logo yeni

HARCIRAH ÖDEMELERİNDE DAVA AÇMA SÜRESİNİN BAŞLANGIÇ TARİHİ

Aktif . Yayınlanma Mali ve Sosyal Konular

Danıştay Beşinci Dairesi Başkanlığının 7.11.2012 tarihli ve E:2012/6799, K:2012/6892 sayılı Kararı.

Kanun Yararına Temyiz İsteminde Bulunan : Danıştay Başsavcılığı

Davacı   : Süheyla Karşıyakalı Adına SAĞLIK-SEN

Vekili     : Av. Abdullah Erkol

               Çakmak Cad. Buğdaycı İş Hanı K:5/30 - MERSİN

Davalı    : Mersin Valiliği

İsteğin Özeti      : Mersin 1. İdare Mahkemesi Tek Hakimince verilen 17.10.2011 günlü (Mahkemece sehven 30.9.2011 olarak yazılmıştır.), E:2011/491, K:2011/1533 sayılı kararın bozulmasına ve davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Adana Bölge İdare Mahkemesinin 05.01.2012 günlü, E:2012/2, K:2012/56 sayılı kararının düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin Adana Bölge İdare Mahkemesinin 20.03.2012 günlü, E:2012/989, K:2012/870 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir.

Danıştay Tetkik Hakimi  : Serap Erkan

Düşüncesi           : Davacının yer değiştirme suretiyle atanmasından doğan yolluğuna yönelik olarak açılan dava süresinde olduğundan, Adana Bölge İdare Mahkemesinin 05.01.2012 günlü, E:2012/2, K:2012/56 sayılı kararının kanun yararına bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Başsavcısı         : Turgut Candan

Düşüncesi           : İstanbul Avrupa Yakası Gaziosmanpaşa 3 No'lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunda sözleşmeli Acil Tıp Teknisyeni olarak görev yapan Süheyla KARŞIYAKALI adına SAĞLIK-SEN tarafından, adıgeçenin becayiş yoluyla Mersin Akdeniz 8 No'lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonuna atanması nedeniyle hak ettiği sürekli görev yolluğunun ödenmesi için 22.12.2010 günü yaptığı başvurunun reddine ilişkin 10.02.2011 günlü Mersin Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü işleminin iptali ile yoksun kalınan sürekli görev yolluğunun yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptali ve davacının hakettiği sürekli görev yolluğunun idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi yolunda Mersin Birinci İdare Mahkemesi Tek Hakimince verilen 30.09.2011 gün ve E:2011/491, K:2011/1533 sayılı kararın, davalı idarenin itirazı üzerine "...davacının, bu atama nedeniyle harcırah ödenmediğini, göreve başladığı 15.09.2010 tarihinde öğrendiği anlaşılmakta olup, bu tarihten itibaren 60 gün içinde ve en son 15.11.2010 tarihine kadar 2577 sayılı Kanunun 12'nci maddesinin atıfta bulunduğu 11'inci maddesi uyarınca idareye başvurması veya aynı süre içinde dava açması gerekirken, bu süre geçirilerek ödenmeyen yolluğun ödenmesi isteğiyle 22.12.2010 tarihinde yaptığı başvurunun 10.02.2011 gün ve 43300/05303 işlemle reddi üzerine, söz konusu ret işleminin tebliğ tarihi esas alınarak 01.04.2011 tarihinde kayda giren dilekçeyle açılan davanın süre aşımı sebebiyle esastan incelenmesine imkan bulunmamaktadır." gerekçesiyle, davalı idarenin itirazının kabulü ile anılan Tek Hakim kararının bozulması ve davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki Adana Bölge İdare Mahkemesinin 05.01.2012 gün ve E:2012/2, K:2012/56 sayılı kararının düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin Adana Bölge İdare Mahkemesinin 20.03.2012 gün ve E:2012/989, K:2012/870 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kanun yararına bozulması istemiyle Danıştay Başsavcılığına yapılan başvuru üzerine konu incelendi.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci maddesinde; Bölge İdare Mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştay'ca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin ilgili Bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği; temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde, kararın kanun yararına bozulacağı; bu bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı hükme bağlanmıştır.

