logo yeni

GÖREVDEN ALMA VE ATAMA İŞLEMİNİN AYNI TARİHTE YAPILMAMASI

Aktif . Yayınlanma Atama

Özeti : Başka bir göreve atanmak üzere görevden alma halinde; görevden alma ve yeni göreve atama işlemlerinin aynı tarihte tesis edilmeyip, ilgilisine de aynı tarihte tebliğ edilmemiş olmasında, usul yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı hakkında.

Danıştay İdari Dava Dairelerinin 09.02.2012 tarihli ve E:2007/2253, K:2012/137 sayılı Kararı.

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : …

Vekilleri : Av.…

Karşı Taraf (Davalı) : Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ( Sanayi ve Ticaret Bakanlığı )

İstemin Özeti : Ankara 10. İdare Mahkemesinin, 19.07.2007 günlü, E:2007/808, K:2007/1514 sayılı ısrar kararını, davacı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

Savunmanın Özeti : İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Tuğba Demirer Akar'ın Düşüncesi : Israr kararının Daire kararında belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı İsa Yeğenoğlu'nun Düşüncesi : Davacı, … A.Ş. Genel Müdür Yardımcılığı ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevinden başka bir göreve atanmak üzere alınmasına ve yerine …'un atanmasına ilişkin 200374044 sayılı müşterek kararnamenin iptali istemiyle dava açmıştır. 657 sayılı Yasa'da "başka bir göreve atanmak üzere görevden alma" müessesesine yer verilmemiş olup , esasen , başka bir göreve atanacak olan memurun görevinden alınması işlemiyle aynı tarihte bir başka kadroya atamasının yapılması veya ikinci işlemin aynı tarihte gerçekleştirilememesi halinde , görevden alma işleminin de atamaya ilişkin ikinci işlemle birlikte aynı tarihte bildirilmesi gerekir.

İdareye yasa ile görev olarak verilen kamu hizmetini yürütecek olan memur için bir kadronun ihdas edilmesi de yasal zorunluluktur. Nitekim , bu husus 657 sayılı Yasa'nın 33. maddesindeki "kadrosuz memur çalıştırılamaz" hükmü ile esasa bağlanmıştır. .Buna göre , "başka bir göreve atanmak üzere" görevden alınan ve böylece bulunduğu statüden çıkarılan memur hakkında tesis edilen bu işlem yasaya ve yasal yönetim ilkesine açıkça aykırıdır.

Ayrıca , başka bir göreve atanmak üzere görevinden alınan ve herhangi bir kadroya da atanmayan memura , 657 sayılı Yasa'nın 170,171 ve 172. maddelerinde belirtilen haller için öngörülen "kadro tasarrufundan" aylık ve diğer özlük haklarının ödenmesine olanak bulunmadığı gibi bunun dışındaki yollarla yapılacak ödemeler de yasal dayanaktan yoksun bulunduğundan , bu tür ödemelerin , idare yönünden ağır hizmet kusurunu oluşturacağı, kamu görevlileri yönünden ise kişisel sorumluluğu gerektireceği açıktır.

Açıklanan nedenlerle , davanın reddi yolundaki kararın bozulmasına ilişkin Danıştay Beşinci Dairesi kararına uymayarak ret hükmünde ısrar eden Ankara 8. İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi gereği görüşüldü:

Dava; davacının … Halıcılık ve El Sanatları Sanayi ve Ticaret A.Ş. Genel Müdür Yardımcılığı ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevinden alınmasına ve yerine …'un atanmasına ilişkin 31.03.2003 günlü, 2003/4044 sayılı ortak kararnamenin iptali istemiyle açılmıştır.

