logo yeni

GÖREVDE YÜKSELMEDE TAKDİRNAME OLARAK NİTELENDİRİLEBİLECEK BELGELER

Aktif . Yayınlanma Görevde Yükselme

“Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik”in eki Personel Değerlendirme Formunun (3) numaralı değerlendirme ölçütünün değerlendirilmesi hakkında. ***Tarih : 07/11/2012 Sayı : 16985

“Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik”in eki Personel Değerlendirme Formunun (3) numaralı değerlendirme ölçütünde yer verilen ve 18/4/1999 tarihinden sonra ilgili mevzuat hükümlerine göre verilmişo lan her takdirname için (1) puan verilmesini öngören düzenleme çerçevesinde, Genel Sekreterliğinizce düzenlenecek görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavına başvuru sırasında ilgililerce sunulmuş bulunan bazı belgelerin takdirname olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğine ilişkin ilgi yazı ve ekleri incelenmiştir.

Bilindiği üzere, 08/06/1984 tarihli ve 217 sayılı “Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun Hükmünde Kararname”nin 3’üncü maddesinin (g) bendinde, personel mevzuatı ve teşkilatlanma ile ilgili konularda, kamu kurum ve kuruluşlarında değişik uygulamaları önleyecek ve uygulama birliğini sağlayacak tedbirleri tespit etmek ve uygulamayı izlemek; söz konusu maddenin (h) bendinde de, kamu kuruluşlarında, personel planlaması yapılması ve uygulamasına yardımcı olmak ve her kademede görevli personelin hizmet içinde eğitilmesi ve yetiştirilmesi ile ileriki kadrolara hazırlanmalarını sağlamak üzere gerekli eğitim programlarının hazırlanması, uygulanması ve bunların takip ve değerlendirilmesine ait esasları düzenlemek ve bu alandaki uygulamaları denetlemek; 9’uncu maddesinin (a) bendinde, kamu personelinin yurt içinde ve yurtdışında hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim ve yetiştirilmeleri ile ilgili her türlü çalışmalar yapmak, ilgili kurumlara tekliflerde bulunmak ve gereken hallerde işbirliği sağlamak, uygulamaları takip etmek, değerlendirmek ve denetlemek; aynı maddenin (f) bendinde ise, üst kademe yöneticilerinin hizmet içi eğitimiyle ilgili işlemleri yapmak, personelin ileriki kadrolara hazırlanmaları için uygun usul ve vasıtaları tespit etmekle adı geçen Başkanlık görevli ve yetkili kılınmıştır.

Bununla birlikte, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 13/02/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun ile değişik 122’nci maddesinin birinci fıkrasında, “Görevli oldukları kurumlarda olağanüstü gayret ve çalışmaları ile emsallerine göre başarılı görev yapmak suretiyle; kamu kaynağında önemli ölçüde tasarruf sağlanmasında, kamu zararının oluşmasının önlenmesinde ve önlenemez kamu zararlarının önemli ölçüde azaltılmasında, kamusal fayda ve gelirlerin beklenenin üzerinde artırılmasında veya sunulan hizmetlerin etkinlik ve kalitesinin yükseltilmesinde somut olaylara ve verilere dayalı olarak katkı sağladıkları tespit edilen memurlara, merkezde bağlı veya ilgili bakan, illerde valiler, ilçelerde kaymakamlar tarafından başarı belgesi verilebilir. Türk Silahlı Kuvvetlerinde (Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı hariç) görevli Devlet memurları için Millî Savunma Bakanı bu yetkisini devredebilir. Üç defa başarı belgesi alanlara üstün başarı belgesi verilir.” hükmüne yer verilmiş olup, bu maddenin 6111 sayılı Kanunun yürürlüğe girmeden önceki halinde, “Görevinde olağanüstü gayret ve çalışması ile başarı sağlayan memurlara merkezde atamaya yetkili amirler, illerde valiler ve kaymakamlar tarafından takdirname verilebilir. Takdirname sicile geçer.” hükmü yer almaktaydı. Öte yandan, 15/03/1999 tarihli ve 99/12647 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilerek 18/04/1999 tarihli ve 23670 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik”in 2’nci maddesinde, bu Yönetmeliğin, özel kanunlardaki düzenlemeler saklıkalmak kaydıyla; 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kadrolarda, il özel idareleri ve belediyeler ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmelere ait memur kadrolarında, düzenleyici ve denetleyici kurumlara ait memur kadrolarında, özelleştirme kapsam ve programında bulunan kuruluşlar da dahil olmak üzere kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlıortaklıklarına ait memur kadroları ile sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilen personelin, müdür ve daha alt görevlere görevde yükselme mahiyetindeki asaleten atamalarıile en az ortaöğretim düzeyinde mesleki veya teknik eğitim sonucu ihraz edilen unvanlara ilişkin unvan değişikliği mahiyetindeki asaleten atamaları hakkında uygulanacağı hükmü getirilmiştir. Ayrıca, söz konusu Yönetmeliğin 15’inci maddesinde, “Kurumlar, bu Yönetmeliğin kapsamına giren görevlere atanacaklarda aranacak öğrenim düzeyi ile hizmet süresi, alt görevlerde bulunma süresi ve disipline ilişkin şartlar ile bunlar için verilecek görevde yükselme eğitiminin ilanı, şekli, süresi, konuları, ağırlıkları ve kapsama dahil edilecek diğer unvanlar ve bunlara ilişkin seçme kriterlerini, yapılacak sınavlara ilişkin usul ve esaslar ile bu konulara ilişkin diğer hususları Devlet Personel Başkanlığının olumlu görüşünü alarak çıkaracakları yönetmelikle düzenler.” hükmü gereğince, her kurum kendi personelinin görevde yükselme ve unvan değişikliğine ilişkin usul ve esaslarını, kendi özel yönetmeliğinde düzenlemiştir.

