logo yeni

YURTDIŞI ÇALIŞMA SÜRESİ OLDUĞU İÇİN EMEKLİ AYLIĞININ TAM BAĞLANMAMASI

Aktif . Yayınlanma Emeklilik

Özeti : 5434 sayılı Yasa’nın 39’uncu maddesinin (d) fıkrası uyarınca aylık bağlanması için gerekli şartları taşıyan davacıya anılan madde kapsamında aylık bağlanması gerekirken, yurt dışı çalışmalarının da bulunduğundan bahisle ilgili mevzuata aykırı olarak isteği dışında kısmi aylık bağlanmasında hukuka uygunluk bulunmadığı hakkında.

Danıştay 11. Dairesinin 08.04.2015 tarihli ve Esas: 2011/4734, Karar: 2015/1279 sayılı kararı.

Temyiz İsteminde Bulunan ( Taraflar)

1- (Davacı)               :

Vekili     :          

2-(Davalı)   : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı

Vekili     :       

İstemin Özeti : Ankara 6’ncı İdare Mahkemesince verilen 10.11.2010 tarihli ve E:2010/624; K:2010/1455 sayılı kararın; davacı tarafından, tamamen; davalı İdare tarafından ise aleyhine olan kısmının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmaların Özeti : Davacı tarafından, davalı İdarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş; davalı İdare tarafından ise savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hâkimi :

Düşüncesi : 5434 sayılı Yasa'nın 39’uncu maddesinin (d) fıkrası uyarınca aylık bağlanması için gerekli şartları taşıyan davacıya bu madde uyarınca aylık bağlanması gerekirken, yurt dışı çalışmalarının da bulunduğu neden gösterilerek ve ilgili mevzuata aykırı olarak isteği dışında kısmi aylık bağlanması yolunda tesis edilen dava konusu işlemde ve bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Öte yandan, davacının emekli ikramiyesi konusunda talebi bulunmamasına karşın Mahkemece bu konuda hüküm kurulmasında da usule uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Dava, sosyal güvenlik yönünden 17 yıl Emekli Sandığına tabi hizmeti bulunan davacı tarafından, 5434 sayılı Yasa'nın 39’uncu maddesinin (d) fıkrası uyarınca aylık bağlanması istemiyle yapılan başvuru üzerine yurtdışı çalışmaları da hesaba katılarak oran yoluyla aylık bağlanmasına ilişkin işlemin iptaline ve emekliliğe hak kazandığı tarihten itibaren eksik ödenen aylıklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince; 5434 sayılı Yasa'nın 41’inci maddesinde, kısmi aylıklara alt sınır uygulanmayacağının kurala bağlandığı gerekçesiyle, emekli aylıkları yönünden davanın reddine; davacıya emekli ikramiyesi ödenmemesi yönünden ise dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Davacı, emekli ikramiyesine ilişkin olarak ayrı bir dava açtığını, bakılan davada emekli ikramiyesine ilişkin talebi bulunmadığını, Mahkemece bu konuda da hüküm kurulmasının ve emekli aylığına yönelik olarak davasının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının tamamen; davalı İdare ise, emekli ikramiyesine ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, Mahkeme kararının kısmen bozulmasını istemektedir.

5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 39’uncu maddesinde Sandık iştirakçilerine emekli aylığı bağlanacak durumlar sayma yoluyla belirtilmiş; maddenin (d) fıkrasında, fiili hizmet süresi olarak 15 yılı tamamlamış olmaları kaydıyla, 88. madde gereğince emekli kesenekleri geri verilememiş olanlara, 61 yaşını doldurmaları halinde istekleri üzerine emekli aylığı bağlanacağı kuralına yer verilmiştir.

5434 sayılı Yasa'nın ek 19’uncu maddesinde, 5434 sayılı Yasa uyarınca bağlanacak emekli, adi malullük ve vazife malullüğü aylıklarının bu madde uyarınca belirlenen alt sınırın aşağısında olamayacağı kurala bağlanmış; anılan kuralın istisnası olarak Ülkemiz ile diğer ülkeler arasında yapılan sosyal güvenlik anlaşmaları gereğince bağlanan kısmî aylıklar için bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.

3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un 1’inci maddesinde, Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık sürelerinin Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceği kuralına yer verilmiş; 8’inci maddesinde, bu Kanun’un yürürlük tarihinden önce veya sonra, 30.05.1978 tarih ve 2147 sayılı Kanun ve sosyal güvenlik kanunlarına göre kendilerine veya hak sahiplerine aylık bağlanmış olanlar ile aylık bağlanması için müracaat edip de aylığa hak kazanmış durumda bulunanlar bu Kanundan yararlanamayacakları belirtilmiş; "Kısmi aylıklar " başlıklı 9’uncu maddesinde ise, sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle sosyal güvenlik kanunlarına göre kendilerine veya hak sahiplerine kısmi aylık bağlanmış olanların, talep ettikleri takdirde, 4 üncü madde hükmüne göre tahakkuk ettirilen borçlarını tamamen ödemeleri şartıyla kısmi aylıkları, borçlarını ödedikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren tam aylığa çevrileceği kurala bağlanmış; 12.maddesinde ise, 3201 sayılı Kanun'un uygulanması ile ilgili esasların Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı, Maliye ve Gümrük Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca üç ay içinde müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.

