logo yeni

SINAVA GİRMEDİĞİ VEYA SUNDUĞU BELGELERİN SAHTELİĞİ ISPATLANMADAN GÖREVE SON VERME

Aktif . Yayınlanma Göreve Son Verme

SINAVA GİRMEDİĞİ VEYA SINAV BELGELERİNİN SAHTE OLDUĞU İSPATLANMADIĞISÜRECE GÖREVE SON VERME İŞLEMİ TESİS EDİLEMİYECEĞİ HK.

Danıştay 3. Dairesi Başkanlığının 28/05/1981 tarihli ve E:1981/83, K:1981/100 sayılı Kararı  

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 46.maddesinde"İlk defa Devlet Memurluklarına atanacakların yarışma veya yeterlik sınavı geçirmelerinin asıl olduğu" ve "Sınava tabi tutulmadan girilebilecek sınıf ve görevlerin 50.maddeye göre hazırlanacak Genel Yönetmelikte belirtileceği" hükme bağlanmış, sözü edilen maddeye göre çıkartılan Yönetmeliğin 5.maddesinde ise kimlerin yeterlik ve yarışma sınavına tabi tutulmadan memuriyete atanacakları açıkça belirlenmiştir.

Ancak, idare yazısının ve dosya içindeki belgelerin incelenmesinden, Milli Eğitim Bakanlığında, yukarıda sözü edilen maddedeki istisnalar dışında bir kısım memurun sınava alınmadan veya sahte sınav belgelerine dayalı olarak veya sahte olup olmadığı saptanamayan sınav belgeleri ile göreve başlatıldığı anlaşılmaktadır. Konunun bu üç hal için ayrı ayrı incelenmesine gerek vardır.

İdare hukuku ilkelerine göre, idari işlemler tesis edildikleri andan itibaren yürürlük kuvvetini ve doğruluk karinesini haizdirler. Bu husus idarenin tek taraflı kararlarına kişinin uyma zorunluluğunu doğurur. Bu ilkenin tabii sonucu olarak da idari işlemlerde devamlılık ve istikrar esastır. Kamu düzeninin bozulmaması için idari istikrar prensibine o kadar önem verilmiştir ki bu işlemler aleyhine açılacak idari davalar 90 günlük süre ile sınırlandırılmıştır. Buna parelel olarak, idarenin sakat tasarruflarını her zaman geri alabileceği yolundaki genel prensibte, kazanılmış haklarla müesses durumları korumak ve hukuki münasebetlerde istikrarı sağlamak ihtiyaç ve zarureti nedeniyle zaman içinde değişime uğramış ve sakat idari işlemlerin ne şekilde geri alınabileceği belirli kurallara bağlanmıştır.

Bu kuralların ve idari hukuku ilkelerinin ışığı altında konuyu incelediğimiz zaman;

İdarenin, 657 sayılı Kanunun 46.maddesindeki hükme aykırı olarak sınava tabi tutmadan göreve aldığı memurlardan henüz adaylık süresini doldurmayanların görevine son verilmesi her zaman mümkündür. Zira bu memurlar yönünden, göreve başlatma kararının geri alınması, idari istikrar, kanunilik ve kamu yararı kurallarını zedeleyecek bir aşamaya gelinmeden yapılmış olacaktır.

Ancak, idarenin kendi ihmali sonucu tesis ettiği kanunsuz işlemde hiç bir katkısı bulunmayan memur, adaylık süresini doldurmuş, asaleti tasdik edilmiş ve bunun üzerinden de uzun bir süre geçmiş ise, artık görevinden alınamaz. Aksi takdirde yukarıda belirtilen ve idari işlemlerde bulunması gerekli idari istikrar prensibi zedelenmiş ve toplumun idari işlemlere karşı güveni sarsılmış olur.

Sahte sınav belgeleri ile göreve başlayan memurların durumuna gelince, istikrar, kanunulik ve kamu yararı kuralları kadar önemli olan bir diğer kural da memurun iyi niyetli olmasıdır. İdarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemi memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi sebebiyle tesis edilmiş ise, bu idari işlem her zaman geri alınabilir. Hiç bir sınava girmediği veya bir sınav kazanmadığı halde, idareye sınav kazandı belgesi ibraz eden bir kişinin iyi niyetinden söz edilemiyeceğine göre bu kişi kendi hatalı fiilinin sonucuna katlanmak zorundadır.

Bu nedenle, herhangi bir resmi belge ile sahteliği sabit olmuş sınava giriş belgesi ile memuriyete alınan kişilerin görevine herzaman son verilebilir.

Sınav belgelerinin doğruluğu konusunda kesin kanıt elde edilemeyen memurların görevine son vermek ise hukuken mümkün değildir. Zira yukarıda belirtildiği gibi idari işlemlerde doğruluk karinesi esastır. Resmi bir belgenin sahteliği ispat edilene kadar onun doğruluğunu kabul etmek zorunludur. Bu kişilerin sınava girmediği veya sınav belgelerinin sahte olduğu ispatlanmadığı sürece, 657 sayılı Kanunun 46.maddesine uygun olarak göreve alınmış kişilerden hiçbir farkları yoktur ve görevlerine son verilmesi düşünülemez.

İDARİ İŞLER KURULU E:83/106, K:83/122

2575 sayılı Danıştay Kanununun 46.maddesinin 2.fıkrası, "İdari Dairelerin birinden çıkıp, (e) bendi uyarınca Danıştay Başkanı tarafından Danıştay İdarİ İşler Kuruluna havale edilmemiş olan işler ve verilen kararlar ilgili bakanlığın görüşüne uygun olmadığı takdirde, bakanlığın isteği üzerine, Danıştay İdari İşler Kurulunda görüşülür." hükmünü taşımaktadır.

Bu hükümden açıkca anlaşılacağı üzere, idari dairece verilen bir istişari düşünce kararının İdari İşler Kurulunda görüşülebilmesi, ya Danıştay Başkanı'nın bu işi kurula havale etmesi, ya da ilk istemde bulunan Bakanlığın görüşüne aykırı bir karar verilmesi halinde ilgili bakanın, yani görüş isteyen bakanlığın başındaki kişinin işin bu kurulda incelenmesini istemesi halinde mümkündür.

Üçüncü Dairece verilen 81/100 sayılı karar, Milli Eğitim Bakanlığının istemi üzerine verilmiş bir görüşe ilişkin olduğundan ancak Milli Eğitim Bakanının istemi üzerine İdari İşler Kurulunda görüşülebilir. Daha evvel bu konuda bir görüşü veya istemi bulunmayan Kültür ve Turizm Bakanı "ilgili bakan" olarak düşünülemeyeceğinden, bu Bakanın istemi üzerine konunun İdari İşler Kurulunda incelenmesine olanak bulunmadığına 29.9.1983 gününde karar verildi.

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.