Ankara 10. İdare Mahkemesi'nin 17.12.2003 günlü, E:2003/717, K:2003/1817 sayılı kararıyla; davacının ülke ve firmalar bazında mevcut ekonomik durum bilindiği halde halı satışlarında alıcıların yeterince 137 araştırılması, sağlam teminatlar alınması ve ödemelerini düzenli olarak yapmayan firmalara halı satılmaması yönünde politikalar oluşturmadığı, KDV'lerini bile ödemeyen firmalara halı satılmasının sürdürülmesine müdahale etmediği, bunların sonucunda kurumun zarara uğramasına neden olduğu inceleme ve soruşturma raporları ile saptandığından işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Anılan karar, temyiz incelemesi sonucu Danıştay Beşinci Dairesinin 19.04.2006 günlü, E: 2004/3815, K:2006/2228 sayılı kararıyla; davacının başka bir göreve atanmak üzere görevden alındığı, başka bir göreve atanmak üzere görevinden alınan bir memurun, aynı işlemle ya da aynı tarihli ikinci bir işlemle derhal, ara verilmeksizin bir diğer kadroya atanması veya ikinci işlemin aynı gün gerçekleşmemesi durumunda, görevden alma ve atamaya ilişkin işlemlerin birlikte bildirilmesi gerektiği, memurun, meslek yaşamındaki yatay ve dikey deviniminin, ancak bir kadrodan ve görevden diğerine, kesintisiz-aralıksız geçişle olanaklı olduğu, çünkü, memurluk sıfat ve statüsünü terk etmemiş memurun, bir yandan memur sıfatını taşırken, öte yandan hem memur statüsü dışında kalması, hem de kadrosuz olmasının mümkün olmadığı, bir başka anlatımla, memurun yerine getireceği bir kamu hizmetinin varlığı ve hizmetin de boş bir kadrosunun bulunmasının zorunluluğu olduğu, nasıl, ilerde boşalacak bir kadro için önceden atama yapılması olanağı bulunamazsa, belirsiz bir nitelikte kadroya da, zaman kavramı olmaksızın atama olasılığının olamayacağı, görevden alınan, ancak başka bir göreve henüz atanmayan memurun, görevden alınmasıyla bulunduğu statüden çıkarılmış olduğu durumlarda, "başka bir göreve atanmak üzere" biçiminde getirilen kaydın, kamu yönetimlerine, memurları istediği zaman tekrar memur sıfatını ve kapsamını belirleme yetkisi verme sonucunu doğuracağı, yasayı aşan ve yasal yönetim ilkesine aykırı olan bu durumun kabul edilemeyeceği, öte yandan, memur statüsü dışına çıkmış olma durumları yasada ayrıca düzenlenmiş olduğundan, bu durumlar dışında statü kaybı yaratılamayacağı, yaratılması durumunda, 657 sayılı Yasa'da yer alan temel kurumların (emekli etme, disiplin cezası uygulama, verdikleri zarardan sorumlu olma, soruşturma yapılması, aylık ödeme vb.) işlerliğinin de ortadan kalkmış olacağı, dava konusu olayda ise, yukarıda açıklanan zorunluluklara uyulmadan görevden alma ve atama işlemleri kurulduğu 138 açık olduğundan, dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş ise de; Ankara 10. İdare Mahkemesi 19.07.2007 günlü, E:2007/808, K:2007/1514 sayılı kararıyla, davanın esasını incelemek suretiyle verdiği davanın reddine ilişkin ilk kararında ısrar etmiştir. Davacı, bu kararı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

İdare Mahkemesinin "başka bir göreve atanmak üzere görevden almanın" hukuken mümkün olduğu görüşünde ısrar ederek sonuçta işin esasını incelediği anlaşıldığından; uyuşmazlık, İdare Mahkemesinin ısrar hükmüne yönelik olarak incelendi:

… Halıcılık ve El Sanatları Sanayi ve Ticaret A.Ş., bir iktisadi devlet teşekkülü olan … Holding A.Ş'nin bağlı ortaklığı iken, 25.02.1998 günlü, 98/10720 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile iktisadi devlet teşekkülü haline getirilmiş olup, 233 sayılı KHK ile de ilgili bakanlığı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı olan iktisadi devlet teşekkülleri arasında sayılmıştır. 233 sayılı KHK'ya tabi kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları personelinin hizmete alınmaları, görev ve yetkileri, nitelikleri, atanma, ilerleme, yükselme, hak ve yükümlülükleri ile diğer özlük hakları ise 399 sayılı KHK ile düzenlenmiştir.

399 sayılı KHK'nın 'İstihdam şekilleri' başlıklı 3.maddesinin (b) bendinde, "... Teşebbüs ve bağlı ortaklıkların genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken asli ve sürekli görevleri; genel müdür, genel müdür yardımcısı, teftiş kurulu başkanı, kurul ve daire başkanları, müessese, bölge, fabrika, işletme ve şube müdürleri, müfettiş ve müfettiş yardımcıları ile ekli 1 sayılı cetvelde kadro unvanları gösterilen diğer personel eliyle gördürülür.