Diğer taraftan, Devlet memurlarının liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde görevlerinde yükselmelerini sağlamak amacıyla yürürlüğe konulan söz konusu Genel Yönetmelik hükümlerinin birlik ve beraberlik içinde uygulanmasına, bazı tereddütlerin giderilmesine, personelin etkinliğinin ve verimliliğinin sağlanmasına ve atanılacak boşkadro/pozisyonların gerektirdiği niteliklerin kazandırılmasına ilişkin hususlar da, 25/06/2002 tarihli ve 2002/25 sayılı Başbakanlık Genelgesi ve 20/01/2003 tarihli ve 2003/2 sayılıBaşbakanlık Genelgesi ile düzenleme yapılmıştır.

Bu bağlamda, 2002/25 sayılı Başbakanlık Genelgesi, kamu kurum ve kuruluşlarındaki farklı uygulamaları ortadan kaldırmak, hukukun genellik ve eşitlik ilkelerini tesis etmek amacıyla, kurum ve kuruluşlarca atama yapılacağı duyurulan kadro/pozisyon sayısının (2) katından fazla personelin başvurması halinde, bu personelin seçiminde öğrenim düzeyi, hizmet süresi, sicil ortalaması, disiplin durumu, aldığı takdirname ve ödüller, katıldığı hizmet içi eğitim programları ve yabancı dil bilgisi seviyesi göz önünde tutularak düzenlenen Ek-1 Değerlendirme Formunda gösterilen puanlamaya uyulacağı, bu forma göre değerlendirilmek suretiyle, toplam puanı en fazla olandan başlamak üzere kadro/pozisyon sayısının (2) katıkadar personelin belirlenerek eğitime alınacağını belirtmiş; daha sonra yayımlanan 2003/2 sayılı Başbakanlık Genelgesiyle, “Değerlendirme Formu”nda, (10) yıldan sonraki her bir hizmet yılı için öngörülen puan azaltılmış ve sınavda başarısız olma veya mazeretsiz sınava katılmama kriteri Forma eklenmiş olup, 25/07/2005 tarihli ve 2005/9482 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Yönetmeliğin 1’inci maddesiyle, görevde yükselme eğitimine alınacakların sayısının atama yapılacak boş kadro sayısının üç katını geçemeyeceğine ilişkin düzenleme yapılmıştır.

“Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik”in 01/03/2010 tarihli ve 2010/192 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kabul edilerek 12/03/2010 tarihli ve 27519 sayılıResmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesine binaen, 2002/25 sayılı Başbakanlık Genelgesinin eki “Ek-1 Değerlendirme Formu” değiştirilerek “Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik”e “Personel Değerlendirme Formu” olarak eklenmiştir. Söz konusu Formda, kurum ve kuruluşlar ile kamu görevlileri sendikalarından gelen talepler doğrultusunda, personelin katılmış olduğu hizmet içi eğitimler ile sicil puanı değerlendirme ölçütü olmaktan çıkarılmış; takdirname ve ödüllere verilen puanlar ise, sırasıyla (1) ve (2) puan olarak yeniden belirlenmiş; ancak, takdirname ve ödüllerin atamaya yetkili amirlerce verilmiş olması hususu kaldırılarak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 122’nci maddesiyle paralellik sağlanmıştır.