657 sayılı Kanunun 4/B maddesine tabi olarak çalışan ve ücreti merkezi yönetim bütçesinden ödenen sözleşmeli personele yönelik 2010 yılı hizmet sözleşmesinin 6'ncı maddesinin son cümlesinde yer alan "Sözleşmeli personele geçici görev yolluğu dışında harcırah ödenmez." ibaresinin iptalini istemiyle açılan davada; Danıştay Beşinci Dairesince 25.06.2010 gün ve E:2010/683 sayı ile "(...) Temel ve asli fonksiyonları kamu hizmetini yürütmek olan kamu görevlileri, kamu hizmetinin iyi işlemesi için, ya kendi isteklerine dayalı olarak, ya da re'sen kanunlarda yer alan kurallar çerçevesinde, yetkili idari makamlarca bulundukları yerden başka bir yere atanabilmekte, bu atamaya bağlı olarak da yeni görev yerlerinde göreve başlayabilmek için bazı giderler yapmak zorunda kalmaktadırlar. Yolluk ödemesi, kamu hizmetinin gerektirdiği durumlarda bu hizmet için görevlendirilen kişilerin katlanacakları giderleri karşılamak üzere yapılan parasal ödemeyi içeren bir idari işlem olup, atama işlemi sonucunda görev yeri değişen kamu görevlisinin karşı karşıya kaldığı külfetin kamu hizmetinin yürütülmesinden kaynaklanması nedeniyle, Kanun koyucu tarafından bu külfetin kamuca karşılanması amacıyla yasal düzenlemeler yapılmıştır.

29.3.2009 günlü, 27184 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esasların 5. maddesi ile söz konusu Esaslara Ek 3. madde eklenerek, sözleşmeli personelin belirli şartları taşıması koşuluyla naklen atanmasına yönelik düzenleme getirilmiştir.

Anılan Esaslar ile günün gelişen koşullarına uygun olarak belirli durumlarda sözleşmeli personele nakil olanağı tanınması nedeniyle, görev yeri değişen personele bu esnada katlandığı zorunlu giderlerin karşılığı olarak yolluk ödenmesi gerekirken, sözleşmeli personele geçici görev yolluğu dışında harcırah ödenemeyeceği yolunda düzenleme getirilmesine yönelik 2010 yılı hizmet sözleşmesinin ilgili maddesinde hukuka uyarlık görülmemiştir." gerekçesiyle; 2010 yılı hizmet sözleşmesinin 6'ncı maddesinin son cümlesinde yer alan "Sözleşmeli personele geçici görev yolluğu dışında harcırah ödenmez." ibaresinin yürütmesinin durdurulmasına ve aynı Dairece 16.11.2011 gün ve E:2010/683, K:2011/6434 sayı ile de iptaline karar verilmiştir.

Atama tarihi itibariyle harcırahını alamayan kamu personeli, bu yasal düzenlemeye ilişkin yargısal süreci izleyerek kendisine bu ödemenin yapılması istemiyle 2577 sayılı Yasa'nın 10'uncu maddesine göre her zaman idareye başvurabilir.

