarihi olması gerekmektedir.

Bu durumda, temyize konu idare mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü dışında kalan bölümünün reddine, hükmedilen manevi tazminat tutarına dava açma tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin bölümlerinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, tarafların maddi tazminata ilişkin temyiz istemleri ile davacının manevi tazminatın reddedilen kısmına ve hükmedilen manevi tazminat tutarına dava açma tarihinden itibaren yasal fazi yürütülmesine ilişkin temyiz istemlerinin kabulü ile Erzurum 2. İdare Mahkemesinin 7.11.2007 tarih ve E:2006/2671, K:2007/1284 sayılı kararının bu kısımlarının bozulmasına, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen reddi ile mahkeme kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin bölümünün onanmasına, kararın bozulan kısımları için yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen idare mahkemesine gönderilmesine 11.4.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.