Bu çerçevede, 07/04/2012 tarihli ve 28257 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği”nin 8’inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Görevde yükselme eğitimine katılacakların sayısı, duyurulan boş kadro sayısının üç katını geçemez. Üç katından az istekli Bulunması halinde, başvuru şartlarını taşıyan başvuru sahibi tüm personelin eğitime alınmasısağlanır. Duyurulan kadro sayısının üç katından fazla personelin başvurması halinde, 15/3/1999 tarihli ve 99/12647 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe giren Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin ekinde yer alan Personel Değerlendirme Formunda belirtildiği şekilde puanlama yapılmak suretiyle, toplam puanı en fazla olandan başlamak üzere, kadro sayısının üç katı kadar personel belirlenerek eğitime alınır.” hükmü; 10’uncu maddesinin ikinci fıkrasında ise, “Görevde yükselme sınavı sonucunda başarılı bulunanlar arasından, üç ay içinde başarı sıralamasına göre duyurulan boş kadro sayısı kadar atama yapılır. Puanların eşit olması halinde, 15/3/1999 tarihli ve 99/12647 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe giren Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin ekinde yer alan Personel Değerlendirme Formunda belirtildiği şekilde puanlama yapılmak suretiyle, toplam puanı en yüksek olandan başlamak üzere atama yapılır.” hükmü yer almaktadır.

Aynı şekilde, 13/12/2005 tarihli ve 26022 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında Görevli Devlet Memurlarının Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği”nin 10’uncu maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde, “Bu Yönetmelik kapsamındaki görevde yükselmeye tabi kadrolara müracaat eden ve yapılan inceleme sonucunda son başvuru tarihi itibariyle niteliklerinin uygun olduğu tespit edilen personel, Genel Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1 sayılı Personel Değerlendirme Formunda belirtildiği şekilde değerlendirmeye tabi tutulur. Ayrıca, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 165 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (3) ve (4) numaralı alt bentlerinde yer alan disiplin cezaları, görevde yükselme eğitimine alınacak personelin belirlenmesinde aylıktan kesme cezasının eşdeğeri ölçüt puanıolarak değerlendirilir. Buna göre toplam puanı en fazla olandan başlamak üzere kadro sayısının üç katı kadar personel belirlenerek eğitime alınır.” hükmü; 18’inci maddesinde de, “Görevde yükselme veya unvan değişikliği sınavı sonucunda başarılı olanlar arasından, üç ay içinde başarı sıralamasına göre duyurulan boş kadro sayısı kadar atama yapılır. Puanların eşit olması hâlinde, Genel Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1 sayılı Personel Değerlendirme Formunda belirtildiği şekilde değerlendirilmek suretiyle, toplam puanı en yüksek olandan başlamak üzere atama yapılır. Ayrıca, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 165 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (3) ve (4) numaralı alt bentlerinde yer alan disiplin cezaları, görevde yükselme veya unvan değişikliği sınavı sonucunda atanacak personelin belirlenmesinde aylıktan kesme cezasının eşdeğeri ölçüt puanı olarak değerlendirilir.” hükmü getirilmiştir.

Bununla birlikte, 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı “Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu”nun 1’inci maddesinde, “Bu kanun, Türk Silâhlı Kuvvetlerine mensup subaylar, astsubaylar ile harp okulları, fakülteler, yüksek okullar ve astsubay okullarında öğrenim yapan asker öğrencilere uygulanır. Türk Silâhlı Kuvvetlerinde görevli diğer asker ve sivil kişiler kendi özel kanunlarına tabidirler.” hükmü mevcuttur.

Nitekim, 04/01/1961 tarihli ve 211 sayılı “Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu”nun 32’nci maddesinde, “Disiplinin muhafazası ve hizmete mütaallik hususlarda tekamülü teşvik ve temin için mükafat ve ceza tedbirlerine müracat olunur. Mükafat ve cezaya ait tedbirler kanun ve nizamlara göre alınır.” hükmünü amirdir. Bahsedilen Kanunun “U) Silahlı Kuvvetlerde Çalışan Sivil Personel” bölümünde düzenlenmiş bulunan 115’inci maddesinde ise, “Silahlı Kuvvetlerde çalışan sivil memur, müstahdem, müteferrik müstahdem ve gündelikçi sivil personel bu kanunun askerlere tahmil ettiği sorumluluk ve hizmetlerin ifası bakımından: a) Amir vazifesi alanlar; maiyetindeki bütün askeri ve sivil personele hizmetin icabettirdiği emirleri verebilir. Ceza vermek salahiyetleri yoktur. Maiyetin cezalandırılması icabeden hallerde en yakın askeri amire müracaat edilir. b) Bütün sivil personel emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda olup bu kanunun 14 üncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecburdurlar. Hilafına hareket edenler askerlerin tabi olduğu cezai müeyyidelere tabi olurlar.” hükmü bulunmakta olup, aynıbölümün diğer maddelerinde, sivil memurların takdirnameleri ile ilgili herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

