logo yeni

EMEKLİ KESENEĞİNİN HESABINDA ESAS ALINACAK EK GÖSTERGE

Aktif . Yayınlanma Emeklilik

Danıştay 11. Dairesi Başkanlığının 26.10.2009 tarihli ve E:2007/4685, K:2009/8741 sayılı Kararı. 

Özeti : Aylıklarını personel kanunlarına göre almayan Sandık iştirakçilerinin emekli kesenek ve karşılıklarının hesaplanmasında uygulanacak ek gösterge rakamının tespitinde; 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun Ek 48. maddesi uyarınca, ifa ettikleri görevleri itibariyle Devlet Memurları Kanununa göre girebilecekleri sınıflardaki benzer görevlerin aynı kadro, unvan ve derecesi için belirlenmiş ek göstergelerinin dikkate alınacağı hakkında. 

            Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı

            Vekili                           : Av. ...

            Karşı Taraf (Davalı)      : ...

            Vekili                           : Av. ...

            İsteğin Özeti                : T.C Ziraat Bankasında programcı olarak görev yapmakta iken … Finansal Teknoloji Hizmetleri A.Ş'ye naklen atanan ve emeklilik yönünden Emekli Sandığı ile ilgisi devam ettirilen davacının, naklen atanma tarihi itibariyle ulaştığı 3. derecenin 3. kademesi olan kazanılmış hak aylık derecesi korunmayarak, bir derece geri çekilmek suretiyle 4. derecenin 3. kademesi üzerinden yapılan intibakının ve teknik hizmetler sınıfı yerine, genel idare hizmetleri sınıfında yer alan personel için öngörülen ek göstergeden yararlandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, Ankara 10. İdare Mahkemesinin 20.2.2007 tarih, E:2006/2614, K:2007/248 sayılı kararıyla; Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi matematik bölümü mezunu olduğu anlaşılan davacının, emeklilik intibakı yönünden teknik hizmetler sınıfında bulunan personel için öngörülen derece, kademe ve ek gösterge yerine, ifa ettiği görev itibariyle genel idare hizmetleri sınıfında bulunan personel için öngörülen derece ve kademe esas alınarak belirlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir. Davalı idare tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

            Savunmanın Özeti        : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

            Danıştay Tetkik Hakimi : Abdurrahman Şimşeksoy

            Düşüncesi                    : Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 7.12.2007 günlü, E:2005/2, K:2007/1 sayılı kararıyla, emekli kesenekleri ile aylıklar yönünden belirlenecek ek gösterge rakamının, öğrenim sonucu elde edilen unvana göre değil, kadro unvanına göre belirlenmesi gerektiğine karar verilmiş olması karşısında, davacının bitirdiği yüksek öğrenimden dolayı elde ettiği unvan yerine, sözleşmeli statüde görev yapması nedeniyle 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun Ek 48. maddesi hükmü uyarınca ifa ettiği görev itibariyle Devlet Memurları Kanununa göre girebileceği sınıflardaki benzer görevlerin aynı kadro ve unvanlar için belirlenen derece ve kademe ile ek gösterge rakamının tespitiyle uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmesi gerekmektedir.

            Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulüyle idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

            Danıştay Savcısı           : Handan Yağuş

            Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

            Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının iptale ilişkin kısmının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. 

TÜRK MİLLETİ ADINA

            Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

            Dosyanın incelenmesinden, ... Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünden "Matematikçi" ünvanıyla mezun olan davacının, 19.2.1990 tarihinde Ziraat Bankasında 8. derecenin 1. kademesi ile sistem programcı yardımcısı olarak göreve başladığı, 15.2.2002 tarihinde programcı olarak görev yapmakta iken, 3. derecenin 3. kademesiyle ... Finansal Teknoloji Hizmetleri A.Ş'ye naklen geçtiği, 4603 sayılı Kanunun geçici 6. maddesi uyarınca emeklilik yönünden Emekli Sandığı ile ilgisinin devam ettirildiği, bu ilgilendirme dolayısıyla Emekli Sandığınca yeniden yapılan intibakında, davacının ifa ettiği görev itibariyle teknik hizmetler sınıfı kapsamında bulunmadığından bahisle başlangıç derecesi bir derece geri çekilmek suretiyle intibakının, 4. derecenin 3. kademesi üzerinden yapılması ve teknik hizmetler sınıfı yerine, genel idare hizmetleri sınıfı için belirlenen ek gösterge rakamlarından yararlandırılması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

            5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun Ek 17. maddesinde, aylıklarını personel kanunlarına göre almayan iştirakçilerin emeklilik keseneklerine, tahsil durumları itibariyle personel kanunlarına göre girebilecekleri derece ve kademelerin esas alınacağı, Ek 48. maddesinin (b) bendinde de, aylıklarını personel kanunlarına göre almayan iştirakçilere, genel idare hizmetleri sınıfında görev yapan genel müdürler için belirlenen ek gösterge rakamını geçmemek üzere, ifa ettikleri görevleri itibariyle Devlet Memurları Kanununa göre girebilecekleri sınıflardaki benzer görevlerin aynı kadro, unvan veya derecesi için belirlenmiş ek göstergelerin uygulanacağı hükme bağlanmış, Ek 15. maddesinde ise, "Personel Kanunları" deyiminin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile bu kanunlara tabi olmayan kamu personelinin aylık ve sair özlük haklarını düzenlemek üzere çıkarılan kanunları ifade edeceği kuralına yer verilmiştir.

