logo yeni

İDARENİN TAKDİR YETKİSİNİ KULLANIRKEN GÖZ ÖNÜNDE TUTACAĞI HUSUSLAR

Aktif . Yayınlanma Diğer Konular

Daniştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17.4.2008 tarihli ve E:2005/270, K:2008/1286 sayılı Kararı. 

Özeti : İdarenin yasalarla kendisine tanınan takdir yetkisini adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözönünde tutarak kullanması gerektiği; bu bağlamda davacının yürüttüğü Hurda İşletmesi Müdür Yardımcısı kadrosu ile Hurda İşletmesi Müdürü kadrosunun, 5434 sayılı Yasa'nın Ek 67. maddesinin uygulanması yönünden, aynı hukuki durum içinde bulunmalarına karşın, eşitlik cetvelinin tespitinde hukuken geçerli bir neden gösterilmeden, bu durum gözardı edilerek, eşitliğe aykırı ve açık takdir hatasına dayalı işlem tesis edildiği hakkında. 

            Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı)  : …

            Vekili                            : Av. …

            Karşı Taraf (Davalı)       : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı

            Vekili                            : Av. …

            İstemin Özeti : Danıştay Onbirinci Dairesinin  9.11.2004 günlü, E:2004/1184, K:2004/4469 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından istenilmektedir.

            Savunmanın Özeti        : Danıştay Onbirinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

            Danıştay Tetkik Hakimi Muhsin Yıldız'ın Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

            Danıştay Savcısı Dr.Ülkü Özcan'ın Düşüncesi : Danıştay dava dairelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

            Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Danıştay Onbirinci Dairesince verilen kararın onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. 

TÜRK MİLLETİ ADINA

            Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesi gereğince davacının duruşma istemi kabul edilmeyerek ve dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeyerek dosya incelendi, gereği görüşüldü:

            Dava, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Hurda İşletmesi Müdürlüğünde 12.2.1981-23.7.1993 tarihleri arasında Müdür Yardımcılığı görevinde bulunan davacının, Hurda İşletme Müdürlüğünün Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Hurda İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğü şeklinde yeniden yapılandırılması nedeniyle "Genel Müdür Yardımcılığı" unvanına tanınan ek göstergeden yararlandırılması için yaptığı başvurunun reddine ilişkin 31.3.1995 günlü işlemin ve bu işlemin dayanağı olan "12 No'lu Eşitlik Cetveli"nin "Hurda İşletmesi Müdür Yardımcılığı" kadrosunu "Şube Müdürü" kadrosu ile eşitleyen kısmının iptali istemiyle açılmıştır.

            Danıştay Onbirinci Dairesi 9.11.2004 günlü, E:2004/1184, K:2004/4469 sayılı kararıyla; kaldırılmış olan kadrolarda bulunmuş olan iştirakçilerin ek göstergelerini tespiti amacıyla 5434 sayılı Yasanın Ek 67. maddesi uyarınca hazırlanan 12 No'lu Eşitlik Cetvelinin dayanağı olan komisyon raporunda, söz konusu ek göstergelerinin tespiti yoluna gidilirken kaldırılan kadro yerine yeni bir kadronun ihdas edilmesi halinde görevin niteliği ve kapsamının değişmemiş ve aynı görevin yapılıyor olması durumunda, yeni ihdas edilen kadronun esas alındığı, nitelik ve kapsamın değişmiş olması durumunda ise aynı nitelikteki görevi yürüten, nitelikte ve kapsam yönünden benzerlik arzeden görevlerin gözönünde bulundurulduğunun görüldüğü; olayda, yeni yapılan organizasyon çerçevesinde  Hurda İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğü'nün, İzmir'de bulunan Yüksek Vasıflı Çelik Fabrikaları Müdürlüğü ile Ankara'da bulunan Hurda İşletmesi Müdürlüğü'nün birleştirilmesinden oluşturulduğu, Hurda İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğü'nün faaliyet, amaç ve konusunun genişlediği ve böylece görevin kapsam ve niteliğinin oldukça değişerek genişlediği; dolayısıyla kaldırılan Hurda İşletmesi Müdür Yardımcılığı kadrosu ile ihdas edilen Hurda İşletmeleri A.Ş. Genel Müdür Yardımcılığı kadro ve görevinin eşdeğerde olmadığı sonucuna varıldığı; bu durumda, davacının başvurusunun reddine ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan 12 No'lu Eşitlik Cetvelinin iptali istenilen kısmında  hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

