logo yeni

HAKKINDA DÜZENLENEN SORUŞTURMA RAPORUNU GÖRMEYEN PERSONELE İLİŞKİN İŞLEM YAPILMASI

Aktif . Yayınlanma Disiplin, Ceza ve Görevden Uzaklaştırma

Özeti : Hakkında idari soruşturma yürütülenlerin ancak soruşturma raporunda yer verilen maddi olayı, tanık ifadelerini, inceleme yapanın görüş ve kanaatini, işlemin hukuki dayanağını, soruşturmacının önerilerini açık ve etraflı bir biçimde öğrenme suretiyle adil yargılanma hakkını kullanabileceği; incelenemeyen bir soruşturma raporuna karşı iddia ve savunmada bulunulamayacağı; bu durumda, makul bir süre verilmek suretiyle, davacıya hakkında düzenlenen soruşturma raporu ile eklerini incelemesi ve istemi halinde raporla ilgili görüşlerini dosyaya sunması olanağı sağlandıktan sonra işin esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği hakkında.

Danıştay 16.Dairesinin 16.04.2015 tarihli ve Esas: 2015/10952, Karar: 2015/1795 sayılı kararı.

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : ...

Vekili     : Av. ...

Karşı Taraf (Davalı) : Diyanet İşleri Başkanlığı

Vekili     : Hukuk Müşaviri ...

İstemin Özeti : Afyonkarahisar İdare Mahkemesinin 18.03.2014 tarih ve E:2013/562, K:2014/184 sayılı kararının; dilekçede yazılı nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

Danıştay Tetkik Hakimi : Seval Kösa Öztürk

Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onaltıncı Dairesince, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

Dava, Afyonkarahisar İli Sandıklı İlçe Müftülüğü Şirinevler Kur'an Kursu'nda 4/B sözleşmeli Kur'an kursu öğreticisi olarak görev yapan davacının hakkında yapılan soruşturma sonucunda, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 5/b maddesinde yer alan "ortak nitelik'' şartını kaybettiğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98/b bendi uyarınca sözleşmesinin feshedilerek görevine son verilmesine ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 02.04.2013 tarih ve 44 sayılı işleminin davacıya 24.06.2013 tarih ve 4471 sayılı yazı ile 09.07.2013 tarihinde bildirilmesi üzerine, sözleşmenin feshedilerek göreve son verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Afyonkarahisar İdare Mahkemesinin 18.03.2014 tarih ve E:2013/562, K:2014/184 sayılı kararıyla; 657 sayılı Yasa’nın Devlet memurluğuna alınmada özel şartları belirleyen 48. maddesinin B/2 bendinde; "Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatlarında aranan şartları taşımak" hükmüne yer verildiği, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 5. maddesinde, atanmalarında dini öğrenimi esas alan alanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımanın genel şartlar arasında sayıldığı, davacı hakkında eşi tarafından verilen 12.10.2012 tarihli şikayet dilekçesi üzerine başlatılan soruşturma sonucunda, eşiyle evlilik birliktelikleri hukuken devam eden ve hatta aralarında bir boşanma davası dahi bulunmayan davacının, görev yaptığı yerde başka bir erkekle gayri ahlaki bir ilişki yaşadığı ve gayri resmi olarak nikah yaptığının dosya kapsamında yer alan ilgililer, davacının çalışma arkadaşları, komşuları ve amirlerine ait ifadeler ile Adli Makamlara verilen şikayet dilekçelerinden açıkça anlaşıldığı, bu suretle davacının sözü edilen yönetmeliğin 5/b maddesinde düzenlenen "ortak nitelik" şartını kaybettiği kanaatine varıldığından, hizmet sözleşmesinin feshedilerek göreve son verilmesi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

Davacı, hakkında hazırlanan soruşturma raporu ve eklerini, 29.08.2013 tarihinde verdiği dilekçe ile Sandıklı Kaymakamlığı İlçe Müftülüğünden, 14.11.2013 tarihinde mahkeme kaydına giren dilekçesi ile de Afyonkarahisar İdare Mahkemesi'nden incelemek üzere talep etmesine rağmen; gerek işlemin tesisi aşamasında, gerekse yargılama aşamasında inceleyemediğini, işleme dayanak alındığı belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığını, hakkında tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığını ileri sürerek kararı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