            Yukarıda yer verilen yasa hükümleri uyarınca davacının, aylıklarını personel kanunlarına göre almayan iştirakçiler statüsünde (kapsamında) bulunduğu, bu itibarla nazari olarak tespit edilecek hizmet sınıfının, ifa ettiği görev itibariyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre girebileceği hizmet sınıfının tespiti bakımından, aynı Kanunun hizmet sınıflarına ilişkin hükümlerinin de incelenmesi gerekmektedir.

            657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36. maddesinde, bu Kanuna tabi kurumlarda çalıştırılan memurların sınıfları belirlenmiş, anılan maddenin (I) Genel İdare Hizmetleri Sınıfı başlıklı bölümünde, bu Kanunun kapsamına dahil kurumlarda yönetim, icra, büro ve benzeri hizmetleri gören ve bu Kanunla tespit edilen diğer sınıflara girmeyen memurların Genel İdare Hizmetleri sınıfını teşkil edeceği, (II) Teknik Hizmetler Sınıfı başlıklı bölümünde ise, bu Kanunun kapsamına giren kurumlarda meslekleriyle ilgili görevleri fiilen ifa eden ve meri hükümlere göre yüksek mühendis, mühendis, yüksek mimar, mimar, jeolog, hidrojeolog, hidrolog, jeofizikçi, fizikçi, kimyager, matematikçi, istatistikçi, yöneylemci (Hareket araştırmacısı), matematiksel iktisatcı, ekonomici ve benzeri ile teknik öğretmen okullarından mezun olup da, öğretmenlik mesleği dışında teknik hizmetlerde çalışanlar, Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi veya bölümlerinden mezun şehir plancısı, yüksek şehir plancısı, yüksek Bölge Plancısı, 3437 ve 9/5/1969 tarih 1177 sayılı Kanunlara göre tütün eksperi yetiştirilenler ile müskirat ve çay eksperleri, fen memuru, yüksek tekniker, tekniker teknisyen ve emsali teknik unvanlara sahip olup, en az orta derecede mesleki tahsil görmüş bulunanların Teknik Hizmetler sınıfını teşkil edeceği hüküm altına alınmış olup, anılan Kanunun 43. maddesinin (B) fıkrasında, bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıklarının, hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceleri dikkate alınarak, bu Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanacağı, bu ek göstergelerin, ilgililerin belirtilen sınıf ve görevlerde bulundukları sürece ödemelere esas alınıp, terfi bakımından kazanılmış hak sayılmayacağı kuralı öngörülmüştür.

            Görüleceği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda yer alan teknik hizmetler sınıfı kapsamında kabul edilebilmesi için, ilgililerin meslekleri ile ilgili görevleri fiilen ifa etmeleri, yasa hükmünde belirtilen unvanlara sahip olunması ve en az orta dereceli okul mezunu olma şartlarının birarada bulunması gerektiği, bu koşullardan herhangi birini taşımayanların ise bu hizmet sınıfında sayılamayacağı açıktır.

            Buna göre, matematikçi unvanına sahip olmakla birlikte, bu unvanlı bir kadro veya pozisyonda görev ifa etmediği açık olan davacının, emekliliğe esas intibakının teknik hizmetler sınıfı kapsamındaki personel için öngörülen hükümlere göre belirlenmesine olanak bulunmamaktadır.

            Ayrıca, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 7.12.2007 günlü, E:2005/2, K:2007/1 sayılı kararıyla, ek gösterge rakamlarının öğrenim sonucu elde edilen unvana göre değil, kadro unvanına göre belirlenmesi gerektiğine hükmedilmiş olup, 657 sayılı Yasaya tabi personel bakımından ortaya çıkan söz konusu içtihadın, sözleşmeli personelin emekli kesenek ve karşılıklarına esas alınacak derece ve kademe ile ek gösterge rakamlarının tespitinde de dikkate alınması gerekmektedir.

            Bu durumda, bitirdiği yükseköğrenimden dolayı sahip bulunduğu matematikçi unvanıyla (matematikçi pozisyon unvanında) görev yapmayan davacının, emekliliğe esas alınacak derece ve kademe ile ek gösterge rakamının tespiti bakımından, genel idare hizmetleri sınıfı kapsamında değerlendirilmek suretiyle intibakının yapılmış olmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

            Her ne kadar, Maliye Bakanlığının 18.8.1983 tarih ve 56337 sayılı yazısıyla onaylanan 7.7.1983 günlü, 2731 sayılı T.C. Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Kararıyla, sistem operatörü, operatör yardımcıları, programcı ve programcı yardımcılarının teknik hizmetler sınıfı kapsamında kabul edildiği görülmekte ise de, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca göreve başlayan davacının, göreve başladığı tarihte yürürlükten kaldırılmış olan 2929 sayılı İktisadi Devlet Teşekkülleri ve Kamu İktisadi Kuruluşları Hakkında Kanun ve 1983 Mali Yılı Bütçe Kanunu'nun 29/B maddesi hükümleri uyarınca alınan onayın, onay alınan yıl için geçerli olduğu da açık olup, bu hususun kazanılmış hak kapsamında da değerlendirilemeyeceği açıktır.

            Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüyle, Ankara 10. İdare Mahkemesinin 20.2.2007 tarih, E:2006/2614, K:2007/248 sayılı kararının bozulmasina, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 26.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

 

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.