logo yeni

DİSİPLİN CEZASI VERİLEN FİİLİN CEZA YARGILAMASINDA HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİYE BIRAKILMASI

Aktif . Yayınlanma Disiplin, Ceza ve Görevden Uzaklaştırma

Özeti : Disiplin cezaları ve ceza verilmesine neden olan eylemler, memurların çalıştıkları kurumun düzenine aykırı fiilleri nedeniyle kendilerine uygulanan zorlayıcı önlemler niteliğinde olduğundan, disiplin cezasını gerektiren fiilin niteliğine göre ceza yargılamasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olması disiplin hukuku yönünden ortada bir ceza mahkumiyeti bulunmadığından bahisle disiplin cezası uygulanmaması sunucunu doğurmayacağı hakkında.

Danıştay 12. Dairesinin 25.5.2012 tarihli ve E:2011/9670, K:2012/3553 sayılı Kararı.

Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Milli Eğitim Bakanlığı

Karşı Taraf : …

Vekili : …

İsteğin Özeti : Manisa İdare Mahkemesince verilen 13.9.2011 günlü, E:2011/113, K:2011/1632 sayılı kararın davalı idare tarafından dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : Özlem Ulaş

Düşüncesi : İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı : Gülen Aydınoğlu

Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:

Dava, Manisa Akhisar … Teknik ve Endüstri Meslek Lisesinde müzik öğretmeni olarak görev yapan davacının Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 5.5.2010 günlü ve 2010/46 sayılı kararıyla 1702 sayılı yasanın 27/1 maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Manisa İdare Mahkemesinin 13.9.2011 günlü, E:2011/113, K:2011/1632 sayılı kararıyla; Alanya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin 15.10.2009 tarihli E:2009/86,K:2009/191 sayılı kararıyla sanık davacının 17 yaşındaki öğrencisiyle cebir, tehdit ve hile olmaksızın cinsel ilişikte bulunduğu sabit görülerek eyleminin reşit olmayan ile cinsel ilişki suçunu oluşturduğundan bahisle 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası verildiği ve Ceza Muhakemesi Kanunun 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklamasının geri bırakılmasına karar verildiği, olayda davacıya isnat olunan disiplin suçu ile ceza hukuku anlamındaki suç birebir örtüşmemekle birlikte doğrudan ilintili olduğu, yani öğrenciyle rızası dışında veya rızasıyla cinsel ilişki yaşamak 1702 sayılı Kanunun 27/1 maddesindeki disiplin suçunun oluşması için yeterli olduğu ceza ve disiplin hukuk sistemlerinin birebir nitelemediği suçlar açısından, açıklanmayan mahkumiyet hükmünün doğrudan doğruya idare mahkemesi kararını belirlemeyeceği, deneme süresi sonunda adli sicil kaydı dahi yapılmayacak olan bu karara ait dava dosyasının ve disiplin soruşturması dosyasının idari yargı yerince münferiden değerlendirilerek disiplin suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının tespitinin gerektiği, yapılan değerlendirmede; şikayetçi kız öğrencinin okulda beden eğitimi öğretmenine yaptığı bir açıklamayla başlayan ve evvellemirde öğrencinin hapisteki abisinin bir arkadaşının tecavüzüne uğradığını beyan etmesiyle gelişen olayın, ilerleyen süreçte öğrencinin ifadesini değiştirerek bu kez kendisine evinde müzik dersi veren davacıya yöneldiği; ifadedeki bu değişikliğin bir çelişki olduğu; kaldı ki öğrencinin tecavüz suçlamasının ceza davasında da nitelik değiştirdiği; ayrıca davacının başka biriyle nişanlamasına da denk gelen bu dönemde öğrencisiyle cinsel manada birliktelik yaşadığına dair şikayetçi mağdurun ifadesi dışında iddiayı kanıtlayan veya destekleyen başkaca bir bulgunun belgenin veya emarenin bulunmadığı; dolayısıyla mevcut delil durumunun davacının disiplin yönünden suçluluğunun kabulüne yeterli olmadığı, kadınların namus kavramı açısından kolay kolay bu tür bir iddiayı dile getiremeyecekleri şeklindeki inanışın ise, masumiyet karinesinin göz ardı edilmesi sonucunu doğurmayacağı; fiilin vuku bulmasıyla onun hukuken ispatlanmasının farklı hususlar olduğu olayda da sanığın kendisine yöneltilen suçu işlediğinin ispatlanamadığı sonuç ve kanaatine varıldığından davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir.