Ayrıca, 06/09/1961 tarihli ve 10899 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, “Türk SilahlıKuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği”nin “Mükafat” başlıklı üçüncü bölümünde yer alan 51’inci maddesinde, “Her âmir maiyetindekilerin gayret ve muvaffakiyetlerini bitaraf ve müşvik bir bakışla daima tetkik ve takip ederek maddi mükâfatlar için elde bulunan kanun ve nizamlara göre bir hak ve menfaat kazanmalarına delâlet etmeli ve manevi mükâfatlar için tamimlerle takdir, üstlere arz ve tavsiye suretiyle hakları olan tergip ve mükâfat fırsatını kaçırmamalıdır. Ancak, herkes kendisine verilen vazifeyi çok iyi ve tam olarak vaktinde yapmakla mükelleftir. Bu sebeple, (Vazifesini yapmıştır, vazifesini vaktinde yapmıştır.) diye mükâfatlar dağıtmak, taltifte ifraata varmaktır. Ve bu hal vazifenin mükâfat karşılığı olarak yapılacağı hissinin ve düşüncesinin Silâhlı Kuvvetlere aşılanması gibi mahsurlu neticeler verir.” hükmü; 52’nci maddesinde, “Vazife sahiplerinin taltife hak kazanabilmesi için çok iyi ve tam vaktinde yapılması lâzım gelen vazifeleri büyük zorluklar karşısında, takatın üstünde kuvvet ve kudret sarfederek yılmazlık ve cesurluk göstererek herkesi imrendirecek ve umumun takdirini celbedecek parlak bir şekilde yapmış ve tamamlamış olmaları şarttır. Umumi bir ölçü olarak yalnız bu esas dahilinde yapılacak mükâfat daima müessir ve teşvik edici olur.” hükmü; 53’üncü maddesinde ise, “Kanun ve nizamlara göre mükâfata hak kazanan personelin işbu mükâfatlarını tertip edilecek özel törenlerle herkesin önünde vermek, madalya alanların madalyalarını kıta toplantıları yaptırarak umumun önünde en büyük üst eliyle takmak; erbaşve erlerden nişancı işareti kazananlara ve sair ihtisas er ve erbaşlara verilecek diploma atış, eğitim ve okuma yazma birinciliklerine verilecek para veya eşyayı kıta toplantıları yaptırarak umumun önünde özel bir törenle ve en büyük üst'ün eliyle vermek ve her defasında diğerlerinin de bu gibi muvaffakiyetler kazanmalarını teşvik ederek ve bunları kazananların yükselen itibarlarını canlandıracak sözler söylemek, resimlerini askerî neşriyatla yayınlamak uygun olur. Personelin mükâfat belgeleri sicil esas kayıt defterine işlenir ve şahsi dosyalarında muhafaza edilir.” hükmü mevcuttur.

