logo yeni

FAZLA ÇALIŞMA İLE NÖBET HİZMETİNİN İÇERİK BAKIMINDAN FARKLI OLDUĞU

Aktif . Yayınlanma Diğer Konular

Danıştay 12. Dairesi Başkanlığının 21.9.2010 tarihli ve E:2008/5754, K:2010/4344 sayılı Kararı.

Özeti : Fazla çalışma ile nöbet hizmetinin niteliği ve içeriğinin farklı olduğu hakkında.

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): Türk Büro Banka Sen Sendikası Adana Şubesi

Vekili               :  Av. …

Karşı Taraf        :  Adana Valiliği

İsteğin Özeti    : Adana 1. İdare Mahkemesince verilen 17.6.2008 günlü, E:2007/2201, K:2008/834 sayılı kararın dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

            Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.

            Danıştay Tetkik Hakimi: Tufan Teke

            Düşüncesi : Bakılan davada, dava konusu memurlara ana hizmet binası giriş katında nöbet tutturulması işleminin hukuki dayanağının 657 sayılı Kanunun 178/B maddesinde yer alan fazla çalışmaya ilişkin düzenleme olduğu idarece öne sürülmekte ise de, 657 sayılı Kanunun 178/B maddesi ile bu maddenin uygulanması amacıyla yürürlüğe girmiş olan Fazla Çalışmanın Uygulama Esaslarını Gösterir Yönetmelik hükümleri dikkate alındığında, fazla çalışma ile nöbet hizmetinin niteliği ve içeriğinin birbirinden farklı olduğu, çalışma saatleri içinde ve dışında yürütülen nöbet hizmetlerinin fazla çalışma sayılamayacağı, fazla çalışma ile memurların günlük yerine getirdikleri asıl görevlerine yönelik bir görevlendirme olması gerekirken, değişik birimlerde değişik görevleri yerine getiren memurların görevleriyle ilgisi olmayan ana hizmet binası giriş katında nöbet tutturulmasının fazla çalışma kapsamında değerlendirilmeyeceği, idarenin bu uygulamasının fazla çalışma değil, nöbet hizmeti olduğu, bu nedenle hukuka uyarlık bulunmayan dava konusu işlemde ve hukuki isabet bulunmadığı anlaşılan davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

            Danıştay Savcısı : Gül Filiz Ercan Aslantaş

            Düşüncesi        : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

            Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

            Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:

            Dava, Adana Defterdarlığı ana hizmet binası giriş katında 1-31.12.2007 tarihleri arasında memurlara nöbet tutturulmasına dair nöbetçi memur çizelgesinin iptali istemiyle Türk Büro Banka Sen Adana Şubesi tarafından Adana Defterdarlığı'na yapılan itirazın reddine ilişkin 13.12.2007 günlü işlemin iptali istenilmektedir.

            Adana 1. İdare Mahkemesinin 17.6.2008 günlü, E:2007/2201, K:2008/834 sayılı kararıyla; uygulamanın içeriğinin terör vs. güvenlikten ziyade kurumun faaliyeti gereği denetim ve gözetim hususunun oluşturduğu, genel ve dış güvenliğin zaten güvenlik görevlilerince sağlandığı, kaldı ki memurlara cumartesi günleri rutin olarak fazla mesai ücreti karşılığında görev verildiği, uyuşmazlığın fazla çalıştırma sonucunda fazla çalışma ücreti ödenmesi veya izin verilmesinden de kaynaklanmadığı anlaşıldığından 657 sayılı Kanunun 178/B maddesi çerçevesinde tesis edilen işlemde kamu yararına, hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

            Davacı, İdare Mahkemesi kararının hukuk ve usule aykırı olduğunu öne sürmekte ve bu nedenle temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesini istemektedir.

            657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 178/B maddesinde, kurumların gerektiği takdirde personelini günlük çalışma saatleri dışında fazla çalışma ücreti verilmeksizin çalıştırabileceği, bu durumda personele yaptırılacak fazla çalışmanın her sekiz saati için bir gün hesabıyla işin verileceği hükmü düzenlenmiştir.

            13.3.1975 gün ve 15176 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Fazla Çalışmanın Uygulama Esaslarını Gösterir Yönetmelik"in 1. maddesinde, bu Yönetmelik'in 657 sayılı Kanunun 178. maddesi uyarınca aynı Kanuna tabi memurlar hakkında uygulanacağı; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, "A) Fazla Çalışma: Devlet memurlarının, genel olarak haftalık çalışma süresi olan 40 saatin üstünde yaptıkları çalışma, fazla çalışma sayılır.", "B) Nöbet Hizmeti: Kurumların faaliyeti gereği, güvenliğin veya hizmetin devamını temin amacıyla, normal çalışma saatleri içinde veya dışında yapılan çalışmadır." hükmüne; "Genel Esaslar" başlıklı 4. maddesinde, "Fazla çalışmanın ücretle karşılanabilmesi için memurun kadrosuna ait görevin normal çalışma günlük çalışma saatleri dışında fiilen yapılması gerekir" hükmüne; 5. maddesinde ise "Çalışma saatleri içinde ve dışında yürütülen nöbet hizmetleri fazla çalışma sayılmaz" hükümlerine yer verilmiştir.

