logo yeni

BİR BELGENİN GİZLİ OLDUĞUNA MAHKEME TARAFINDAN KARAR VERİLECEĞİ

Aktif . Yayınlanma Disiplin, Ceza ve Görevden Uzaklaştırma

BİR BELGENİN "GİZLİ" OLUP OLMADIĞINI SAPTAMA YETKİSİNİN MAHKEMELERE AİT BULUNDUĞU HK.

KARAR METNİ

Dava, hizmet sözleşmesi ile T.C.Merkez Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğünde elektrik mühendisi olarak çalışan davacının sözleşmesinin yenilenmeyerek görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali ve özlük ve öteki maddi haklarının yasal faizi ile birlikte tazminat olarak kendisine ödenmesi istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesi kararıyla, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Kanununun 32.maddesinin son fıkrası ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Memurları Yönetmeliğinin 1.maddesinin 3.fıkrası ile hizmetlerine ihtiyaç duyulması halinde idareye sözleşmeli personel çalıştırabilme olanağının tanındığı, sözleşmeli personel olarak atanan kamu görevlilerinden sözleşme süresi sona erenlerin yeniden atanıp, atanmayacakları hususunda idareye takdir yetkisinin yargısal denetime tabi bulunduğu, elektrik mühendisi olarak hizmetine ihtiyaç bulunmaması ve uyum içinde çalışmaması nedeniyle davacının sözleşmesinin yenilenmemesinde yasaya aykırılık bulunmadığı gibi, asli ve sürekli bir kamu hizmeti niteliği de bulunmayan bu görev için davalı idarenin yeniden sözleşme yapmaya zorlanamayacağı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

1211 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Kanununun 32.maddesinin son fıkrasında banka meclisi kararı ile sözleşmeli olarak yerli ve yabancı uzman çalıştırılabileceği belirtilmiş olup, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Memurları Yönetmeliğinin 1.maddesinin 3.fıkrasında "Avukat, tabib, diş tabibi, mühendis, mimar gibi meslek mensupları ile geçici olarak istihdamlarına lüzum ve zaruret hasıl olacak yerli ve yabancı uzmanlar sözleşmeli olarak çalıştırılabilirler" hükmüne yer verilmiştir. Böylece hizmetlerine ihtiyaç duyulması halinde idareye sözleşmeli personel çalıştırma olanağı tanınmıştır. Sözleşmeli personel çalıştırılması ve yapılmış bulunan sözleşmelerin uzatılması konusunda idarenin takdir yetkisi bulunduğu açık olup, bu yetkinin kamu yararı amacına ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılması zorunludur. Bu hususun sağlanması içinde idarenin takdir yetkisi içerisinde hukuken geçerli sebeplere dayanması gerekmektedir.

İnşaat ve Malzeme Genel Müdürlüğünce verilecek emir ve talimatlara göre Ankara'da İdare Merkezi Hizmet Binası İşletmesinde ve gerektiğinde bankanın diğer işyerlerinde elektrik mühendisi olarak görev yapmak üzere davacı ile 15.2.1988 tarihinde hizmet sözleşmesi yapıldığı ve davacının Bankada göreve başladığı 15 Şubat 1988 tarihinden beri arkadaşları ile uyum sağlayamadığı, bilgi ve beceri yönünden yeterli olmadığı, tutum ve davranışlarının güvenilirlikten uzak olduğu gerekçe gösterilerek hizmet sözleşmesinin 14.2.1988 akşamı itibariyle feshedildiği dosyanın incelenmesinden anlaşılmıştır.

İdare Mahkemesince verilen ara kararı üzerine gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden, hizmet sözleşmesinin yenilenmemesine gerekçe gösterilen hususların soruşturma yaptırılarak kanıtlanmak yerine, davacının bilgisi dışında iş arkadaşlarınca tutulan ve hukuki geçerlilikleri tartışmalı olan raporlara dayandırıldığı anlaşılmaktadır.