Mezkûr Yönetmeliğin “Silâhlı kuvvetlerde çalışan sivil personel” başlıklı bölümünde yer alan 717’nci maddesinde, “Silâhlı Kuvvetlerde çalışan sivil memur, müstahdem müteferrik müstahdem ve gündelikçi sivil personel Türk Silâhlı Kuvvetler İç Hizmet Kanunu ile bu Yönetmeliğin askerlere tahmil ettiği sorumluluk ve hizmetlerin ifası bakımından: a) Amir vazifesi alanlar; maiyetindeki bütün askerî ve sivil personele hizmetin icabettirdiği emirleri verebilir. Ceza vermek selâhiyetleri yoktur. Maiyetini cezalandırılması icabeden hallerde en yakın askerî âmire müracaat edilir. Bu halde ceza verecek en yakın askerî âmir kendisine ceza verilecek olan askerî veya sivil personelin en yakın askerî disiplin âmiridir. b) Silâhlı Kuvvetlerde vazifeli her nevi sivil personel emrinde çalıştıkları askerî âmirlere karşı ast durumunda olup, Türk Silâhlı Kuvetleri İç Hizmet Kanununun 14 üncü maddesi ile bu madde ile ilgili yönnetmelik hükümlerinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecburdurlar. Hilâfına hareket edenler askerlerin tabi oldukları cezai sorumluluklara tabidirler. c) Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silâhlı Kuvvetleri kadrolarında veya kadro açıklamalar bölümünde özel nitelikli olarak gösterilen görev yerlerine atanan memurların askerî personel ile olan protokol münasebetleri, görevlendirildikleri kadro derecesindeki subaylar gibidir. Bu statüdeki personele ve bakmakla yükümlü oldukları aile fertlerine Yönergede tespit edilen kimlik kartları verilir. d) Askerî tabiplerce muayene ve tedavi edilecek, askerî hastanelere yatırılacak sivil personelin askerî tabip ve hastanelere müracaat usulü şekli, muayene ve tedavileri için gerekli ilâç iaşe ve malzeme bedellerinin verilmesi ve temini hususlarında kendi hususi kanunlarında hüküm bulunmadığı veya temini imkân olmadığı hallerde işbu Yönetmeliğin sağlık işleri bölümünde askerler hakkında konulan hükümler tatbik olunur.” hükmü; 718’inci maddesinde ise, “Silâhlı Kuvvetlerde çalışan sivil personelin, Türk SilâhlıKuvvetler İç Hizmet Kanunu ile bu Yönetmeliğin askerlere tanıdığı hak ve selâhiyetlerden faydalanmaları ve mükellefiyetleri yerine getirmeleri aşağıdaki esaslar dahilinde olur: a) Müracaat ve şikâyet bölümlerinde gösterilen usul, hak ve kayıtlara aynen tâbidirler. b) İzin hususunda; Türk Silâhlı Kuvvetler İç Hizmet Kanununun 33 üncü maddesi ve bu madde ile ilgili Yönetmelik hükümlerine aynen riayetle mükelleftirler. Ancak, yıllık izinleri kendi özel kanunlarındaki esaslara göre tâyin ve tanzim olunur. c) Hastalık ve ölüm hallerinde bütün sivil personel hakkında tâbi oldukları özel kanunlar hükümleri tatbik olunur. Ancak sivil personel ve bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri, bunlardan harp ve vazife malülü olanlar ile bakmakla yükümlü bulundukları aile fertleri ve harp ve vazife malüllüğünü gerektiren nedenlerden dolayı ölenlerin aylığa müstehak dul ve yetimleri, 211 sayılı Kanunun 66 ncımaddesinin (a) ve (b) fıkraları ile 67 nci maddesinin hükümlerinden aynen istifade ederler. Aile fertleri; eş, çocuklar (üvey ve evlatlıklar dahil) ile ana ve babadır. Ayrıca, özel kanunlarıhükümlerine tâbi maaşlı, ücretli ve gündelikçi personel ile diğer şekillerdeki istihdam edilen sivil personelin sadece kendileri askerî tabipler tarafından muayene ve tedavi edilebilir ve askerî hastanelere yatırılabilirler. d) Silâhlı Kuvvetler teşkilâtında vazifeli erkek ve kadın tüm sivil personel gördükleri hizmetlerin hususiyetleri göz önüne alınarak emri komutayı icap ettirmeyen nöbet görevlerinde, asker kıt'a, karargâh ve kurumlarda nöbetçi heyetlerinde yardımcı olarak istihdam edilirler. e) Hususi kanunlarına göre kurulacak ordu pazarlarından ve askerî kantinlerden yalnız kendileri aynen ve askerler gibi askerî nakil vasıtalarından ise İç Hizmet Kanununun 108 inci maddesi ve bu madde ile ilgili Yönetmelik hükümleri dâhilinde istifade ederler. f) Sivil personelin görevdeki kıyafetleri, Kıyafet Yönetmeliğinde gösterilir. g) Millî Savunma Bakanlığı ile Türk Silâhlı Kuvvetleri kadrolarında veya kadro açıklamalar bölümünde özel nitelikli olarak gösterilen görev yerlerine atanan memurlar Türk SilâhlıKuvvetleri Sosyal tesislerinden görevlendirildikleri kadro derecesindeki subaylar gibi istifade ederler. Bunların bakmakla yükümlü oldukları aile fertlerinin bu tesislerden istifadesinde de aynı esas uygulanır.” hükmü bulunmaktadır.