Bunlar hakkında bu kanun hükmünde kararnamede belirtilen hükümler dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanır...." kuralına yer verilmiştir. Anılan KHK'nın 5.maddesinde ise; teşebbüs genel müdürü ve genel müdür yardımcısı kadrolarına ilgili Bakanın teklifi üzerine ortak kararla, 1 sayılı cetvelde yer alan diğer kadrolara yönetim kurulu kararı ile atama yapılacağı, yönetim kurullarının bu yetkilerini sınırlarını açıkça belirlemek kaydıyla devredebileceği hükme bağlanmıştır.

Değinilen düzenlemeler uyarınca; genel müdür ve genel müdür yardımcısı kadrolarına atama ve bu görevlerden almanın ortak kararname ile yapılacağı, kişilerin bu görevlerden alındıktan sonra başka görevlere D a n ı ş tay atanması halinde izlenecek usulün ise farklı olacağı sonucuna varılmıştır. Bu şekilde farklı usulde tesis edilecek olan görevden alma ve yeni göreve atama işlemlerinin aynı tarihte tesis edilmesi ya da birlikte ilgilisine bildirilmesi gibi bir "idari usule", ne 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de ne de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda yer verilmemiştir.

Nitekim olayda da, davacı 31.3.2003 tarihli ortak kararname ile görevden alınmış, bundan çok kısa bir zaman sonra da farklı bir usulle 4.4.2003 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile Genel Müdür Müşavirliğine atanmıştır.

Öte yandan, bir işlemin iptal davasına konu olması durumunda; işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka uygun olup olmadığının yargısal denetimi yapılacaktır. İdari işlemin, kendisinden sonra yapılması gereken bir işlemin yapılmamış olması veya gecikerek yapılmış olması nedeniyle hukuka aykırı hale geleceği kabul edilemez.

Bu durumda; görevden alma ve yeni göreve atama işlemlerinin aynı tarihte tesis edilmeyip, ilgilisine de aynı tarihte tebliğ edilmemiş olmasında usul yönünden hukuka aykırılık bulunmayıp, İdare Mahkemesince, uyuşmazlığın esasının incelenerek karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddine, Ankara 10. İdare Mahkemesince verilen 19.07.2007 günlü, E:2007/808 , K: 2007/1514 sayılı kararın ısrara ilişkin kısmının onanmasına, işin esasının incelenerek bir karar verilmesi için dosyanın Danıştay Beşinci Dairesine gönderilmesine, 09.02.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY Başka bir göreve atanmak üzere görevinden alınan bir memurun, aynı işlemle ya da aynı tarihli ikinci bir işlemle derhal, ara verilmeksizin bir diğer kadroya atanması veya ikinci işlemin aynı gün gerçekleşmemesi durumunda, görevden alma ve atamaya ilişkin işlemlerin birlikte bildirilmesi gerekir. Çünkü, memurluk sıfat ve statüsünü terk etmemiş memurun, bir yandan memur sıfatını taşırken, öte yandan hem memur statüsü dışında kalması, hem de kadrosuz olması olanaksızdır.

Bir başka anlatımla, memurun yerine getireceği bir kamu hizmetinin varlığı ve hizmetin de boş bir kadrosunun bulunması zorunluluğu vardır. Nasıl, ilerde boşalacak bir kadro için önceden atama yapılması olanağı bulunamazsa, belirsiz bir nitelikte kadroya da, zaman kavramı olmaksızın atama olasılığı söz konusu olamaz. Görevden alınan, ancak başka bir göreve henüz atanmayan memurun, görevden alınmasıyla bulunduğu statüden çıkarılmış olduğu durumlarda, "başka bir göreve atanmak üzere" biçiminde getirilen bir kayıt, kamu yönetimlerine, memurları istediği zaman tekrar memur sıfatını ve kapsamını belirleme yetkisi verme sonucunu doğurur ki, yasayı aşan ve yasal yönetim ilkesine aykırı olan bu durum kabul olunamaz.

Bu durumda, davacının görevinden alınması işlemi ile daha sonra müşavirliğe atama işleminin davacıya aynı tarihte bildirilmediği anlaşıldığından, yukarıda yer alan açıklamalar karşısında, dava konusu işlemde, bu nedenle hukuka uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenle, davacının temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesinin ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.