logo yeni

DİSİPLİN CEZASI VERİLİRKEN SORUŞTURMA YAPILMAMASI

Aktif . Yayınlanma Disiplin, Ceza ve Görevden Uzaklaştırma

Özeti : Davacının kusurlu olduğu iddia edilen davranışı nedeniyle bir soruşturmacı tayin edilerek usulüne uygun soruşturma yapılmaksızın 1. Disiplin Amiri tarafından doğrudan savunma alınarak verilen kınama cezasında ve bu cezaya yapılan itirazın reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.

Danıştay 16.Dairesinin 25.03.2015 tarihli ve Esas: 2015/5586, Karar: 2015/1022 sayılı kararı.

Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Adalet Bakanlığı

Karşı Taraf (Davacı) : ...

Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 21.12.2012 tarih ve E:2012/240, K:2012/2441 sayılı kararının, dilekçede yazılı nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti :Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi :

Düşüncesi : Kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onaltıncı Dairesince gereği görüşüldü:

Dava, Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu Başkanı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125.maddesinin (B) bendinin (m) alt bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 05.12.2008 tarih ve 40 sayılı işlem ile bu işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin 31.12.2008 tarih ve 50 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İstanbul 10. İdare Mahkemesi'nin 21.12.2012 tarih ve E:2012/240, K:2012/2441 sayılı kararıyla; davacının, cezaya konu fiil tarihi itibariyle Adli Tıp Uzmanları Derneği başkanı olduğu, hukuk ve tıp fakültelerine bağlı anabilim dallarına mensup öğretim üyeleri ve Adli Tıp Uzmanları derneği tarafından 22-24.11.2008 günleri arasında Çocukların Cinsel İstismarı ve Adli Tıp Uygulamaları gündemli bir toplantı gerçekleştirildiği, davacının da bu toplantıya katıldığı, davacının bu eyleminin, kamu görevleri hakkında basına bilgi ve demeç vermek olarak yorumlanamayacağı, davacının zaman zaman dernek faaliyet ve çalışmalarına katılmak amacıyla işyerinden ayrılmasının izinsiz ve özürsüz görev mahallini terk etmek olarak da nitelendirilemeyeceği, bu nedenle, davacıya isnat edilen basına bilgi ve demeç verme ile izinsiz ve özürsüz görev mahallini terk etmek suçunun, tüm unsurlarıyla gerçekleşmediği gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar vermiştir.

Davalı idare, dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğunu ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127-1/a maddesinde; uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturulmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı, 128. maddesinde ise disiplin amirlerinin uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren 15 gün içinde vermek zorunda oldukları belirtilmiştir.

24.10.1982 tarih ve 17848 sayılı Resmi Gazete 'de yayımlanan Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin 19.maddesinin 1.fıkrasında, disiplin amirlerinin yükümlülükleri belirtildikten sonra, 2.fıkrasında, disiplin amirlerinin, memurların uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve memurluktan çıkarma cezalarından biriyle cezalandırılması gereken disipline aykırı davranışlarını öğrendikleri tarihten itibaren kanunen belli süreler içinde disiplin soruşturmasını başlatmak ve gerekli cezayı uygulayarak, disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğramasını önlemek; uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı tarihi izleyen 15 gün içinde; uyarma ve kınama cezalarına karşı yapılan itirazları, cezalarla ilişkin karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren 30 gün içinde inceleyerek sonuçlandırmak zorunda oldukları belirtilmiş; anılan Yönetmeliğin 16.maddesine dayanılarak hazırlanan ve 04.09.1999 tarih ve 23806 sayılı Resmi Gazete 'de yayımlanan Adli Tıp Kurumu Disiplin

Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği'nin "Disiplin Soruşturmasına Başlama" başlıklı 21. maddesinde; "Memurun disipline aykırı davranışının öğrenilmesi üzerine, disiplin amiri veya görevlendireceği bir muhakkik tarafından derhal disiplin soruşturmasına başlanır. Muhakkik olarak tayin edilecek kişinin, hakkında soruşturma yapılan memura eşit veya daha üst bir görevde bulunması zorunludur. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve davranışlarla ilgili olarak, delil niteliğindeki tüm evrak ile bilgi sahibi olanların ifadelerini içeren soruşturma dosyası oluşturulur.", "Soruşturma Sonucu Yapılacak İşlemler" başlıklı 23. maddesinde ise; "Soruşturma sonucu elde edilen bilgiler ve ilgilinin savunması değerlendirilerek, eylemin karşılığı olan disiplin cezası tayin ve tespit edilir. Eylemin karşılığı olarak tespit edilen disiplin cezası, uyarma, kınama veya aylıktan kesme cezalarından biri olduğu takdirde, disiplin amirince söz konusu disiplin cezası verilerek memura yazılı olarak bildirilir. Uyarma, kınama veya aylıktan kesme cezalarından birini gerektiren fiil ve haller nedeniyle yapılan soruşturma sonucunda, fiilin sübut bulmadığı kanaatine varılırsa, disiplin amirince disiplin cezası verilmesine yer olmadığına karar verilir ve bu karar da ilgiliye yazılı olarak bildirilir." hükmüne yer verilmiştir.

Anılan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, disiplin amirlerince disiplin cezasına konu olabilecek eylemin tespiti halinde; öncelikle usulüne uygun olarak soruşturma açılması, soruşturma sırasında kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan tüm bilgi ve belgeler toplanmak ve bilgi sahibi olanların ifadeleri ile ilgilinin savunması alınmak suretiyle yasal süresi içerisinde soruşturmanın tamamlanması, yapılan soruşturma sonucunda oluşturulan rapor değerlendirilerek de ilgili hakkında işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

Dava dosyanın incelenmesinden; davacının 24.11.2008 tarihinde İstanbul Üniversitesi'nde düzenlenen "Adli Tıp Uygulamaları" konulu basın toplantısına katıldığı gerekçesiyle herhangi bir disiplin soruşturması yapılmadan, 1.Disiplin Amiri tarafından savunması alınarak kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği, bu işleme karşı yapılan itirazın reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı; İdare Mahkemesi tarafından, 21.09.2012 tarih ve E:2012/240 sayılı kararı ile dava konusu işlemin dayanağı soruşturma raporunun davalı idareden istenilmesine karşın, davacı hakkında yapılmış disiplin soruşturmasına ilişkin herhangi bir soruşturma raporunun gönderilmediği anlaşılmaktadır.

Buna göre, davacının kusurlu olduğu iddia edilen davranışı nedeniyle bir soruşturmacı tayin edilerek usulüne uygun soruşturma yapılmaksızın 1. Disiplin Amiri tarafından doğrudan savunma alınarak verilen disiplin cezasında ve bu cezaya yapılan itirazın reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamakta olup, dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin temyize konu Mahkeme kararı sonucu itibariyle yerinde görülmüştür.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 21.12.2012 tarih ve E:2012/240, K:2012/2441 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.