Anayasa'nın 36. maddesinin 1. fıkrasında, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." denilmektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinin bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapacakları, mahkemelerin belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü belgenin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilecekleri; 2. fıkrasında, taraflardan biri ara kararın icaplarını yerine getirmediği takdirde, bu durumun verilecek karar üzerindeki etkisinin mahkemece önceden takdir edileceği ve ara kararda bu hususun ayrıca belirtileceği; 3. fıkrasında, ancak, istenen bilgi ve belgeler Devletin güvenliğine veya yüksek menfaatlerine veya Devletin güvenliği ve yüksek menfaatleriyle birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan veya ilgili bakanın, gerekçesini bildirmek suretiyle, söz konusu bilgi ve belgeleri vermeyebileceği hükme bağlanmıştır. 10.06.1994 günlü, 4001 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle, 2577 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrasına "Verilmeyen bilgi ve belgelere dayanılarak ileri sürülen savunmaya göre karar verilemez" hükmü eklenirken, 4. fıkrasında yer alan "Getirtilen veya idarece gönderilen gizli belge ve dosyalar taraf ve vekillerine incelettirilemez" tümcesi ise yürürlükten kaldırılmıştır.

Anılan yasa değişikliğinin gerekçesinde, " Madde ile 2577 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrasının sonuna eklenen cümle ile bu fıkrada sayılan haller nedeniyle mahkemeye verilmeyen bilgi ve belgelere dayanılarak ileri sürülen savunmaya göre karar verilemeyeceği öngörülerek, bu hükümle adalete gölge düşmesinin önüne geçilmesi ve yargılama hukukunun delil sisteminin korunması istenmiştir. Yargılama usulü hukukunda amaç, davaya dayanak yapılan tüm belge ve delillerin tarafların bilgisine sunulması suretiyle gerçeğin ortaya çıkması ve bu suretle hukukun üstünlüğünün sağlanmasıdır. Taraf ve vekillerine incelettirilmeyen belge ve dosyaya dayanılarak karar verilmesi, davacılara gerçek anlamda iddiasını kanıtlama hakkı tanınmadığını gösterdiği gibi adalete de gölge düşürmektedir. Kaldı ki, uygulamada gizlilik taşımayan belge ve dosyalara gizlilik damgası vurularak bunların ilgililere incelettirilmesi engellenmektedir. Bu nedenle de, Kanunun 20. maddesinin 4. fıkrası da yürürlükten kaldırılmaktadır." denilmiştir.

Nitekim, devlet memurluğundan çıkarma cezasının iptali istemiyle açılan davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesince reddi üzerine; yargı kararının temelini oluşturan belgelerin davacıya iletilmemesinin taraflar arasındaki dengeyi bozduğu, silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğu ve bu suretle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6/1 maddesinde yer alan ''adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülerek yapılan başvuruda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 31.10.2006 tarih ve 60366/00 başvuru numaralı kararı ile; her hukuk ve ceza davasının, usule ilişkin yönleri de dahil olmak üzere çekişmeli bir nitelik taşıması ve de taraflar arasında silahların eşitliğini garanti altına alması gerektiği, bunun adil yargılanma hakkının temel unsurlarından olduğu, çekişmelilik ilkesi uyarınca yargılanma hakkının, taraflar için, diğer tarafın oluşturduğu görüşlerden veya sunduğu kanıtlardan haberdar olma ve bunlar hakkında tartışabilme olanağını içerdiği, AİHS'nin 6/1 maddesinin tarafların çıkarlarını ve adaletin iyi şekilde idare edilmesini korumayı amaçladığı, kişilerin adaletin işleyişine duyacağı güvenin, dosyadaki her belge hakkında görüş bildirebilme güvencesine dayandığı, bir disiplin soruşturması akabinde görevden alınma yolundaki işleme karşı ilgili tarafından yapılan iptal başvurusunun; Yüksek Mahkemece, başvuranın kişisel dosyasının talep edilmesi üzerine, ilgili kurum tarafından gönderilen "gizli" damgası vurulmuş bir zarfın içine konmuş belgelerden hareketle reddedildiği, uyuşmazlık konusu kararın, milli güvenliğe veya misilleme riski altındaki tanıkları koruma veya soruşturma metotlarını gizli tutma gerekliliğine bağlı zorunluluklarla bu şekil bir uygulamayı haklı gösterebilecek hiçbir unsur içermemesine karşın, sadece "gizli" olarak sınıflanmış olan soruşturma dosyasına dayanılarak alındığının anlaşıldığı, olayda çekişmelilik ilkesi ve taraflar arasındaki silahların eşitliği garantisini sağlamanın, başvuranın davalı idarenin sunduğu bilgiler hakkında yorum yapma olanağının verilmesini gerektirdiği, bu suretle AİHS'nin 6/ 1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

