logo yeni

UZUN SÜRELİ HASTALIK SONRASI İYİLEŞMEME HALİ

Aktif . Yayınlanma İzin

ÖZET: Uzun süreli hastalık izni süresince iyileşmediği için yasal hastalık izni bitiminde hastalığın iyileşmediğinin sağlık kurulu raporuyla kesin olarak saptanması gerekir.

Danıştay 10. Dairesinin 05.11.1992 tarih ve E:1991/783, K:1992/3858 sayılı Kararı.

İstemin Özeti:

Davacı; yasal hastalık izni süresince iyileşmediğindenbahisle adi malul olarak emekliye sevkine ilişkin işlemin iptali ve açıktageçen sürelerde mahrum kaldığı aylık ve diğer özlük haklarının yasal faiziylebirlikte tazmini istemiyle açtığı davayı reddeden İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 13.9.1990 gün ve E: 1989/662, K: 1990/920 sayılı kararının, temyizen incelenip bozulmasını istemektedir.

Savunmanın Özeti:

Yerinde olmadığı ileri sürülen temyiz isteminin reddi gerekeceği savunulmuştur.

Danıştay Tetkik Hakimi: G. O.

Danıştay Savcısı: Ö. B.

Düşüncesi:  657 sayılı "D. Memurları Kanunu"nun 105 inci maddesinin ( c )bendinde "kanser, verem ve akıl hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviyeihtiyaç gösteren hastalığa yakalananlara onsekiz aya kadar" izin verilir hükmügetirilmiş, aynı maddenin sonraki fıkrasında "izin süresinin sonundahastalıklarının devam ettiği reşmi sağlık kurullarının raporu ile temyiz edilenlerin izinleri bir katına kadar uzatılır. Bu sürelerin sonunda da iyileşmeyen memurlar hakkında emeklilik hükümleri uygulanır" hükmü sevkedilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden davacının düçar olduğu akıl hastalığı nedeni ile 657 sayılı Kanununun yukarıda metni açıklanan 105 inci maddesinde öngörülen süreleri aşan sağlık izni kullandığı anlaşılmıştır.

Bu durumda, davacının emekliye sevk edilmesinde yasal düzenlemeye aykırılık bulunmadığından bu işlem aleyhine acılan davayı red eden mahkeme kararında isabetsizlik görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenle temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577sayılı idari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilennedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği düşünüldü:

Davacının duruşma istemi 2577 sayılı Yasanın 17. maddesi 2. Fıkrası uyarınca yerinde görülmeyerek esasa geçildi.

Dava; polis memuru olarak çalışırken, 23.1.1986-23.1.1989 tarihleri arasında otuz altı ay süreyle kullandığı yasal hastalık izni sonunda iyileşmediğinden bahisle, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Sağlık Kurulunca adi malul olduğuna karar verilen davacının, adi malul olarak emekliye sevkine ilişkin 28.3.1989 günlü davalı idare işleminin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kalınan aylık ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.

İstanbul 4. İdare Mahkemesi; 657 sayılı Yasanın 105. maddesi hükmü uyarınca, yasal hastalık izni süresi sonunda iyileşmediği 26.8.1988 tarihli ve 6 ay istirahatinin uygun olduğu yolundaki sağlık kurulu raporuyla sabit görülen davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Davacı, anılan mahkeme kararının; adi malul olarak emekliye sevkini gerektirecek bir rahatsızlığının bulunmadığı ve bunun Adli Tıp Kurumunca yapılacak muayene sonucu anlaşılabileceği savıyla, temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

657 sayılı D. Memurları Kanununun hastalık izinlerine ilişkin 105.maddesinde; kanser, verem ve akıl hastalıkları gibi uzun süreli bir tedaviyeihtiyaç gösteren hastalığa yakalananlara onsekiz aya kadar izin verileceği, izin süresinin sonunda hastalıkların devam ettiği sağlık kurullarının raporu ile tesbit edilenlerin izinlerinin bir katına kadar uzatılacağı ve bu sürelerin sonunda da iyileşmeyen memurlar hakkında emeklilik hükümlerinin uygulanacağı, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 47.  maddesinde de; görevlerini yapamayacak derecede hastalığa uğrayanlardan, hastalıkları yasalarında gösterilen sürelerden fazla devam edenlerin, hastalığın niteliğineve doğuş sebeplerine göre ( adi malul ) veya ( vazife malulü ) sayılacağı hükümleri yer almıştır.