            Yukarıda anılan Yönetmelik hükümlerine göre fazla çalışma ile nöbet hizmetinin ayrı ayrı tanımları yapıldıktan sonra çalışma saatleri içinde ve dışında yürütülen nöbet hizmetlerinin fazla çalışma sayılamayacağının düzenlenmiş olduğu görülmektedir.

            Dosyanın incelenmesinden; "defterdar" imzalı, "Defterdarlığımız Ana Hizmet Binası Giriş Katı 2007 Aralık Ayı Nöbetçi Memur Çizelgesi" başlıklı ilanla memurlara duyurulan nöbet çizelgesinde; değişik birimlerde görev yapan bir kısım memurlardan hafta içi ve hafta sonu 08.00 ila 18.00 saatleri arasında nöbet tutması gerekenlerin isimlerinin listede gösterildiği, ayrıca nöbet tutan memurun hafta içi bir gün izinli sayılacağının belirtildiği, Türk Büro Banka Sen Adana Şubesi tarafından Defterdarlık Makamına yapılan başvuru ile nöbet görevlendirmesinin amaca hizmet etmediği ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istemiyle itirazda bulunulduğu, İdarece 13.12.2007 gün ve 3782 sayılı işlemle verilen cevapta 11.11.2006 tarihinden itibaren uygulanan nöbet görevlendirmesinin 657 sayılı Kanunun 178/B maddesi uyarınca yapıldığının belirtilmesi üzerine bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

            Ayrıca, dosyada mevcut "Hafta Sonu 08.00-18.00 Saatleri Arası Daire İçi Görev Talimatı"nda, nöbet tutan memurların bina içinde oluşabilecek yangın, tabii afet vb. durumlar ile gelen alarm veya önemli haber ve yazıların ilgililere bildirilmesi, kapı, pencere, elektriklerin açık olup olmadığının kontrol edilmesi, dışarıdan gelen ziyaretçilere mesainin olmadığının ve içeriye alınamayacağının ifade edilmesi, binaya gelen ve durumdan şüphe edilen kişilerin, yetkili ve sorumlu amirlere bildirilmesi yükümlülüklerin olduğu belirtilmiştir.

            Olayda, idarece, memurlara ana hizmet binası giriş katında nöbet tutturulması işleminin hukuki dayanağının 657 sayılı Kanunun 178/B maddesinde yer alan fazla çalışmaya ilişkin düzenleme olduğu öne sürülmekte ise de, 657 sayılı Kanunun 178/B maddesi ile bu maddenin uygulanması amacıyla yürürlüğe girmiş olan ve yukarıda anılan Yönetmelik hükümlerine göre ayrı ayrı tanımı yapılan fazla çalışma ile nöbet hizmetinin niteliği ve içeriğinin birbirinden farklı olduğu, çalışma saatleri içinde ve dışında yürütülen nöbet hizmetlerinin fazla çalışma sayılamayacağı hükmü karşısında, fazla çalışma ile memurların günlük yerine getirdikleri asıl görevlerine yönelik bir görevlendirme olması gerekirken, değişik birimlerde değişik görevleri yerine getiren memurların görevleriyle ilgisi olmayan ana hizmet binası giriş katında nöbet tutturulmasının fazla çalışma kapsamında değerlendirilmeyeceği, bu nedenle, idarece hafta içi mesai saatleri içinde ve hafta sonu tatilinde memurlara nöbet tutturulması işlemlerinin 657 sayılı Kanunun 178/B maddesi uyarınca "memurun fazla çalışması" kapsamına görülemeyeceği anlaşıldığından, sözü edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

            Bu durumda, dava konusu işlemin iptaline hükmedilmesi gerekirken, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

            Diğer yandan, ilgili makamlara bildirilmek suretiyle ihtiyaç duyulan hizmete yönelik kadro tahsis edilmesi ve personel temin edilmesini talep etme imkanı her zaman bulunan idarenin; ana hizmet binası giriş katında verilmesi gereken hizmeti, kurumun değişik birimlerinde faklı görevleri bulunan memurları asıl görevleriyle bağdaşmayacak şekilde nöbet tutturma usulüyle sağlamak yerine, söz konusu hizmet için ihtiyaç durumuna göre kadro tahsisi ile bu görevin niteliğine haiz ve daimi olarak sadece bu görevi yapacak personel temini yoluna gidebileceği açıktır.

            Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle Adana 1. İdare Mahkemesince verilen 17.6.2008 günlü, E: 2007/2201, K:2008/834 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 21.9.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

 

 

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.