            Davacı, Hurda İşletmesi Müdürünün kadrosunun Genel Müdür kadrosu ile eşitlendiğini, kendisinin yürüttüğü Hurda İşletmesi Müdür Yardımcılığı kadrosunun da Genel Müdür Yardımcılığı ile eşitlenmesi gerekirken şube müdürlüğü ile eşitlenmesinin hukuka ve eşitliğe aykırı olduğunu öne sürmekte ve kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

            5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti  Emekli Sandığı Kanununa, 243 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 50. maddesi ile eklenen ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan Ek 67. maddede; "Daha önce bulundukları kadrolar veya aylık almakta oldukları dereceler için belirlenmiş olan ek göstergeler, yürütmekte oldukları görevler veya aylık almakta oldukları dereceler için belirlenen ek göstergelerden yüksek olanlar hakkında 15 inci maddenin (h) fıkrası hükmü dikkate alınarak emeklilik yönünden en yüksek ek gösterge uygulanır. Kaldırılmış kadrolarda bulunmuş olanlardan iştirakçi bulunanlar ile emekli olanlar veya ölmüş bulunanlar için uygulanacak ek göstergeler Devlet Personel Başkanlığının görüşü alınmak suretiyle Maliye ve Gümrük Bakanlığı ile T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından birlikte belirlenir.

            Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlük tarihinden önce birinci fıkra kapsamına girenlerin 15 inci maddenin (h) fıkrasındaki şartlar aranmaksızın aylıkları düzeltilir ancak geçmiş süreler için bunlara bir fark ödenmez." düzenlemesine yer verilmiştir.

            Anılan hükmün incelenmesinden; daha önce bulundukları kadrolar veya aylık almakta oldukları dereceler için belirlenen ek göstergeler, son defa bulundukları kadrolar veya aylık almakta oldukları dereceler için belirlenen ek göstergelerden fazla olanların emeklilik keseneklerine, görev değişikliğinden önceki ek göstergelerinin esas alınması gerekmekle birlikte, kaldırılmış kadrolarda bulunanlara uygulanacak ek göstergelerin tespitinin Devlet Personel Başkanlığının görüşü alınarak T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü ile Maliye Bakanlığı tarafından birlikte belirlenmesi öngörülmektedir.

            Bu madde hükmüne göre yapılan çalışma sonucunda;

            a) Kaldırılan kadro yerine yeni bir kadro ihdas edilmesi halinde, görevin niteliği ve şumulü değişmemiş ve aynı görev yapılıyor olması durumunda yeni ihdas edilen kadro,

            b) Kaldırılan kadro yerine aynı kurumda nitelik ve şumulü değişmeden yeni bir kadro ihdas edilmemiş, ancak başka bir kurumda benzer nitelikte kadro var ise benzer nitelikteki bu kadro,

            c) Kaldırılan kadro müşavir veya danışman ünvanlı kadrolardan ise aynı nitelikteki görevi yürüten ve şumulü benzerlik arzeden kadro,

            esas alınmak suretiyle ek göstergelerin belirlenmesi yolundaki Maliye Bakanlığı, Devlet Personel Başkanlığı ve T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü temsilcilerinden oluşan bir komisyon tarafından rapor hazırlanmış ve ek gösterge uygulamasının raporda belirtildiği şekilde yürütülmesi konusunda da 30.12.1994 tarihli ve 115601-4072 sayılı Maliye Bakanlığı onayı alınmıştır. Aynı raporun ekinde de diğer kuruluşlar yanında MKE Genel Müdürlüğüne bağlı olup daha sonradan bağlı ortaklık haline dönüştürülen fabrikalarda müdür ve müdür yardımcısı, müessesede müdür olarak çalışanların yanı sıra Hurda İşletmesi Müdür Yardımcısına ilişkin XII sayılı eşitlik cetveli düzenlenmiştir. Bu cetvelde de ek gösterge yönünden kimi fabrika müdürleri genel müdür, kimi fabrika müdürleri de yine fabrika müdürü olarak, davacının görev yaptığı Hurda İşletmesi Müdür Yardımcılığı ise Şube Müdürü olarak eşitlenmiştir.

