logo yeni

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA NEDİR?

Aktif . Yayınlanma Sitemizden Görüşler

765 sayılı eski Türk Ceza Kanununda yer verilen keyfi muamele, görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçları ayrımı, 2004 yılında çıkarılan 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu ile tarihe karışmış, bunun yerine görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma suçları aynı maddede ve görevi kötüye kullanma başlığı altında farklı cezalara sahip tek bir suç olarak düzenlenmiştir.

Görevi Kötüye kullanma nedir?

Görevi kötüye kullanma memurun suç teşkil eden eylem ve işlemlerinden dolayı işletilen disiplin sürecinden ayrı olarak adli yargıda devam eden ve kovuşturma ile takip edilen bir suçtur.

Görevi kötüye kullanma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257’nci maddesinde “(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde tanımlanmıştır.

Kimler Görevi Kötüye Kullanma Suçu İşleyebilir?

Türk Ceza Kanununda yer verilen görevi kötüye kullanma suçunu işleyebilmek için kamu görevlisi olmak gerekmektedir. Kamu görevlileri ise TCK 6 ncı maddesinde “ (1) Ceza kanunlarının uygulanmasında; …

c) Kamu görevlisi deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi,” şeklinde tanımlanmıştır. Bu konuda Yargıtay 4. Ceza Dairesi (2009/7629 E., 2011/8081 K.) tarafından verilen bir kararda “Halk Bankası, Ziraat Bankası ve Emlak Bankası özel hukuk statüsüne tabi anonim şirket haline dönüştürüldüğü ve personeli hakkında 233 ve 399 sayılı Yasa gücünde kararnamelerin uygulanması olanağının ortadan kaldırılması karşısında Ceza Hukuku uygulamasında (memur) "kamu görevlisi" sayılmayan ve "kamu görevlisi gibi" cezalandırılması olanağı bulunmayan Halk Bankası şube personeli olan sanıkların, görevi savsama suçunun faili olması olanağı kalmadığı gibi” denilerek, görevi kötüye kullanma fiilinin sadece kamu görevlileri için söz konusu olabileceği belirtilmektedir.

Görevi Kötüye Kullanmanın Maddi Unsurları Nelerdir?

Görevi kötüye kullanma icrai bir davranış şekliyle olabileceği gibi ihmali bir davranış şekliyle de gerçekleşebilir.Kanun bu iki durumu 257’nci maddede iki ayrı fıkra olarak düzenlemiştir.

İcrai Bir Eylemle Görevi Kötüye Kullanma

257 nci maddenin (1)inci fıkrasına göre görevi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için iki maddi unsurun bir araya gelmesi gerekir. Bu maddi unsurlar kamu görevlisinin görevin gereklerine aykırı hareket etmesi ve kişinin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olması ya da kişilere haksız menfaat sağlanmasıdır.

 

1. Maddi Unsur

2. Maddi unsur

Görevinin gereklerine aykırı hareket etmek

Kişilerin mağduriyeti

Kamunun zararı

Kişilere haksız bir menfaat sağlanması

 

Görüldüğü üzere, görevin gereklerine aykırı davranış tek başına yetmemekte, bunun yayında ikinci bir maddi unsurda suçun oluşması için aranmaktadır. Bu ikinci unsur kişinin mağduriyeti olabilir(Örneğin yargı kararını kazanıp görevine iade edilmesi gereken bir kişinin atanmaması gibi.). Veya görevin gereklerine aykırı hareket nedeniyle kamu zararı oluşabilir. Ya da kişilere haksız menfaat sağlanmış olabilir. Bu noktada bize ışık tutacak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (2008/4.MD-177 E., 2009/187 K.) kararında belirttiği şekliyle “Turizm Bakanlığı Müsteşarlığı döneminde, üç ayrı proje ile ilgili sekiz ayrı yazıyı uygun görüşle Bakan onayına sunmuş bulunan sanığın, devletin turizm politikası gereğince Türkiye turizmini geliştirme kaygısıyla gerçekleştirdiği eylemlerinin, görevin gereklerine aykırı hareket kapsamında değerlendirilemeyeceği, anılan eylemlerle kamu zararına veya kişilerin mağduriyetine ya da başkasına haksız çıkar sağlanmasına neden olunduğuna yönelik herhangi bir saptama ve kanıt da bulunmadığı, dolayısıyla Özel Dairece verilen beraat kararının isabetli olduğu anlaşılmaktadır.” denilerek suçun maddi unsurlarının sayılmıştır.