3201 sayılı Kanun'un 12’inci maddesine istinaden yürürlüğe konulan Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4’üncü maddesinin (f) fıkrasında "kısmi aylık", sosyal güvenlik sözleşmesine istinaden birleşik hizmetler üzerinden taraflardan biri tarafından kendi mevzuatına istinaden bağlanan aylık olarak tanımlanmış; 14’üncü maddesinde ise, sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle kendilerine sosyal güvenlik kanunlarına göre kısmi aylık bağlanmış olanlar ile bağlanacak olanların, diledikleri takdirde yurt dışında geçen ve tam aylık almak için yeterli gün sayısını veya hizmet cetvelindeki gün sayılarının tamamını borçlanabilecekleri, bunların kısmi aylıklarının tam aylığa yükseltilmesinde ve aylık bağlanmış olanlarla ilgili yoklama işlemleri için bu Yönetmeliğin 11’inci maddesi hükümlerinin uygulanacağı, yurt dışında çalışırken ölenlerin kısmi aylık alacak hak sahiplerinin, ölenin yurt dışındaki tam aylık için yeterli olan gün sayısını veya hizmet cetvelindeki gün sayılarının tamamını borçlanabilecekleri, bunların kısmi aylıklarının borçlarını ödedikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren tam aylığa yükseltileceği, aylık bağlanması için gerekli şartların tespitinde, sigortalılık süresi aranmaksızın ilk aylık tarihindeki veya ölüm tarihindeki mevzuatın uygulanacağı kuralına yer verilmiştir.

3201 sayılı Yasa ve ilgili Yönetmelik kuralları uyarınca, Türk vatandaşlarına; yurt dışı çalışmalarının, eğer varsa yurt içindeki hizmet süreleri ile aynı tarihlere rastlamaması ve istekleri halinde 3201 sayılı Kanun’da belirtilen usullere göre prim ödemeleri şartıyla, yurt dışında geçen hizmet sürelerine karşılık olarak aylık bağlanması mümkün bulunduğu gibi; yurt içi çalışmaları, müstakil aylık bağlanması için yeterli olmayan Türk vatandaşlarının da yurt dışı çalışmaları ile yurt içi çalışmalarını birleştirmek suretiyle yurt içindeki çalışmalarına karşılık olarak kısmi aylık bağlanmasını talep etme hakları bulunmaktadır.

Anılan Yasa kuralları ve Ülkemiz ile diğer ülkeler arasında yapılan sosyal güvenlik anlaşmaları; temel olarak, her iki ülkede ayrı ayrı müstakil emekli aylığı bağlanmasına yeterli çalışmaları bulunmayan bireylerin, bu çalışmalarını birleştirmek suretiyle aylık ve diğer sosyal haklara kavuşturulmasını amaçlamaktadır.

Dosyanın incelenmesinden; sosyal güvenlik yönünden 17 yıl Emekli Sandığına tabi hizmeti bulunan davacının, 61 yaşını doldurması nedeniyle 5434 sayılı Yasa'nın 39’uncu maddesinin (d) fıkrası uyarınca aylık bağlanması istemiyle başvurduğu; Sandık tarafından, yurtdışı çalışmaları da hesaba katılarak kısmi aylık bağlandığı ve kısmi aylık bağlanması nedeniyle davacıya 5434 sayılı Yasa'nın ek 19’uncu maddesinde belirtilen alt sınırın uygulanmadığı, davacının yurt dışı çalışmaları da gözetilerek kısmi aylık bağlanması için Sandığa yaptığı bir başvurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, 5434 sayılı Yasa'nın 39’uncu maddesi uyarınca aylık bağlanması için öngörülen, hizmet süresi ve yaş şartını taşıyan davacıya talebi doğrultusunda 5434 sayılı Yasa'nın 39’uncu maddesinin (d) fıkrası uyarınca aylık bağlanması gerekirken, 3201 sayılı Yasa hükümleri dikkate alınarak kısmi aylık bağlanması yolunda tesis edilen dava konusu işlemde ve bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Öte yandan, dava konusu işlem; emekli aylıkları ve emekli ikramiyesine yönelik olarak tesis edilmiş olmasına karşın, bakılan davanın yalnızca emekli aylıklarına ilişkin olarak açıldığı, davacının emekli ikramiyesine yönelik olarak ayrıca dava açtığı ve bu davada, dava konusu işlemin iptali ve tazminat isteminin kabulü yolunda verilen Ankara 11’inci İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Onbirinci Dairesinin 13.06.2014 tarihli ve E:2011/1828; K:2014/4351 sayılı kararı ile onandığı dikkate alındığında, Mahkemece, davacının talebi bulunmamasına karşın emekli ikramiyesine yönelik olarak da karar verilmesinde usule uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına; dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemeye gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içinde Danıştay’da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.04.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

 

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.