Dava ve temyiz dosyalarının incelenmesinden; davacının 23.1.1986 tarihinde tabancası ile suicid girişiminde bulunması üzerine aynı gün kurumunca Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine sevk edildiği, 27.2.1986 tarihine kadar yataklı tedavi gördükten sonra depresyonu salah halinde taburcu edilerek27.2.1986 tarihli sağlık kurulu raporuyla ( 6 ) ay istirahatinin uygun görüldüğü, takip eden 29.8.1986, 2.3.1987, 27.8.1987, 26.2.1988tarihlerinde verilen raporlarla da ( 6 )şar ay istirahati uygun görülen ve hastalık iznini kullanan davacının, en son 26.8.1988 tarihli Sağlık Kurulu raporuyla rahatsızlığının devam ettiği ve ( 6 ) ay daha istirahatinin uygun olduğu saptanınca T.C. Emekli Sandığı Sağlık Kurulunca adi malul olduğuna karar verildiği ve yasal hastalık izninin dolduğu 23.1.1989 tarihi itibariyle hastalığının iyileşip iyileşmediği saptanmaksızın 26.8.1988 tarihli ve yasal hastalık izni süresini aşan süreyle istirahatinin uygun olduğunu gösterir sağlık kurulu raporu esas alınarak kurumunca adi malul olarak emekliye sevk işlemi tesis edildiği anlaşılmaktadır.

D. Memurlarının memurluk statüsü sona erdirilerek emekliye sevke dilmesi belli koşullara bağlı olup; yasal hastalık izni süresi bitiminde iyileşmediği saptanan memur hakkında emeklilik hükümlerinin uygulanması 657 sayılı Yasanın 105. maddesi hükmü gereğidir.

Ancak, kamu hizmetinde süreklilik esası uyarınca, D. Memurunun 657 sayılı Yasanın 105. maddesi hükmü gereği malulen emekliye sevk edilebilmesi için, yasal hastalık izni sonunda halen hastalığının iyileşmediğinin tespiti zorunlu bulunduğundan; yasal izin süresini aşan istirahati içeren sağlık kurulu raporlarının emeklilik işlemlerine esas alınmayarak, yasal hastalık izninin bittiği tarih itibariyle hastalığın iyileşip iyileşmediğinin, sağlık kurulu raporuyla kesin olarak saptanması gerekmektedir. 

Diğer taraftan 5434 sayılı Yasanın 47. maddesi son fıkrasında; tedavisi olanaksız olduğu raporla belirtilen hastalıklara uğrayanların, yasal hastalık izni süresinin bitmesi beklenilmeksizin rapor tarihinden itibaren ( adi malul )veya ( vazife malulü ) sayılacağı hükmü getirilmişse de, dava konusu işleme dayanak teşkil eden ve davacı hakkında düzenlenmiş sağlık kurulu raporlarında hastalığının tedavisi olanaksız bulunduğu yolunda bir görüş yer almamıştır.  

Bu durumda, davacının yasal hastalık izninin sona erdiği 23.1.1989 tarihinde rahatsızlığının iyileşip iyileşmediği saptanmaksızın adi malul olarak emekliye sevkine ilişkin dava konusu işlem yasalara aykırı olup, davanın reddi yolunda verilen mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulüne, İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 13.9.1990 gün ve E: 1989/662, K: 1990/920 sayılı kararının bozulmasına, dosyanın yeniden karar verilmek üzere anılan mahkemeye iadesine 5.11.1992 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

AZLIK OYU

İdare ve Vergi Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3622 sayılı Kanun ile değişik 49.maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Bozlaması istenen karar, usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen temyiz sebepleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile bozulması istenen kararın onanması gerekeceği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.