Ayrıca görevin gereği olan bir işin yerine getirilmesi gibi gözüken durumlarda da işin görülmesinden sonra kişilerden yarar sağlanması, görevi kötüye kullanma suçunu oluşturur. Burada dikkat edilmesi gereken nokta görevin yasal prosedürüne uygun yerine getirilmesi, “görevin gereklerine aykırı hareketi” ortadan kaldırmaz.  Yani yapılması gereken bir işin yapılması veya yapılmaması gereken bir işin yapılmaması için ayrıca menfaat temin etmek görevini bedelsiz yapması gereken kişinin görev gereklerine aykırı hareket etmesi anlamına gelmektedir. Genelde TCK 252’ inci maddesindeki rüşvet suçu ile karıştırılan bu eylem, eski ceza kanununda rüşvet kapsamında iken yeni kanun ile görevi kötüye kullanma kapsamında değerlendirilmektedir. Örneğin 5. Ceza Dairesi (2008/3634 E.,  2012/1861 K.,Karar için Bakınız.) bir kararında “Müştekinin Eşinde Lenf Bezi Kanseri Olmakla Birlikte, Çok Acil Müdahaleye Gereksinim Duyduğuna İlişkin Dosyada İddia Ya Da Kanıt Bulunmadığı, Başka Bir Doktor Veya Sağlık Kuruluşuna Başvurma Ve Karşılaştığı Olumsuzlukları Gidermek İçin Şikayet Olanağı Varken, Yasal Olmadığını Bildiği Halde Yaklaşık Dört Ay Süreyle Sanığa Çıkar Sağlayarak Eşinin Tedavisini Sürdürdüğü Olayda İcbar Boyutuna Ulaşmış Bir Zorlamadan Söz Edilemeyeceğinden İrtikap Suçunun Cebir Unsurunun Yasa, Öğreti Ve Uygulamanın Kabul Ettiği Anlamda Oluşmadığı, Sabit Olan Yapmaya Mecbur Olduğu İşi Yapmak İçin Menfaat Sağlama Fiilinin 5237 Sayılı TCK’nın 257/3. Maddesi Delaletiyle 257/1. Maddesine Uyan Görevi Kötüye Kullanma Suçunu Oluşturacağı Gözetilmelidir.” demektedir. Aynı şekilde bir başka kararda Yargıtay 5. Ceza Dairesi (2010/9162 E., 2010/9980 K.) “bir kamu görevlisinin görevinin gereğine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir menfaat sağlamayla rüşvet suçunun, yapması gereken işi yapmak için haksız menfaat sağlamasıyla da görevi kötüye kullanma suçunun oluşacağı nazara alınarak,” ifadesiyle görevi kötüye kullanma ve rüşvet suçu arasındaki çizgiyi çizmiştir.

İhmali Bir Davranışla Görevi Kötüye Kullanma

Görevi kötüye kullanma suçunun ihmali bir davranışla meydana gelmesi hususunu düzenleyen 257 nci maddenin (2)inci fıkrasına göre  ise görevi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için iki maddi unsurun bir araya gelmesi gerekir. Bu maddi unsurlar kamu görevlisinin görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermesi ve kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olması ya da kişilere haksız bir menfaat sağlanmasıdır.

 

1. Maddi unsur

2. Maddi unsur

Görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermek

Kişilerin mağduriyeti

Kamunun zararı

Kişilere haksız bir menfaat sağlanması

 

Görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermek, aynı şekilde kişilerin mağduriyeti ya da kamunun zararı veya kişilere haksız menfaat sağlanması durumunda görevi kötüye kullanma suçunu oluşturur.  Yargıtay 4.Ceza Dairesinin konuyla ilgili bir kararında(Esas: 2007/1879,Karar: 2007/3436)  “ Somut olayda, köy muhtarı olan sanığın, köyde doğan A. E.nin doğumunu yasal süre içinde nüfus müdürlüğüne bildirmemesinden ibaret eylemi sonucunda, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunmadığının kabulüne karşın <...yasayla muhtarlara verilen görevin yapılmaması durumunda eylemin yaptırımsız kalacağı, kamu düzeninin sağlanması açısından 5237 sayılı yasanın 257/2.maddesinin uygulanmasının gerektiği...> biçimindeki yasal olmayan gerekçelerle sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi yasaya aykırıdır.” denilmektedir. Görüldüğü üzere somut olayda görevi ihmal ve gecikme gerçekleşmesine rağmen kişi mağduriyeti ya da kamu zararının ortaya çıkmaması görevi kötüye kullanma suçunun oluşmasını engellemektedir. Aynı şekilde 4. Ceza Dairesi         (2010/14385 E, 2012/5705 K.) bir başka kararında “Mahalle muhtarı olan sanığın, kendi mahallesinde ikamet edip başka bir ilçeye taşınan ve bu nedenle kendisinden nakil belgesi isteyen şikayetçiye 4541 sayılı Kanun’un 3. maddesi uyarınca verilmesi gereken nakil belgesini vermeyip daha sonra soruşturma aşamasında verdiği anlaşılmakla, bundan dolayı iddiada ileri sürülen, çocuğu okula kaydettirememe, sosyal güvenlik kaydı yaptıramama durumlarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılıp, mağduriyetinin oluştuğunun anlaşılması halinde, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken” diyerek ihmali bir davranışla görevi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için 2 maddi unsurun(bu olay için görevi geciktirme ve kişi mağduriyeti) aranması gerektiğine vurgu yapmıştır.

Görevi Kötüye Kullanma Suçunun Manevi Unsuru Nedir?

Suçun manevi unsuru ile kastedilen, suçu oluşturan hareketin veya ihmalin mutlaka bilinçli ve iradi yapılması gerektiğidir.

Dolayısıyla görevi kötüye kullanma suçunun manevi unsurunu da, görevin gereklerine aykırı hareketi veya görevin gereklerini yapmakta ihmal ya da gecikme gösterme eylemini, sonuçlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirme olarak tanımlayabiliriz. Yani görevi kötüye kullanma suçunun oluşması için kişinin görevin gereklerine aykırı hareketinin veya ihmalinin farkında olması gerekmektedir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi (2010/4.MD-61 E., 2010/117 K.) bir kararında bu hususu şöyle vurgulamıştır:” Somut olayda; bölgenin ve iş yoğunluğunun özelliklerini gözeten ve uzak olan bir yerde keşif icra eden sanık hakimin, keşif günü gelmemiş ve bir başka mahkemeye ait dosyalarda, re'sen keşif yapması, görevinin gereklerine aykırı ise de keşif ücretlerinin sanık tarafından iade edilmiş olması ve bu aykırılıkların temyiz davasına konu olacağı da nazara alındığında, kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına ya da kişilere haksız bir kazanç sağlanmasına yol açmadığı gibi, sanığın görevi kötüye kullanma kastı ile hareket ettiğinden söz edilemez.

Bu itibarla, sanık hakkında hukuka aykırı eylemi nedeniyle disiplin soruşturması yapılmasına bir engel bulunmamakla birlikte, manevi unsur yokluğu nedeniyle oluşmayan görevi kötüye kullanma suçuyla ilgili olarak, temyiz itirazlarının reddiyle beraat hükmünün onanmasına karar verilmelidir.”

Görevi Kötüye Kullanma Nasıl Bir Suçtur?

Türk Ceza Kanunu 257 nci maddede düzenlenen görevi kötüye kullanma suçu genel ve ikincil(tali) bir suçtur. Yani hem görevi kötüye kullanma kapsamına giren hem de Türk Ceza Kanununda özel olarak düzenlenmiş suç kapsamına giren bir olayda, özel hüküm birincil olarak uygulanırken, görevi kötüye kullanma suçu uygulanmayacaktır. Dolayısıyla ancak görevin gereklerine aykırı davranışın ya da ihmal ve gecikme göstermenin başka bir suçun konusunu teşkil etmemesi durumunda görevi kötüye kullanma suçu oluşmaktadır.

Bir örnekle açıklamak gerekirse, bir kamu görevlisinin ihmal ile bir kişinin ölümüne sebebiyet vermesi, görevi kötüye kullanma kapsamına girmektedir ancak öncelikli olarak bu suç ihmal ile adam öldürme kapsamında özel olarak düzenlenmişse, kamu  görevlisine bu özel hüküm uygulanırken ayrıca bir de görevi kötüye kullanma cezası uygulanmaz.

 logokucuk

 

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.