Şu kadar ki, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun "Ödenemeyen giderler ve bütçeleştirilmiş borçlar" başlıklı değişik 34'üncü maddesinin üçüncü fıkrasında, "İlgili olduğu malî yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde alacaklıları tarafından geçerli bir mazerete dayanmaksızın, yazılı talep edilmediğinden veya belgeleri verilmediğinden dolayı ödenemeyen borçlar zamanaşımına uğrayarak kamu idareleri lehine düşer" hükmüne yer verilmiş olup, davanın konusu hakedilen yasal ödeneklerin ödenmesi istemi olduğuna göre, beş yıllık zamanaşımı süresi alacağın doğduğu mali yılın bitiminden itibaren başlayacağından, davacının, başvuruda bulunduğu 2010 yılı itibariyle yapılacak hesaplamaya göre, 2010 yılından itibaren doğan alacağını başlangıç olarak 2010 mali yılının sona ermesinden sonra 01.01.2011 tarihinden itibaren beş yıllık sürenin dolacağı 31.12.2015 günü sonuna kadar, hakettiği ödeneklerin verilmesi istemiyle 2577 sayılı Yasa'nın 10'uncu maddesine göre idareye başvurarak talep etmesi ve bunun reddi üzerine 2577 sayılı Yasa'da öngörülen süreler içinde dava açması olanaklıdır.

Olayda, dava konusu işlemin iptali ve davacının hakettiği sürekli görev yolluğunun idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi yolundaki İdare Mahkemesi Tek Hakim kararı, ilgilinin göreve başladığı 15.09.2010 tarihinden itibaren 60 gün içinde ve en son 15.11.2010 tarihine kadar 2577 sayılı Kanunun 12'nci maddesinin atıfta bulunduğu 11'inci maddesi uyarınca idareye başvurmadığı veya aynı süre içinde dava açmadığı gerekçesiyle bozulmuş ve dava süre aşımı nedeniyle reddedildikten sonra yapılan kararın düzeltilmesi başvurusu da Adana Bölge İdare Mahkemesince reddedilmiş olup, davacının 2577 sayılı Yasa'nın 10'uncu maddesi kapsamındaki başvurusunun reddi üzerine açtığı dava süresinde olduğundan işin esasının incelenmesi gerekirken davanın süre aşımı yönünden reddinde hukuki isabet görülmemiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51'inci maddesine göre, kanun yararına temyiz yoluna, ancak, "niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden" kararlara karşı başvurabilme olanağı mevcut olup; yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler karşısında, Adana Bölge İdare Mahkemesinin yürürlükteki hukuka aykırı sonuçlar ifade ettiği açık bulunan 05.01.2012 gün ve E:2012/2, K:2012/56 sayılı kararının düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin 20.03.2012 gün ve E:2012/989, K:2012/870 sayılı kararının yürürlükteki hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Açıklanan nedenle, dava konusu işlemin iptali ve davacının hakettiği sürekli görev yolluğunun idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi yolunda Mersin Birinci İdare Mahkemesi Tek Hakimince verilen 30.09.2011 gün ve E:2011/491, K:2011/1533 sayılı kararın bozulmasına ve davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Adana Bölge İdare Mahkemesinin 05.01.2012 gün ve E:2012/2, K:2012/56 sayılı kararının düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin Adana Bölge İdare Mahkemesinin 20.03.2012 gün ve E:2012/989, K:2012/870 sayılı kararının kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince işin gereği düşünüldü:

Davacının becayiş yoluyla Mersin Akdeniz 8 Nolu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonuna atanması nedeniyle hak ettiği sürekli görev yolluğunun ödenmesi için yaptığı 22.12.2010 günlü başvurunun reddine ilişkin 10.02.2011 günlü, 5303 sayılı işlemin iptali ile yoksun kalınan sürekli görev yolluğunun yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle dava açılmıştır.

Mersin 1. İdare Mahkemesince verilen 17.10.2011 günlü (Mahkemece sehven 30.9.2011 olarak yazılmıştır.), E:2011/491, K:2011/1533 sayılı Tek Hakimli kararla dava konusu işlemin iptali ve davacının hakettiği sürekli görev yolluğunun idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Bu karar, davalı idare tarafından itiraz edilmesi üzerine, Adana Bölge İdare Mahkemesinin 05.01.2012 günlü, E:2012/2, K:2012/56 sayılı kararıyla bozulmuş ve dava süre aşımı nedeniyle reddedilmiş, kararın düzeltilmesi istemi de Adana Bölge İdare Mahkemesinin 20.03.2012 günlü, E:2012/989, K:2012/870 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