Davalı idarece, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek idare mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.

1702 sayılı ilk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanunun "meslekten çıkarma" cezasının uygulanacağı halleri düzenleyen 27 nci maddesinde "Gerek talebeye karşı ve gerek hariçte muallimlik sıfatı ile telif edilmeyen iffetsizliğin sabit olması " hali sayılmıştır.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin düzenlemeleri içeren 231. maddesinde de sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan cezanın nitelik ve süresine göre belirlenen hallerde mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği hükme bağlanmış, maddenin devamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için gerekli şartlar belirlenmiştir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kurulan hükmün sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade ettiği Ceza Muhakemesi Kanununun 231.maddesinde açıkça belirtilmiş olup, buna göre sanığın suçluluğu sabit olmakla birlikte Kanunda öngörülen denetimli serbestlik tedbirlerine uygun davranılması ve öngörülen diğer koşulların varlığı halinde suç hiç işlenmemiş gibi kabul edileceği açıktır.

Ancak 5271 sayılı Yasada düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin kamu görevi yürüten kişinin göreve devam yönünden değerlendirilmesinde, ceza mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanığın suçluluğu sabit görülerek hüküm kurulduğu ve suç işlediği sabit olan kişinin bu vasfıyla yürüttüğü kamu görevine etkisinin belirlenmesi gerekmekte olup, disiplin cezaları ve ceza verilmesine neden olan eylemler memurların çalıştıkları kurumun düzenine aykırı fiilleri nedeniyle kendilerine uygulanan zorlayıcı önlemler niteliğinde olduğundan disiplin cezasını gerektiren fiilin niteliğine göre ceza yargılamasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olması disiplin hukuku yönünden ortada bir ceza mahkumiyeti bulunmadığından bahisle disiplin cezası uygulanmaması sonucunu doğurmayacaktır. İşlenen fiilin niteliğinin yürütülen görevin gerektirdiği niteliklerin kaybedilmesi mahiyetinde olduğu hallerde fiilin karşılığı disiplin cezasının uygulanması yargı kararıyla suçun sabit olması hususu dikkate alınarak kamu görevlisinin tabi olduğu mevzuat yönünden yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında düzenlenen 23.11.2009 günlü ve 410/73 sayılı soruşturma raporuyla; Alanya 2.Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.10.2009 günlü ve E:2009/866,K:2009/191 sayılı kararla davacının 17 yaşında olan öğrencisiyle cebir , tehdit ve hile olmaksızın cinsel ilişkide bulunduğu, aynı suçun birden fazla işlenmiş olduğu, gerekçesiyle davacının 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası aldığı ve Ceza Muhakemesi Kanunun 231/5 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen ve kesinleşmiş bulunan karara atıfta bulunularak davacının fiili disiplin yönünden, hakkında 1702 sayılı olup ilk ve ortaöğretim öğretmenlerinin terfi ve tecziyelerine ilişkin özel düzenlemeleri içeren yasanın 27/1 maddesinde öngörülen "talebeye karşı muallimlik sıfatıyla telif edilemeyen iffetsizliği sabit olma kapsamında değerlendirilerek meslekten çıkarma cezası teklif edildiği ve ceza mahkemesi kararında yer alan sanık mağdure ve tanıkların beyanları ve bilirkişi değerlendirmelerinin incelenmesinden, Telekomünikasyon İdaresi Başkanlığından celp edilen HTS raporlarından davacı ve öğrencisinin gece gündüz birçok defa kesintisiz ve karşılıklı olarak telefon görüşmeleri ve mesajlaşmalarının bulunması ve davacının savunması içeriğinde yer alan beyanların değerlendirilmesinden davacıya isnad edilen ve 1702 sayılı Yasada karşılığını bulan fiilinin sübut bulduğu sonucuna varılmakta olup, anılan Yasanın 27/1 maddesi uyarınca tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı idare temyiz isteminin kabulü ile Manisa İdare Mahkemesince verilen 13.9.2011 günlü, E:2011/113, K:2011/1632 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine 25.5.2012 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden de bulunmadığından kararın onanması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.