AİHM kararlarında belirtildiği üzere adil yargılamanın en önemli gereklerinden biri olarak, mahkeme önünde sahip olunan hak ve yükümlülükler bakımından davanın tarafları arasında tam bir eşitlik gözetilmeli (silahların eşitliği ilkesi gereği), buna bağlı olarak da toplanan deliller hakkında taraflara görüş bildirme olanağı (çekişmelilik ilkesi gereği) tanınmalıdır.

Diğer yandan, 29.10.2003 tarih ve 25269 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanununun 1. maddesinde, Bu Kanun'un demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemek amacıyla çıkarıldığı, 4. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin bilgi edinme hakkına sahip olduğu, 5. Maddesinin 1. fıkrasında ise, kurum ve kuruluşların bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, sürâtli ve doğru sonuçlandırmak üzere gerekli idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlü oldukları hükme bağlanmış olup; bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, idari aşamada dahi kişilerin bilgi ve belgelere erişmelerinin bir hak olarak kabul edilmek suretiyle yasal güvenceye kavuşturulduğu, bu hakkın ancak Kanunda belirtilen hallerde sınırlanabileceği anlaşılmakta, bilgi edinme hakkı demokratik ve şeffaf bir yönetimin gereği olarak kabul edilmektedir.

Yukarıda yapılan açıklamalar, adil yargılanma hakkı, 2577 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ve bu maddede yapılan değişiklik ve bahsi geçen diğer yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, maddede öngörülen istisnai durum haricinde davacılara işlemin dayanağı olan her türlü bilgi ve belgeye ulaşabilme ve bu belgeleri inceleyebilme olanağının tanınması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Davacılar ancak soruşturma raporunda yer verilen maddi olayı, tanık ifadelerini, inceleme yapanın görüş ve kanaatini, işlemin hukuki dayanağını, soruşturmacının önerilerini açık ve etraflı bir biçimde öğrenme suretiyle adil yargılanma hakkını kullanabilecektir. İncelenemeyen bir soruşturma raporuna karşı iddia ve savunmada bulunulamaz.

Dosyanın incelenmesinden, davacının görevine son verilmesine ilişkin işlemin dayanağı soruşturma raporunun, davacı vekilinin 29.8.2013 tarihinde verdiği dilekçe ile Sandıklı Kaymakamlığı İlçe Müftülüğünden, 14.11.2013 tarihinde mahkeme kaydına giren dilekçe ile de Afyonkarahisar İdare Mahkemesi'nden incelemek üzere talep etmesine rağmen, gerek işlemin tesisi aşamasında, gerekse yargılama aşamasında incelettirilmediği, dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun denetiminde ise soruşturma raporunda yer verilen hususlara değinildiği anlaşıldığından, mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Bu durumda, makul bir süre verilmek suretiyle, davacıya hakkında düzenlenen soruşturma raporu ile eklerini incelemesi ve istemi halinde raporla ilgili görüşlerini dosyaya sunması olanağı sağlandıktan sonra işin esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle Afyonkarahisar İdare Mahkemesinin 18.03.2014 tarih ve E:2013/562, K:2014/184 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanun’la değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 16.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.