Davacının, Adana Bölge İdare Mahkemesinin 05.01.2012 günlü, E:2012/2, K:2012/56 sayılı kararının kanun yararına bozulması yönünde verdiği dilekçe üzerine, Danıştay Başsavcılığı Adana Bölge İdare Mahkemesinin 05.01.2012 günlü, E:2012/2, K:2012/56 sayılı kararının düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin Adana Bölge İdare Mahkemesinin 20.03.2012 günlü, E:2012/989, K:2012/870 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasını istemektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun Yararına Bozma" başlıklı 51. maddesinde, "1- Bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.

2- Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz.

3- Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmî Gazete'de yayımlanır." hükmü yer almaktadır.

Anılan Kanun maddesinde, kanun yararına bozma sebebi olarak, temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen kararların, kanuna aykırı olmasından daha geniş bir anlam taşıyan, yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade ediyor olması gösterilmiş olup; kanun yararına temyiz yoluna, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden kararlar hakkında başvurulabilir. Kanun yararına bozma ile usul ve esasa ilişkin hukuk kurallarının içtihat birliğine uygun olarak uygulanması ve daha sonraki benzer davalarda mahkemelerin aynı hukuki yanlışlığı yapmalarının önlenmesi amaçlanmaktadır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7/1. maddesinde; dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu hükmü getirilmiş; 10. maddesinde ise; "İlgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde konusuna göre Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri, altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı istemin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak, bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilecekleri." hükmüne yer verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının becayiş yoluyla Mersin Akdeniz 8 Nolu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonuna atanmasına ilişkin işlemde, atamanın "harcırahsız" (yolluksuz) olduğuna dair herhangi bir bilginin bulunmadığı; davacının, 15.9.2010 tarihinde yeni görev yerinde başladıktan sonra 22.12.2010 tarihinde Mersin İl Sağlık Müdürlüğüne başvurarak harcırahının (yolluğunun) ödenmesi talebinde bulunduğu ve 10.2.2011 günlü, 5303 sayılı işlem ile bu talebin reddi üzerine, söz konusu ret işleminin iptali amacıyla 60 günlük yasal dava açma süresi içerisinde, temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Her ne kadar Adana Bölge İdare Mahkemesince davacının yeni görevine başladığı tarihten itibaren 2577 sayılı Kanunun 7. ve 11. maddelerinde belirtilen süreler geçirildikten sonra yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davanın süresinde olmadığı kabul edilmiş ise de; davacının naklen atanma işleminde ''atamanın harcırahsız (yolluksuz) yapıldığı'' hususunun belirtilmiş olup olmaması, dava açma süresinin başlangıcı açısından önem arz etmektedir.

Buna göre;

1- Davacıya tebliğ edilen naklen atama işleminde, işlemin "harcırahsız" (yolluksuz) olarak kurulduğu yolunda bir ibare yer almışsa, ilgili bu işlemin kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren, atama işleminde yer alan "harcırahsız" (yolluksuz) ibaresinin iptali ve bu atama işlemi nedeniyle yoksun kaldığı harcırahın (yolluğun) kendisine ödenmesine hükmedilmesi istemiyle dava açabilir.

Bu durumda davacı, niteliği yukarıda belirtilen davayı, naklen atama işleminin kendisine tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren 2577 sayılı Kanunun 7. maddesinde öngörülen süre içerisinde doğrudan açabileceği gibi; anılan Kanunun 11. maddesinin tanıdığı olanak nedeniyle idareye başvurarak, bu başvuru üzerine idarece kurulacak olan olası olumsuz işleme karşı bu maddedeki süreci işleterek de dava açabilir.

2- Davacıya tebliğ edilen naklen atama işleminde "harcırahsız" (yolluksuz) ibaresi yok ise; ilgilinin, naklen atama işleminden doğan harcırahının (yolluğunun) tarafına ödenmesi için yaptığı başvuru 2577 sayılı Yasanın 10. maddesi kapsamında olup, bu başvuru üzerine kurulacak işlemin iptali istemiyle açılacak davanın süresinin de 10. madde hükmüne göre belirlenmesi gerekmektedir.

