logo yeni

DERNEKLER ÜYELERİ ADINA DAVA AÇABİLİR Mİ?

Aktif . Yayınlanma Diğer Konular

Dernek tüzüğünde üyelerinin haklarını korumak amacıyla dava açabileceğine veya hukuki yollara başvurabileceğine dair herhangi bir ifadenin yer almaması durumunda dava açma ehliyetinin olmayacağı.

Danıştay 8. Dairesinin 03/10/2013 tarihli ve E:2010/7144, K:2013/6893 sayılı Kararı.

Davacılar :           1- Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği

2- Türk Toraks Derneği Vekilileri :

Davalılar : 1- Başbakanlık Vekili :              

2- Sağlık Bakanlığı Vekili :

Davalı İdareler Yanında Davaya Katılan : ...

Davanın Özeti : Tıpta Uzmanlık Kurulunun, tıpta uzmanlık dallarının rotasyonlarını ve bu rotasyonların sürelerini belirleyen 21-22-23 Haziran 2010 gün ve 21/82 sayılı kararının "Göğüs Hastalıkları" uzmanlık dalına ilişkin kısmının ve bu düzenlemenin dayanağı olan 18.07.2009 tarih ve 27292 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Ek-1 sayılı çizelgesinin 18. satırında yer alan Göğüs Hastalıkları uzmanlık ana dalının eğitim süresini 4 yıl olarak belirleyen düzenlemenin; Göğüs Hastalıkları uzmanlık ana dalı için belirlenen eğitim süresi ve rotasyonların bilimsel gereklilikler ve eğitim ilkeleri ile bağdaşmadığı ileri sürülerek iptali istenilmektedir.

Savunmaların Özeti: Dava konusu düzenlemelerin, yargı kararlarının gözetilmesi, ilgili bilim çevrelerinden görüş alınması, dünyadaki uygulamanın izlenmesi ve bilimsel gerekliliklerin ön plana alınması suretiyle düzenlendiği, Yönetmeliğin Ek çizelgelerinde yer alan düzenlemelerin ülkenin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde ve tıp alanındaki gelişmelere paralel olarak yapıldığı, rotasyona ilişkin düzenlemelerin komisyonların bilimsel çalışmaları ile oluşturulduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: Yüksel IRIZ

Düşüncesi : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 113. maddesinde, derneklerin statüleri çerçevesinde, üyelerinin veya mensuplarının yahut temsil ettikleri kesimin menfaatlerini korumak için, kendi adlarına, ilgililerin haklarının tespiti veya hukuka aykırı durumun giderilmesi yahut ilgililerin gelecekteki haklarının ihlal edilmesinin önüne geçilmesi için dava açabilecekleri belirtilmiştir. Bu maddede belirtilen ehliyet; davaya taraf olma, dava açma ve açılan davayı takip ehliyeti olan objektif ehliyeti ifade etmektedir. İdari Yargıda, iptal davası açabilmenin ön koşulunu, objektif ehliyetle birlikte, uyuşmazlık konusu idari işlemin davacının menfaatini etkilemesi olarak tanımlanabilecek subjektif ehliyetin bulunması oluşturmaktadır.

Dernekler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olduğu zaman tüzel kişilik kazanmakta ve buna bağlı olarak da fiil ehliyetine ve objektif dava ehliyetine de sahip olmaktadır. Derneğin subjektif dava ehliyetinin ise,             her uyuşmazlığa özgü olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, derneğin tüzüğünde, amaçları gerçekleştirmek için dernekçe sürdürülecek çalışma konuları ve çalışma biçimleri ile faaliyet alanları arasında, dava açma ya da hukuki yollara başvurma ifadesine yer verilmese de, derneklerin, 6100 sayılı Kanun uyarınca üyelerinin menfaatlerini korumak için objektif dava açma ehliyetleri bulunduğundan, işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince dava dilekçesi ve ekleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun14. maddesi uyarınca incelenip işin gereği görüşüldü:

Dava; Tıpta Uzmanlık Kurulunun, tıpta uzmanlık dallarının rotasyonlarını ve bu rotasyonların sürelerini belirleyen 21-22-23 Haziran 2010 gün ve 21/82 sayılı kararının "Göğüs Hastalıkları" uzmanlık dalına ilişkin kısmının ve bu düzenlemenin dayanağı olan 18.07.2009 tarih ve 27292 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinin Ek-1 sayılı çizelgesinin 18. satırında yer alan Göğüs Hastalıkları uzmanlık ana dalının eğitim süresini 4 yıl olarak belirleyen düzenlemenin iptali istemiyle açılmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.

Bir iptal davasının açılabilmesi ve idari yargı mercilerinin bu davayı ön koşullar yönünden kabul edebilmesi için 2577 sayılı Yasa'nın 14. maddesi uyarınca dava dilekçeleri "ehliyet" yönünden de incelenmektedir. Bu bağlamda, davanın esasının incelenebilmesi önce davacının dava açma ehliyetinin bulunmasına bağlıdır. Derneklerin de dava açma ehliyetlerinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 56. maddesinde; "Dernekler, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır." şeklinde tanımlanmış ve 58. maddesinde ise; "Her derneğin bir tüzüğü bulunur. Dernek tüzüğünde derneğin adı, amacı, ...gelir kaynakları, üyelik koşulları, organları ve örgütü ile geçici yönetim kurulunun gösterilmesi zorunludur. Dernek tüzüğü, kanunun emredici hükümlerine aykırı olamaz. Dernek tüzüğünde düzenlenmemiş konularda kanun hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.

Anılan Kanun'un 90. maddesinde de; derneklerin, amaçlarını gerçekleştirmek üzere, tüzüklerinde belirtilen çalışma konuları ve biçimleri doğrultusunda faaliyette bulunacakları belirtilmiş, 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nda da yukarıda belirtilen düzenlemelere paralel hükümler yer almıştır.

Yukarıda alıntısı yapılan yasal düzenlemeler uyarınca, derneklerin tüzüklerinde belirtilen ortak amaçlarını gerçekleştirmek için kurulmaları karşısında, faaliyet alanlarının da tüzüklerinde belirtilen çalışma konuları ve biçimleri doğrultusunda ve bunlarla sınırlı olacağı kuşkusuzdur.

Bu itibarla, derneklerin yargı mercileri önünde dava açabilmeleri, tüzüklerinde "üyelerinin haklarını korumak için dava açabileceklerine" ya da "üyelerinin hak ve menfaatlerini koruma" ifadelerinden birinin yer almasına bağlıdır.

Bu durumda, davacı Derneklerin Tüzüklerin, yukarıda ifade edildiği şekilde, üyelerinin haklarını korumak amacıyla dava açabileceğine veya Derneğin amaçları arasında üyelerinin haklarını korumak için hukuki yollara başvurabileceğine dair herhangi bir ifadeye yer verilmediğinden, davacı Derneklerin dava açma ehliyetinin bulunmaması nedeniyle, davanın esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Yasanın 15/1-b maddesi uyarınca davanın ehliyet yönünden reddine, aşağıda dökümü gösterilen 274,90 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.320,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 03/10/2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Davacı Derneklerin üyelerinin hak ve menfaatlerini korumak amacıyla Dernek Tüzel kişiliği olarak dava açabilecekleri, dolayısıyla davanın esasının incelenmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

 

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.