Diğer taraftan, 15/04/2011 tarihli ve 27906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan (2) seri numaralı “Kamu Personeli Genel Tebliği”nin “B) SİCİL, DİSİPLİN VE DİĞER HUSUSLARA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR” başlıklı bölümünün 11’inci maddesinde, “657 sayılı Kanunun değişik 122 nci maddesinde, memurlara başarı ve üstün başarı belgesi verilmesine ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca verilecek olan başarı belgesi ve üstün başarı belgelerinin ön yüzünde başlık (Başarı Belgesi, Üstün Başarı Belgesi), kurum logosu, ilgili personele ait bilgiler ve fotoğraf, belge verilmesine esas somut olay ve verilere ilişkin özet bilgi, belgeyi veren makamın imza ve mührü; arka yüzünde verilme gerekçesi, 657 sayılı Kanunun 122 nci maddesine istinaden verildiğini belirtir ifade, tarih ve sayıbulunması zorunludur.” hükmü yer almaktadır.

Bu itibarla; 1- Gerek 926 sayılı “Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu”nda, gerekse 211 sayılı“Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu”nda ve “Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği”nde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmakta olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi personele verilecek takdirnamelere ilişkin özel bir düzenlemeye yer verilmemiş olmasından dolayı, söz konusu personelin takdirname hususunda Türk SilahlıKuvvetleri dışındaki kamu kurumlarında görev yapan Devlet memurlarından farklı bir uygulamaya tabi olmalarını gerektirecek bir durumun bulunmadığı; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi personel arasında uygulama birliğinin sağlanması amacıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan sivil memurlara verilmiş veya verilecek olan takdirname ve başarı belgelerinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun ilgili maddelerinin uygulanması gerektiği; ancak illerde valilerin, ilçelerde ise kaymakamların, Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı hariç, il veya ilçelerde bulunan askeri birlikler üzerindeki yetkilerinin sınırlı olması ve bu birliklerde görev yapan sivil memurların hiyerarşik amiri konumunda olmadıkları; bundan dolayı, valilerin ve kaymakamların askeri kurumlarda görev yapmakta olan sivil memurları takdirname açısından değerlendirmelerinin yerinde ve mümkün olamayacağı, 2- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 13/02/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 122’nci maddesinde, “Görevinde olağanüstü gayret ve çalışması ile başarı sağlayan memurlara merkezde atamaya yetkili amirler, illerde valiler ve kaymakamlar tarafından takdirname verilebilir. Takdirname sicile geçer.” hükmü yer almakta olup, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi personel arasında uygulama birliğinin sağlanması ile eşitlik ve hakkaniyetin korunması amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan sivil memurlardan merkezdeki komutanlıklarda görev yapanların atamaya yetkili amirlerince verilmiş; merkez dışındaki il veya ilçelerdeki askeri birliklerde çalışan sivil memurların ise görev yaptıkları il veya ilçedeki en üst rütbeli komutan tarafından verilmiş bulunan takdirnamelerin ya da takdir belgelerinin görevde yükselmede değerlendirilmesi gerektiği, 3- “Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelik”in eki Personel Değerlendirme Formunun (3) numaralıdeğerlendirme ölçütünün, “takdirname”nin puanlanması ile ilgili olmasına rağmen, “kamu kaynağında önemli ölçüde tasarruf sağlanmasında, kamu zararının oluşmasının önlenmesinde ve önlenemez kamu zararlarının önemli ölçüde azaltılmasında, kamusal fayda ve gelirlerin beklenenin üzerinde artırılmasında veya sunulan hizmetlerin etkinlik ve kalitesinin yükseltilmesinde somut olaylara ve verilere dayalı olarak katkı sağladıkları tespit edilen memurlara” verilmesi öngörülen başarı belgesinin, “takdirname” yerine ikame edilmişbulunması ve takdirnameye göre daha nitelikli şartlara bağlanmış olmasından dolayı, başarıbelgesinin de takdirnameyle aynı şekilde puanlanması gerektiği; ancak başarı belgesinin yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde usulüne uygun olarak verilmişbulunması gerektiği mütalaa edilmektedir.

Bizi Sosyal Medyada Bulun

Sosyal medya sayfalarımıza üye olarak haberlerimize ulaşmak için aşağıdaki ikonları kullanabilirsiniz.

İçerik Koruması

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri gereğince, Sitemiz içeriğinin izinsiz olarak kopyalanması, alıntı yapılması yasaktır.