Olayda; davacının Mersin Akdeniz 8 Nolu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonuna atanmasına ilişkin işlemde atamanın harcırahsız olduğuna dair herhangi bir ibarenin mevcut olmaması karşısında; davacının harcırah (yolluk) ödenmesi talebiyle 22.12.2010 tarihinde idareye yaptığı başvuru, 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında yapılmış bir başvuru niteliğini taşıdığından, bu konuda çıkan uyuşmazlıkta davacının yeni görev yerine başlama tarihinin dava açma süresi için başlangıç olarak alınması mümkün bulunmamaktadır.

Öte yandan; davacının harcırah (yolluk) istemli başvurusunun reddine ilişkin 10.2.2011 günlü ret işleminin davacıya tebliğinden itibaren, bu işlemin iptali istemiyle aynı gün açılan davanın, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca süresinde olduğu da açıktır.

Bu durumda; 2577 sayılı Kanunun 10. maddesinde yer alan hükümler uyarınca süresinde açılan davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davanın süresinde olmadığı gerekçesiyle reddi yolunda verilen Adana Bölge İdare Mahkemesinin 05.01.2012 günlü, E:2012/2, K:2012/56 sayılı kararının düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin Adana Bölge İdare Mahkemesinin 20.03.2012 günlü, E:2012/989, K:2012/870 sayılı kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulüne, Adana Bölge İdare Mahkemesinin 05.01.2012 günlü, E:2012/2, K:2012/56 sayılı kararının düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin Adana Bölge İdare Mahkemesinin 20.03.2012 günlü, E:2012/989, K:2012/870 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesi uyarınca, hükmün sonuçlarına etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına, kararın bir suretinin Mersin Valiliği ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve bu kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasına, 7.11.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :

Kanun yararına bozulması istenilen karar, Adana Bölge İdare Mahkemesinin "kararın düzeltilmesi isteminin reddine" ilişkin 20.3.2012 günlü, E:2012/989, K:2012/870 sayılı kararıdır.

Kanun yararına bozma isteğinin ancak "niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden" kararlara yöneltilebileceği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51. maddesinin 1. fıkrası hükmü gereğidir. Bu tür kararlar, uyuşmazlığın esasını çözümleyen kararlardır.

İncelenen istek ise, uyuşmazlığın esasını çözümleyen bir karara yönelik olmayıp bu nitelikte bir kararın düzeltilmesi isteğinin reddine dair karara yöneliktir. Bu nedenle bozulması istenen karar, kanun yararına bozma isteğine konu edilebilecek kararlardan değildir.

Diğer yandan, istek 20.3.2012 tarihli E:2012/989, K:2012/870 sayılı kararın düzeltilmesi isteğinin reddine dair karara yöneliktir. Karar düzeltme isteğine ilişkin kararda ise hukuka aykırı bir yön saptanmamakla birlikte, bu kararla düzeltilmesi isteği reddedilen 5.1.2012 günlü, E:2012/2, K:2012/56 sayılı karardaki aykırılıklardan bahisle karar düzeltme isteğinin reddine ilişkin kararın Dairece bozulmuş bulunması yönüyle de, verilen karar ''kanun yararına bozma'' düzenlemesine uygun olmamıştır.

Belirtilen nedenlerle, isteğin ilk karara yönelik olarak düzenlenmesi halinde incelenmek üzere gönderilmesi için dosyanın Danıştay Başsavcılığına iadesi gerektiği görüşüyle karara karşıyım.

(XX) KARŞI OY :

Adana Bölge İdare Mahkemesince verilen 20.03.2012 günlü, E:2012/989, K:2012/870 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olduğundan, Danıştay Başsavcılığınca anılan kararın kanun yararına temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karara karşıyım.

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.