Öte yandan elektrik mühendisi olarak davacının hizmetine ihtiyaç bulunmadığı yolundaki iddianın, görevinin süreklilik arz etmesi ve davalı idarece gazete ilanı ile sözleşmeli olarak görevlendirilmek üzere elektrik mühendisi aranması karşısında geçerliliği bulunmamaktadır.

İşlemin tesisinde izlenen yöntem nedeniyle konunun savunma hakkı ile ilgili boyutu üzerinde de durmak gerekir. Olayda davacı hakkındaki işleme dayanak yapılan ve uyumsuzluğun kanıtı olarak değerlendirilen "raporlar"daki suçlamalar idarece, işlemin tesisinden önce davacıya bildirilmediği gibi Mahkemenin de söz konusu belgeleri davacıya tebliğ etmeden karar verdiği anlaşılmaktadır. Oysa savunma hakkı 1982 Anayasasının 36/1.maddesiyle güvenceye bağlanmış olduğu gibi temel hak ve hürriyetlerle ilgili uluslararası sözleşmelerle de, bu hakkın tanınması ve kullanım yollarının açık tutulması güvenceye alınmıştır. Görülmeyene, bilinmeyene karşı iddia ve savunmada bulunmanın güçsüzlüğü hatta imkansızlığı açıktır. Hakkında, kimi suçlamalar nedeniyle ve bu suçlamalara dayanılarak özlük haklarını ihlal edecek biçimde işlem tesis edilecek ilgiliye, idarenin işlemini gerekli kılan suçlama konularını önceden açıkça bildirerek savunmasını almasının idari işlemlere güveni ve hukuka uygunluk yönünden isabet oranını artıracağı kuşkusuzdur. İdarenin bu yola gitmeden işlem tesis etmesi halinde ise mahkemenin, yasaların özel düzenleme hali hariç, ilgili belgeleri davacıya tebliğ edip savunmasını aldıktan sonra hüküm tesis etmesi "adil" ve "hakça" bir yargılamanın temel koşuludur. Bu evrede 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20.maddesinin 4.fıkrasında yeralan "Getirtilen veya idarece gönderilen gizli belge ve dosyalar taraf veya vekillerine incelettirilmez." hükmünün anlam ve kapsamına da değinmek gerekir. Fıkrada sözü edilen "gizli" kelimesiyle idarede de gizli olan ve yetkili memurların dışında hiç kimseye gösterilmemesi gereken belge ve dosyaların kastedildiğinde kuşkuya yer yoktur. Dolayısıyla idarenin gönderirken üzerine "gizlidir" kaydını koyması veya ek bir yazıyla gizli olduğunu belirtmesinin kendiliğinden o belge veya dosyaya gizlilik niteliğini kazandırmayacağı açık olduğundan Mahkemenin bu çerçevede gerekli incelemeyi re'sen yaparak belge ve dosyanın "gizli" olup olmadığını bizzat saptaması ve sonucuna göre usuli işlemleri yapması çağdaş hukuk devleti olamnın bir gereğidir. Olayda, davacının bilgisi dışında ve savunma imkanı kısıtlanıp idarece tek taraflı olarak saptanan nedenlere dayanılarak hizmet sözleşmesinin feshinde belirtilen nedenlerle Anayasanın 36. ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 21.maddesine uyarlık bulunmamaktadır.

Sonuç olarak; hakkında disipline veya cezai nitelikte herhangi bir soruşturma açılmayan ve hizmetine ihtiyaç olduğu yapılan ilandan anlaşılan davacının hizmet sözleşmesinin feshine dayanak tutulan belgelerin yargılama aşamasında Mahkemece adıgeçene tebliğ edilerek bilgilendirilmesi ve savunması alındıktan ve buna göre gerekli değerlendirmeler yapıldıktan sonra uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken bu yola gidilmeden davanın reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulüyle İdare Mahkemesince verilen kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, yukarıda belirtilen hususlar gözönünde tutularak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın aynı maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3.fıkrası gereğince adı geçen mahkemeye gönderilmesine karar verildi.

(DANDER, SAYI:8485) BŞ/SE

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.