            Öte yandan değinilen madde hükmüne dayanılarak daha önce 19.2.1985, 19.7.1985, 17.3.1986, 14.11.1986, 11.2.1987, 30.3.1988, 6.11.1990, 24.8.1992, 28.4.1993, 11.11.1993, 27.4.1994 tarihli olurlar ile yine tespitler yapıldığı; bu arada 28.4.1994 tarihli onayla yapılan tespit sonucu MKE Genel Müdürlüğüne bağlı olup yine bağlı ortaklık haline dönüştürülen 6 fabrika müdürünün genel müdür ile fabrika müdür yardımcılarının da genel müdür yardımcısı ile eşitlenmesine ilişkin "IX sayılı Eşitlik Cetveli"nin, 11.11.1993 tarihli olurla yapılan tespit sonucu da yine MKE Genel Müdürlüğüne bağlı bazı fabrika ve müesseselere ilişkin eşitlemelerin yanı sıra davacının Müdür Yardımcısı olarak çalıştığı İşletmenin Müdürlük (Hurda İşletmesi  Müdürü) kadrosunun da "Hurda İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürü" kadrosu ile eşitlendiği "X sayılı Eşitlik Cetveli"nin kabul edildiği anlaşılmaktadır.

            Olayda davacının, başvurusunun reddine ilişkin işlemde ve davalı idarenin savunmasında Hurda İşletmesi Müdür Yardımcılığı görevini yürüten davacının kadrosunun genel müdür yardımcılığı kadrosu ile eşitlenmeyip şube müdürlüğü kadrosu ile eşitlenmesinin nedeni olarak; Hurda İşletmesi Müdürlüğünün doğrudan Genel Müdürlüğe dönüştürülmeyip, İzmir'de bulunan Yüksek Vasıflı Çelik Fabrikası Müdürlüğü ile birleştirilerek Makine ve Kimya Endüstrisi Hurda İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğü adı altında 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde bağlı ortaklık statüsünde yeni bir organizasyona gidilmesi, bu oluşum sonucu görevin nitelik ve şumülünün çok değişmesi gösterilmekte ise de; aynı gerekçelerin "Hurda İşletmesi Müdürü" yönünden de geçerli olmasına karşın, bu kadronun "X sayılı Eşitlik Cetveli" ile "Genel Müdür" kadrosu ile eşitlendiği, davacı tarafından bu durum öne sürülerek dava açıldığı halde idarece bu konuda hukuken kabul edilebilir bir neden gösterilmediği görülmektedir.

            Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan devlettir.

            Bu bağlamda, işlemlerin kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, nesnel, adil ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle, idarenin yasalarla kendisine tanınan takdir yetkisini adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözönünde tutarak kullanması gerekir.

            Anayasa Mahkemesi'nin pek çok kararında da vurgulandığı gibi, yasa önünde eşitlik herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez. Kimilerinin haklı bir nedene dayanarak değişik kurallara bağlı tutulmaları eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Durum  ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve değişik uygulamaları gerekli kılabilir. Özelliklere, ayrılıklara dayandığı için haklı olan nedenler, ayrı uygulamayı aykırı değil, geçerli kılar. Başka bir anlatımla, kişisel durumları özdeş olanlar arasında, yasalara konulan kurallara dayanılarak değişik uygulamalar yapılamaz.

            Buna göre gerek davacının yürüttüğü Hurda İşletmesi Müdür Yardımcısı kadrosu gerek Hurda İşletme Müdürü kadrosu 5434 sayılı Yasa'nın Ek 67. maddesinin uygulanması yönünden aynı hukuki durum içinde bulunmalarına karşın, eşitlik cetvelinin tespitinde hukuken geçerli bir neden gösterilmeden bu durum gözardı edilerek eşitliğe aykırı bir davranış ortaya konulmuştur.

            Bu durumda; dava konusu "XII sayılı Eşitlik Cetveli"nin, davacıya ilişkin kısmının açık takdir hatasına dayalı olduğu sonucuna varıldığından, Daire kararında hukuki isabet görülmemiştir.

            Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Danıştay Onbirinci Dairesinin 9.11.2004 günlü, E:2004/1184, K:2004/4469 sayılı kararının bozulmasına, kullanılmayan 18.20,- YTL yürütmenin durdurulması harcının isteği halinde davacıya iadesine, 17.4.2008 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

 KARŞI OY

            Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onbirinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile Danıştay  Onbirinci Dairesinin kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

 

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.